Uçsuz bucaksız bir yaylanın ortasında, sert rüzgara ve dondurucu kışlara meydan okuyan iki dev heykel bulunuyor. Darende’nin Yeniköy sınırlarında halkın "Aslantaşlar" adını verdiği bu iki anıt, ilk bakışta bir tapınağın ya da hükümdar sarayının girişini andırıyor. Ancak etrafta ne bir kapı var, ne bir sur, ne de tek bir temel taşı. İki nöbetçi, adeta görünmez bir kapıyı korur gibi bomboş ovaya bakıyor.
Yaklaşık iki metre yüksekliğindeki açık ağızlı dev heykelleri benzersiz kılan ilk unsur, işçilikleri. Anadolu’da sıkça rastlanan kaya kabartmalarının aksine, bu aslanlar tek parça taştan dört cephesiyle bağımsız olarak yontuldu.
Arkeolojik değerlendirmelere göre heykeller, Hitit İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından bölgede hüküm süren Geç Hitit beylikleri dönemine, yani günümüzden yaklaşık 3 bin yıl öncesine tarihleniyor. Ancak üzerlerinde yaptıran kralı, beyliği ya da dikilme amacını anlatan tek bir hiyeroglif veya çivi yazısı yer almıyor.
Aslanların neden bu ıssız yaylada yalnız kaldığına dair en güçlü ipucu, 35 kilometre mesafede, Elbistan sınırındaki Sevdilli antik taş ocağında bulundu. Ocakta, Darende’deki aslanların neredeyse ikizi olan bir başka aslan heykeli yan yatmış halde duruyor.
Araştırmacılar, bu heykellerin belki de çok daha görkemli bir başkent kapısı ya da anıtsal tapınak için sipariş edildiği görüşünde. Ancak muhtemelen patlak veren bir savaş, ani bir istila ya da beyliğin çöküşü nedeniyle inşaat yarıda kaldı; aslanlar gidecekleri yere hiçbir zaman ulaşamadı. Bir diğer teoriye göre ise bu heykeller hiçbir zaman bir bina kapısı için yapılmadı; Elbistan Ovası’na bağlanan kadim geçitleri ve sınırları işaretleyen anıtsal yol bekçileriydi.
Aslantaşlar’ın gizemi, 19. yüzyılın sonlarında Batı bilim dünyasının da dikkatini çekti. Amerikalı arkeolog ve gezgin John Henry Haynes, 1881 yılında bölgeden geçerken bu iki yalnız nöbetçiyi fotoğraflayarak tarihe kaydetti. O günden bu yana doğanın yıpratıcı etkisine rağmen dimdik ayakta kalan heykeller, gizeminden hiçbir şey kaybetmedi.
Geçtiğimiz dönemde, doğa şartlarından etkilenen heykellerin korunması amacıyla Malatya Müzesi’ne taşınması yönünde bir girişim gündeme geldi. Ancak Darende halkı ve sivil toplum kuruluşları bu karara güçlü bir şekilde karşı çıktı.
Eserlerin binlerce yıldır beklediği topraklardan koparılmasının tarihi hafızayı yok edeceğini savunan ilçe sakinleri, korumanın açık hava düzenlemesiyle yerinde yapılması gerektiğini belirtti. Tepkilerin ardından taşınma rafa kaldırıldı ve aslanlar, yüzyıllardır alıştıkları yaylada bırakıldı.