Araştırmalar, belirli alışkanlıkların düşünme süreçlerinin sınırlı kalmasıyla bağlantılı olabileceğini gösteriyor. Uzmanlar bu bahsedeceğimiz davranışların tek başına zeka seviyesini belirlemede yetersiz kaldığını belirtse de aynı zamanda değerlendirme açısından dikkate alınması gereken sinyaller olabileceğini de vurguluyor.
Düşünme ve öğrenme isteğinin temelinde merak yatar. Soru sormaktan sürekli çekinmek, yeni bilgiler edinmeyi ertelemek bilişsel gelişimi sınırlayabilir. Araştırmalar, merak düzeyi yüksek kişilerin problem çözme ve soyut düşünme becerilerinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
Çoğu zaman düşünmeden anlık tepkiler vermek, mantıklı çıkarımlar yapma becerisini zayıflatabilir. Etkili ve sağlıklı bir iletişimde düşün ve sonra konuş yaklaşımı önemlidir.
Hayattaki zorluklardan kaçmak ve çözüm yolları aramamak zamanla bilişsel becerileri zayıflatabilir. Problemleri çözme, hem zek hem de kişisel gelişim için kritik bir yetenek olarak görülür. Planlama da ileri düzey düşünme ve problem çözme becerileriyle bağlantılıdır. Sistem kuramama ve plansızlık da zihinsel süreçleri dağınık hale getirebilir.
Yapıcı eleştiriyi reddetmek, kendi düşünce kalıplarını sorgulamayı engeller. Gelişimin önündeki en büyük engellerden biri geri bildirimlere kapalı olmaktır. Düzenli bir şekilde eleştirileri reddetmek bilişsel gelişimi zayıflatır.
Beyin, yeni uyaranlara ihtiyaç duyar. Beyin, yeni deneyimler karşısında yeni sinir bağlantıları kurar (nöroplastisite). Sürekli aynı rutin içinde kalmak bu bağlantıların gelişimini yavaşlatabilir. Yeni deneyimler, düşünceler, farklı bakış açıları zihnin esnemesine yardımcı olur. Yeni düşüncelere kendini kapatmak, denememek ve risk almamak uzun vadede analitik düşünmeyi köreltebilir.