Water Footprint ya da su ayak izi, bireylerin ya da kurumların üretim için tükettiği suyun miktarıdır. Sanal suyu da barındıran bu kavram, bir ürünün üretilişinden kapımıza gelene kadarki tüm süreçte kullanılan suyu hesaba katmasıyla dikkat çekiyor. Çünkü bir tişört almak ya da bir fincan içmek istediğimizde aslında bu ürünlerin her birinin üretiminde harcanan litrelerce suyu görmüyoruz oysa bir fincan kahve içmek istediğimizde aslında çoktan 140 litre su tüketilmiş oluyor.
Su ayak izi, yeşil, mavi ve gri olmak üzere üç kategoriye ayrılıyor. Yeşil su, toprakta depolanan yağmur suyunu anlatırken mavi su, nehirlerden, göllerden ve yeraltı su kaynaklarının insan ve sulamada kullanımını gösteriyor. Gri su ise kirletilen suyun yasal seviyeye ulaşması için gereken temiz su miktarını ifade ediyor. Bu açıdan baktığımızda yaptığmız her alışverişte görünür olmasa da temiz su kaynaklarını harcıyoruz.
Küresel ölçekte baktığımızda su ayak izinin büyük bir bölümünü tarım ve hayvancılık sektörünün oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle tüm besin tercihlerimiz, su tüketimimizi doğrudan etkiliyor. Günümüzde üretilen gıdanın yaklaşık %35'i israf edilmeye devam edilirken su ayak izini düşürmek için sadece sektörel değil bireysel düzeyde de düşünmek ve buna göre alışkanlıklarımızı ve seçimlerimizi şekillendirmemiz gerekiyor çünkü bu bir döngü halinde çevreyi kirleten ve sınırlı kaynakların tükenmesini hızlandırıyor.