Sorular

/

Din

/

İslamiyet

misafir
ordinaryüs

hz. muhammed'e ilk vahiyden sonra neler yaşanmıştır?

0 0    değerlendirin
 
Cevaplar :
hasankos
meraklı

Değerli kardeşimiz,

Konuya birkaç vecihle cevap verilebilir:

1. Peygamberimizle ilgili olarak peygamberlik öncesi irhâsât cinsinden peygamberliğine işaret ve delalet manasına gelebilecek bazı haller meydana gelmiştir. Ve bunlar İslam tarihi kaynaklarında, tefsir ve hadis kitaplarında yer alırlar.

2. Hz. Peygamber (asm), Hıra dağında ilk vahiy halini yaşamasıyla birlikte vahiy meleği Cebrail aleyhisselam -ki Rasulullah o sırada onun Cebrail olduğunu büyük ihtimalle bilmiyordu- kendisini üç kez sıkmış, özellikle üçüncü sıkması çok şiddetli olmuştur.

Ardından Alak suresinin ilk beş ayeti kendisine vahiy edildikten sonra melek gözden kaybolmuştur.

Hz. Peygamber ilk vahiy halinde yaşadıkları ve vahiy meleğinin kendisine görünmesi ve sıkması ile büyük bir korku ve heyecan yaşamış, karşılaştığı olağan dışı ve etkili olayın etkisi ile tabir caizse kendini bir heyecan, korku ve titreme hali içinde bulmuş ve evine dönmüştür.

Evine gelince hanımına “beni örtünüz, beni örtünüz” isteğinde bulunmuş ve bir zaman yatıp dinlendikten, heyecan ve korkusu geçtikten sonra, sükûnete ererek, “Bana neler oluyor?” diye olanları ona anlatmış ve “lekad haşiytü ‘alâ nefsî = vallahi kendim üzerine korktum” demiştir.

Bunun üzerine hanımı kendisini şu sözlerle teselli etmiştir:

“Asla (korkma)! Tam tersine sen müjdelen (sana müjdeler olsun.). Allah seni asla cezalandırmaz. Çünkü sen akrabalık bağlarını (sıla-i rahimi devam ettirirsin, doğru konuşursun (yalan söylemezsin), güçsüzlerin yükünü üzerine alırsın, fakiri kazandırırsın, felaketine uğrayanların yardımına koşarsın.” (Hazin, Muhammed b. İbraahim, Lübâbu’t- Te’vil, I- VI, İstanbul, 1320, VI, 538; Ahmed Lütfi Kazancı, Hz. Süleyman’dan Hz. Muhammed’e Peygamberler Halkası, İstanbul, 1997, s. 20- 21).

3. Daha sonra Hz. Hatice Hz. Peygamber’i bilgi almak maksadıyla amcası oğlu ve Hıristiyan olan Varaka b. Nevfel’e götürmüş, Varaka Hz. Peygamber’in yaşadıklarını dinleyince, “(Bu senin korktuğun) Allah’ın kendisini Musa’ya indirdiği Nâmus’tur (Cibrîl)dir…” diye kanaatlerini belirtmiştir. (Hâzin, a.g.e., VI, 358)

Anlaşılan o ki, onun bu açıklamaları üzerine Rasulullah’ta Hırada gördüğü kimsenin Cebrail olduğu kanaati belirmeye başlamıştır.

Dikkat edilirse burada Rasulullah’ta görülen duyguların en öne çıkanı korku ve endişedir. Melek ve onunla yaşadıkları kendisini korku ve endişeye sevk etmiştir.

Görülüyor ki, Hz. Hatice ve Varaka b. Nevfel de kendisini duyduğu korku ve endişeden dolayı teselli etmektedirler.

4. İlk vahiy olayından sonra bir zaman vahiy kesilmişti. Rasulullah artık kendine görünen varlığın melek olduğu kanaatine varmış olmalıdır. Ve onu yeniden görmek istemektedir. Nihayet bir gün Hıra dağından evine gelirken semadan bir ses işitmiş, gözünü kaldırınca, ona Hırada gelen meleğin sema ile arz arasında bir kürsüde oturduğunu görüp ve yine ondan korkmuş ve evine dönmüştür.

Cabir b. Abdullah’ın rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah’ın bu hatırasından söz edilmektedir. Melek evinde bir kez daha karşısına çıkmış ve ona,

“Ey bürünüp örtünen, kalk ve (insanları) uyar...” (bk. Müddessir, 1- 5)

ayetlerini getirince artık Rasulullah bu yaşadıklarının bir vahiy hali olduğuna iyice kanaat getirmiş ve insanları uyarma ve onlara Allah’ın emrini tebliğ vazifesi ile mükellef olduğunu bilmiştir.

5. Rasulullah’ın ilk kez Hira’da ve daha sonrasında duyduğu korku ve endişesinin bir sebebi de aslında, kendisinin ilk kez mahiyetini bilmediği bir olay yaşamasıdır.

Diğer yandan, acaba kendisine bir cin mi musallat olmuştur? Yoksa gördükleri bir kâhinlik başlangıcı mıdır? (İbrahim Sarıçam, Hz. Peygamber’in Evrensel Mesajı, DİB. Yayınları, Ankara, 2004, s. 84)

6. O, Peygamberlik öncesinde peygamberliği ile ilgili bir kısım tahmin ve yorumlar alsa, bunları bilse ve dinlese bile; bir şeyi bilmekle yaşamak arasında fark vardır.

Mesela bir insanın savaşa gireceğini bilmesi ile onu bizzat yaşaması bir değildir. Savaşı yaşayan onda büyük heyecanlar, korkular ve endişeler duyar. “Bu zaten savaşacağını biliyordu neden heyecanlanıyor, korkuyor ve endişeleniyor” denilebilir mi?

Bu durun tabiidir.

Bir kaza yapabileceğini bilmekle bir kazayı yaşamak bir olmaz. Elbette kaza yapan, büyük korku, endişe ve heyecan duyar.

Bir devlet başkanı olacağını bilen de, devlet başkanı olunca bir yandan korku ve endişesi artarken, bir yandan büyük bir heyecan yaşar.

Hz. Peygamber (asm)’in ilk vahiy sırasında yaşadığı endişe, korku ve heyecana bir de bu açıdan bakmak gerekir.

7. Konuya bir de teselli, itminan ve teyit açısından bakmak gerekir.

Mesela; Enfal suresi onuncu ayetinde, “Allah bunu (Bedir’de meleklerle yardımı), sadece (size) bir müjde olsun ve kalbiniz itminân bulsun (güven, emniyet ve huzura kavuşsun) diye yapmıştı.” buyrulur.

Orada olan herkes Allah’a inanmaktadır. Allah için savaştıklarını bilmektedir. Şu kadar var ki, Allah kalpleri yatışsın, emniyet, huzur ve güven için de olsun için meleklerle onları desteklemiştir.

Aynen böyle de, Rasulullah da, Peygamber olmadan önceki işaret ve alâmetlerle peygamber olabileceğini bilse bile, hanımından ve Varaka b. Nevfel’den, gönlü güven ve huzur bulsun, itminan duysun ve teselli bulsun için, ilk vahiy sonrası destek ve teyit istemektedir.

Yine Cenâb-ı Hak bedir savaşı öncesi geceleyin, “katından bir güven (emeneh) olmak üzere, onları hafif bir uykuya daldırmıştı.” (bk. Enfal, 8/11)

3 hafta önce



Dükkandaki Ürünler


Tüm Ürünler

Din kategorisindeki diğer sorular

 

Cevap Sayısı : 0
misafir - 1 hafta önce
Cevap Sayısı : 3
misafir - 2 hafta önce
Cevap Sayısı : 2
misafir - 3 hafta önce



İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Site Haritası

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir