Diyarbakır’da 9 bin yıllık keşif! Toprağın altından bakın ne çıktı

Diyarbakır’ın Ergani ilçesi yakınlarındaki Çayönü Tepesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda yaklaşık 9 bin yıllık olduğu değerlendirilen bir üretim alanı ortaya çıkarıldı. MÖ 6900-6800 yıllarına tarihlenen yaklaşık 5 metrekarelik atölyede ham ve işlenmiş malakit parçalarının yanı sıra bakır objeler ve taş döşeli bir çalışma alanı bulundu.

2026 yılı Diyarbakır Çayönü kazılarında ortaya çıkarılan keşif, Neolitik dönemde yaşayan toplulukların yalnızca hangi malzemeleri kullandığını değil, üretimi nasıl organize ettiğini anlamak açısından da önemli ipuçları sunuyor.

Güneybatı Asya’nın en önemli erken dönem yerleşimlerinden biri kabul edilen Çayönü’ndeki kazılar, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülüyor.

Reklam
Reklam

YAKLAŞIK 5 METREKARELİK ÖZEL ÇALIŞMA ALANI

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından paylaşılan bilgilere göre atölye, yerleşimin batı bölümünde tespit edildi.

Yaklaşık 5 metrekarelik alanın çevresinde en az 6 direk çukuru belirlenirken, atölyenin merkezinde taş döşeli bir çalışma yüzeyi bulundu.

Direk çukurları, çalışma alanının geçmişte hafif bir yapı veya gölgelikle örtülmüş olabileceğine işaret ediyor. Bu durum da buluntuların rastgele aynı noktada birikmediği, alanın bilinçli şekilde üretim faaliyetleri için düzenlenmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

HAM MALZEMEDEN İŞLENMİŞ PARÇALARA KADAR BULUNDU

Atölyenin merkezinde 18 malakit parçası bulundu. Atölye ve hemen çevresinde ise 24-25 örnek daha kayıt altına alındı. Kazı alanının genelinde şimdiye kadar ortaya çıkarılan malakit ve bakır buluntularının sayısı yaklaşık 42’ye ulaştı.

Reklam
Reklam

Buluntular arasında ham malakit, kısmen işlenmiş parçalar, işlenmiş malakit, bakır boncuklar ve farklı bakır objeler yer alıyor.

Farklı üretim aşamalarına ait malzemelerin aynı alanda bulunması, keşfin arkeolojik değerini artırıyor. Çünkü tek başına tamamlanmış bir bakır obje, o toplumun metali bildiğini ve kullandığını gösterirken; ham madde, yarı işlenmiş parçalar ve tamamlanmış ürünlerin aynı çalışma alanında bulunması üretim sürecinin nasıl ilerlediğine ilişkin çok daha fazla bilgi verebiliyor.

Böylece arkeologlar malzemenin nerede işlendiği, üretimin hangi aşamalardan geçtiği ve belirli faaliyetlerin yerleşimin özel bölümlerinde yoğunlaşıp yoğunlaşmadığı gibi sorulara yanıt arayabiliyor.

ÇAYÖNÜ’NDE BAKIRIN İZİ MÖ 9100’E KADAR GİDİYOR

Çayönü, erken dönem bakır teknolojisi üzerine yapılan araştırmalarda zaten özel bir yere sahip. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, keşifle ilgili açıklamasında Çayönü’nde bakır ve malakit kullanımına ilişkin kanıtların MÖ 9100’lere kadar uzandığını belirtti.

Reklam
Reklam

Yeni bulunan atölyenin ise bu geleneğin yaklaşık 2 bin yıl boyunca devam ettiğine ve zaman içerisinde belirli alanlarda uzmanlaşmış üretim faaliyetlerinin gerçekleştirildiğine dair önemli bir kanıt olduğu değerlendiriliyor.

Anadolu ve Kuzey Mezopotamya’da yaşayan toplulukların, metalin günlük yaşamda yaygın bir malzemeye dönüşmesinden binlerce yıl önce doğal bakır ve bakır minerallerini işlediği biliniyor.

Çayönü’nde daha önce ortaya çıkarılan buluntular da tarih öncesi metal işçiliğinin anlaşılmasında önemli rol oynadı. Araştırmalar, yerleşimde doğal bakırın işlendiğini; dövme ve tavlama gibi yöntemlerin kullanıldığına dair kanıtlar bulunduğunu ortaya koymuştu. Tavlama yönteminde bakır, üretim sırasında kontrollü biçimde ısıtılarak işleniyor.

Yeni keşfi farklı kılan ise tek bir bakır veya malakit objesinin bulunmasından çok, üretimin çeşitli aşamalarının izlenebildiği tanımlanmış bir çalışma alanının ortaya çıkarılması.

Reklam
Reklam

“MADENCİLİK ATÖLYESİ” NE ANLAMA GELİYOR?

Resmi açıklamada keşfedilen alan “madencilik atölyesi” olarak tanımlanıyor. Ancak bu ifade, günümüzde veya daha sonraki dönemlerde görülen büyük ölçekli metalürjik üretim tesisleriyle karıştırılmamalı.

Burada söz konusu olan alan, malakit ve bakırın işlenmesiyle bağlantılı özel bir çalışma alanı olarak öne çıkıyor.

Neolitik dönemin bakır teknolojisi, büyük fırınlarda yoğun cevher işlemeye dayanan daha sonraki metalürji teknikleriyle aynı anlama gelmiyor. Dönemin zanaatkârları malakit gibi bakır minerallerini seçip şekillendirirken, doğada metal halinde bulunan bakırı da dövme ve ısıtma gibi tekniklerle işleyebiliyordu.

Çayönü’nde ortaya çıkarılan son bulgular, insanların mineraller ve metaller konusunda giderek daha uzmanlaşmış bilgiler geliştirdiği binlerce yıllık teknolojik dönüşümün önemli halkalarından birini gözler önüne seriyor.

Reklam
Reklam
Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: