Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS), Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı ile Dassault Systèmes Vakfı'nın ortaklaşa yürüttüğü PHAROS Projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışma, tarihin en ünlü yapılarından birinin yeniden dijital olarak inşa edilmesini hedefliyor.
Denizden çıkarılan parçalar arasında dev kapı lentoları, eşikler, sütun parçaları ve döşeme taşları bulunuyor. Bazı blokların ağırlığının 70 ila 80 ton arasında değiştiği belirtiliyor. Uzmanlara göre bu parçalar, fenerin görkemli giriş bölümünün önemli unsurlarını oluşturuyordu.
İskenderiye Limanı'ndaki batık kalıntılar ilk kez 1968 yılında fark edilse de sistematik araştırmalar 1990'lı yıllarda başladı. Fransız arkeolog Jean-Yves Empereur'un liderliğinde yürütülen çalışmalar sırasında bölgede 3 binden fazla tarihi eser tespit edildi. Sfenksler, obeliskler, sütunlar ve granit bloklar arasında fenerin izlerine ulaşıldı.
Yaklaşık 30 yıllık araştırmaların ardından ekip, yapının en büyük ve en etkileyici parçalarını denizden çıkarmayı başardı.
Projede görev alan uzmanlar, çıkarılan her taşı ileri düzey fotogrametri teknolojisiyle tarayacak. Elde edilen veriler sayesinde bloklar sanal ortamda bir araya getirilecek ve İskenderiye Feneri'nin üç boyutlu modeli oluşturulacak.
Tarihçiler, arkeologlar, mimarlar ve numismatlardan oluşan ekip ayrıca antik kaynaklardaki çizimleri ve betimlemeleri de inceleyerek yapının en doğru halini ortaya çıkarmaya çalışacak.
MÖ 3. yüzyılın başlarında, Ptolemaios I Soter döneminde inşa edilen İskenderiye Feneri'nin mimarı Yunan asıllı Knidoslu Sostratos olarak biliniyor. Yaklaşık 100 metreden fazla yüksekliğe sahip olan yapı, Akdeniz'de seyreden gemilere güvenli rota sağlıyordu.
Yaklaşık 1600 yıl boyunca dünyanın en etkileyici insan yapılarından biri olarak ayakta kalan fener, 1303 yılında meydana gelen büyük depremde ağır hasar gördü. Yapının kalan taşları ise 1477 yılında Memlük Sultanı Kayıtbay tarafından aynı bölgede inşa edilen kalede kullanıldı.