Hormonal ve fiziksel bir sorunu olmayan ortalama bir kişinin boy açısından büyümesi genellikle 20 yaşına kadar devam eder ve sonlanır. Bazı istisnalar olsa da bir insanın 20 yaşından sonra açık bir biçimde uzaması pek mümkün değildir. Bu uzamanın görüldüğü sağlık sorunu ise el, ayak ve yüz kemikleri gibi vücudun belli başlı bölgelerinin büyüdüğü nadir görülen durumlardan biridir. Buna vücudun yüksek oranlarda büyüme hormonu üretmesi yol açar.
Türk vatandaşı olan Rumeysa Gelgi, dünyanın en uzun kadını olarak bilinir.
Gelgi, 1997 senesinde Karabük’te dünyaya geldi. Rumeysa, Weaver Sendromu adı verilen bir genetik hastalığa sahip olduğundan 2 metre 15 santimetrelik boyu ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Genç kız doğduğu andan itibaren Weaver Sendromu'nun belirtilerini yaşamaya başladı. Yenidoğan bir bebek için oldukça büyük olan Rumeysa'nın sağlık sorunu ise Hacettepe Üniversitesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği'nde tespit edildi. Bu hastalığa sahip olmasından dolayı genç kızın boyu, kemikleri ve iç organları normalden daha büyük bir yapıya sahipti. Rumeysa henüz 9 yaşındayken 2 metreden uzundu.
Boyundan dolayı yaşadığı zorluklara rağmen hayata pozitif bakan Rumeysa, 2014 yılında liseyi bitirdi ve aynı sene Guinness Rekorlar Kitabı tarafından dünyanın en uzun kadını olarak ilan edildi. Rumeysa, ABD’den gelen bir ekip tarafından ölçülerek bu unvanın sahibi oldu ve sertifikasını aldı.
Rumeysa'nın çocukluk dönemi ameliyatlar, fizyoterapi ve birçok tıbbi işlemle geçmiş olmasına rağmen, bu süreçte ailesinin desteğini gördü. Annesinin söyledikleri şu şekildedir: "Boyu her zaman normalden daha uzundu, kalın bir sesi vardı. Elleri ve ayakları büyüktü. Çok farklı bir görüntüye sahipti ve anlamamak mümkün değildi."
Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yaşayan Gelgi, düzenlediği bir basın toplantısında bu unvanı aldığı için gururlu olduğunu söylemiştir. Genç kadın, dünyaya geldiği 1997 senesinde bu hastalığa sahip olan 27. kişi olarak yürüteç yardımıyla hareket edebilmektedir. Günümüzde sağlık durumunda herhangi bir değişiklik olmazken, kaslarını güçlendirmek için fizyoterapi ve düzenli olarak yüzme dersleri almaktadır.
Rumeysa, boyunun aşırı uzun olmasıyla beraber bazı sorunları yaşamaya devam etmektedir. Fiziksel yapısına uygun ortopedik ayakkabılar yaptırırken, yürüteç yardımıyla sadece kısa süre boyunca yürüyebilmektedir. Rumeysa, rekorun sahibi olduğu günden itibaren hastalığı konusunda insanları bilinçlendirmeyi ve farkındalık yaratmayı kendine görev edinmiştir. Bu kapsamda ise pozitifliğin, çeşitliliğin ve araştırmanın savunucusu olmuştur.
Weaver sendromu, genellikle uzun boy belirtisiyle öne çıkan bir hastalık olarak bilinmektedir. Hastalığın diğer semptomları arasında normalden daha büyük kafa boyutu yer almaktadır. Bununla beraber zihinsel engel, belirgin yüz hatları, parmak ve ayak parmaklarının bozulması, zayıf koordinasyon, yumuşak ve hamur kıvamında bir cilt, göbek fıtığı, anormal kas dokusu ve bebeklik döneminde boğuk, alçak sesli ağlama gibi belirtiler de bu hastalığın göstergelerinden biri olmaktadır.
Bazı araştırmalara göre; Weaver sendromu yaşayan kişilerde nöroblastom geliştirme riskinin artabileceği ortaya koyulmaktadır. Weaver sendromu genellikle EZH2 genindeki farklılıklardan dolayı ortaya çıkabilir. Durumun otozomal dominant olarak literatürde yer almasına rağmen, sendrom yaşayan kişilerin ailelerinde bu hastalığın izi görülmeyebilir. Buna rağmen novo genetik değişiklikler olarak meydana gelmektedir.