Güncel

ANALİZ - Küba’dan Suriye’ye ABD’nin kiralık orduları

Trump’ın selefi Obama ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Suriye iç savaşının hangi noktasında ve hangi amaçlarla bir terör örgütüyle ortak olmaya yönelmişti? Irak ve Suriye’de örgütlenen DEAŞ’ın lideri Bağdadi’nin de ortadan kaldırıldığı konjonktürde, PKK/YPG ile ittifakın en önemli bahanelerinden biri de ortadan kalkmış olmadı mı? Bu soruların cevaplarını ABD’nin yakın tarihinde, Washington yönetiminin tasarımı olan ve terör örgütlerine dönüşen gizli orduların kaynağında aramak gerekiyor - 1959 yılında Fidel Castro liderliğindeki devrimcilerin Küba’daki Batista rejimini devirmesi, ABD’ye kendi ellerini kirletmeden ve “evlatlarını” sahaya sürmeden bir savaş yürütmenin ilk denemesini yapma fırsatını verdi. Küba örneği ABD’nin yasadışı ordu inşa etme yolculuğunun başlangıç noktasıydı - Nikaragua’daki rejimi devirmek için 1981 yılında CIA’ya yeşil ışık yakıldı. Devrik diktatör Somoza’ya yakın siyasi kesimlerden devşirilen, eli silah tutan Sandinist yönetim karşıtları Nikaragua’nın Honduras sınırında eğitilmeye başlandı - Günümüzde popüler kültür ürünü dizi ve sinema filmlerinde adına sık rastlanan Kolombiyalı uyuşturucu karteli patronu Pablo Escobar gibi figürlerin doğuşu da ABD’nin kirli savaşını beslemek için kurduğu sistemin sonucu oldu - 1984 yılının Ekim ayında CIA Direktörü William Casey, Pakistan askeri istihbaratı ISI tarafından desteklenen, Afganistan’ı işgal eden Sovyet Kızıl Ordusu’na karşı savaşan mücahitlere ne gibi bir destek verileceğini kararlaştırmak için Pakistan’a gelmişti. Bu ziyareti takip eden beş yıl içinde 2 milyar dolarlık silah ve mühimmat ABD eliyle Afgan mücahitlere aktı - Afganistan’da mücahitlerin direniş hareketini örgütleyen Abdullah Azzam ve iki oğlunun bulunduğu aracın 24 Kasım 1989’da Pakistan’ın Peşaver kentinde yol kenarına yerleştirilen bombayla havaya uçurulması yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Azzam’ın ortadan kaldırıldığı saldırının arkasında CIA’nın olduğu iddia edildi. Sebep ise ABD ile yakın bağlantılar tesis etmiş olduğu öne sürülen Usame bin Ladin’in, Afganistan’daki savaşın ardından amaçsız kalan, çoğu Arap ülkelerinden gelen savaşçıları yönlendirecek kişi olarak tercih edilmesiydi - Tam da bu dönemde Bin Ladin’in yıldızını parlatacak ve kuracağı terör örgütüne hedef belirleyecek olay gerçekleşti. 1990 yılının 2 Ağustos günü Irak ordusu, liderleri Saddam Hüseyin’in emriyle, petrol zengini komşuları Kuveyt’i işgal etti. CIA başta olmak üzere ABD’nin bazı resmi kurumlarının hem Reagan hem de George Bush (Baba Bush) yönetimindeki Beyaz Saray’a, İtalyan bankasının ABD tarafından onaylanan kredileriyle Saddam Hüseyin’in silahlanma programı yürüttüğüne ilişkin uyarıları sonuçsuz kalmıştı - Birinci Körfez Savaşı yalnızca Irak ve Kuveyt halkları için yıkım getirmekle kalmadı; ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerden binlerce yabancı askerin Suudi Arabistan’da üslenmesine, Üsame bin Ladin’in binlerce yabancı savaşçıyı çevresinde toplamasına ve inşa ettiği terör örgütü El Kaide için vizyon yaratmasına da vesile oldu - El Kaide’nin Ortadoğu’daki uzantısı olan ve aslında kökleri CIA’nın Afganistan’daki operasyonel geçmişine dayanan terör yapısına karşı ABD’nin, yine bir terör örgütü olan PKK’yı yanına alarak mücadeleye soyunması ve PKK/YPG’yi silahlandırması, buzdağının yalnızca görünen yüzü. Taraflar arasındaki ilişkinin geçmişi aslında 1991 yılına, Kuveyt’teki işgaline son vermek üzere ABD’nin Irak’a müdahale ettiği ve akabinde Irak’taki Kürt ve Şiilerin ayaklandığı günlere dayanıyor

Güncel

ANALİZ – Barış Pınarı Avrupa’nın 'ikiyüzlülüğünü' ifşa etti

Türkiye’nin teröre karşı başlattığı harekâta yönelik Batı Avrupa medyasının ve siyasi elitinin tutumu, söz konusu Türkiye olduğuna Avrupa’nın nasıl ikiyüzlülü ve çifte standartçı bir politika izlediğini bir kez daha ortaya koydu - Batı Avrupa ülkelerinin liderleri yaptıkları açıklamalarda, sivillere yönelik “endişelerini” ifade ederek söz konusu sivillerin “tehlikede” olduğunu savundu. YPG/PKK terör örgütü yanlıları sosyal medyada birçok yalan haber yayınlayarak, farklı mekân ve zamanlarda çekilen fotoğraf ve görüntüleri Barış Pınarı harekâtı sırasında çekilmiş gibi göstererek bu yönde bilgi kirliliği yaratma ve kitleleri yönlendirme çabası gösterdi - Fransa’da 2015 yılında düzenlenen terör saldırılarının ardından Batı Avrupa liderlerinin Paris sokaklarında yürüyüş yaptığını hatırlamakta fayda var. Fakat DEAŞ ve YPG/PKK tarafından düzenlenen terör saldırılarında hayatını kaybeden masum Türk vatandaşları için böyle bir şey yapmadılar - FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz kanlı darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden vatandaşlar için de Türkiye’yle yeteri derecede dayanışma gösterilmedi. Aksine, söz konusu terör örgütlerinin mensubu teröristler Batı Avrupa ülkelerine sığınıp buradan halen Türkiye ve Türk halkına karşı propaganda yapmaya devam ediyor - Arnavutluk ve Fransa karşılaşmalarında asker selamı gönderen Türk milli takım oyuncularına karşı UEFA tarafından disiplin soruşturması başlatıldı. Futbolseverler birçok Avrupalı oyuncunun gol sevinçlerini asker selamıyla kutladığını çok iyi biliyor. UEFA’nın disiplin soruşturması başlatmadığı bu hareketler, söz konusu Türk oyuncular olduğunda, disiplin soruşturması başlatılması için bir sebep olabiliyor - Çifte standartlarıyla ve savunuculuğunu yaptığı değerlere saygı göstermemekle Avrupa belki de kendi kendine zarar veriyor. Çünkü Avrupa bu davranışlarıyla kendi içinde olduğu kadar uluslararası arenada da itibarını ve güvenilirliğini kaybediyor