Modern yaşamda bedenle aramızdaki bağ giderek zayıflıyor. Uzun süre oturuyoruz, hızlı yiyoruz, geç uyuyoruz ve dinlenmeyi lüks sanıyoruz. Bu alışkanlıklar bir süre idare ediliyor ama sonra vücut küçük uyarılar vermeye başlıyor. Başta hafif olan sinyaller, zamanla daha belirgin hale geliyor.
Örneğin sürekli boyun ve sırt ağrısı, sadece yanlış oturuşun değil, aynı zamanda zihinsel yükün de bir yansıması olabiliyor. Mide sorunları çoğu zaman yalnızca beslenmeyle ilgili değil, bastırılan stresin de bedendeki karşılığı. Uykusuzluk ise çoğu zaman yorgunluktan değil, zihnin hiç susmamasından kaynaklanıyor.
Bedeni dinlemek, her ağrıyı ciddiye alıp paniğe kapılmak anlamına gelmiyor elbette. Ama görmezden gelmek de bir çözüm değil. Gün içinde kısa duraklar vermek, nefese odaklanmak, hareket etmek ve gerçekten dinlenmeye izin vermek, bedenle yeniden temas kurmamızı sağlıyor.
Tahlil sonuçları ya da reçetelerden ibaret olan bir sağlık düşünmeyin. Bedenle kurulan ilişki ne kadar sağlıklıysa, genel iyi olma halimiz de o kadar güçlü oluyor. Bazen yapılması gereken tek şey biraz yavaşlamak.