CEVAPLAR

r_ayhan43

Johann Monnet kimdir?

r_ayhan43 31 Mayıs 2012 sordu
CEVAPLA
CEVAPLAR
Jean Monnet 1888–1979 yılları arasında yaşamış bir Fransız iktisatçı ve maliyecidir. Gençliğini Konyak işinde babasına yardım ederek geçirdikten sonra, Monnet Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile gerekli malzemelerin toplanması ve nakliyatının örgütlenmesinde yararlılık göstermeye çalıştı. Müttefiklerin çözümleyemedikleri bu “güç sorun”un çözümlenmesinde onun çabalarının büyük yardımı oldu. Konsey Başkanını, Fransa ve İngiltere tarafından malzeme tedarikinin koordinasyonu ve nakliyatına dair tasarlanmakta olan Monnet Önergesi’nin geçerliliğini kabule ikna etmekte başarılı oldu. Monnet çarpışma alanlarına kaynak aktarımını koordine edecek bir sistem geliştirmek üzere Londra’ya gönderildi; gösterdiği parlak başarılar nedeniyle, Monnet Milletler Cemiyeti genel sekreter yardımcılığına atandı (1919-1923). Yeni uluslararası örgütlenmenin “ahlakî gücü, kamuoyuna yaklaşımı ve eninde sonunda üstün gelecek gelenekleri ile” kendini kabul ettirebileceğini hisseden Monnet, yeni misyonuna büyük bir hevesle başladı. Ama kısa bir zaman içinde Milletler Cemiyeti’nin kendine hedef olarak belirlediği barış ve uyum ereklerini başaramayacağını anladı. Kararlar yalnızca oybirliği ile alınabilirdi. Hayal kırıklığını bu dönemde yaptığı bir açıklamada ifade etmiştir: “veto önemli bir sebeptir ve aynı zamanda da millî egoizmin üstesinden gelinmesinin imkânsızlığının sembolüdür.” Bu düşünce onu ortak bir irade ya da ortak bir yararın gerçekleştirilemeyeceğine inandırmıştır. Bu nedenle, 1923’te görevinden istifa ederek aile işine geri dönmüştür. İkinci Dünya Savaşı’nın başında, Monnet bir kere daha Müttefiklerin kaynaklarının ortak yönetimini örgütlemek için Londra’ya gönderilmiştir. Haziran 1940’ta, Fransız ordusu Nazi birliklerince yenilgiye uğratılırken, Monnet Fransa ve Büyük Britanya arasında federal bir birlik olan “joint commoniqué”i tasarlamıştır –birlik şöyle anlatılmaktadır: “İki hükümet gelecekte Fransa ve Büyük Britanya’nın iki ayrı ulus değil tek bir Anglo-Fransız Birliği olacağını beyan etmektedir. Birliğin yapılandırılması savunma, dış ilişkiler ve ekonomik ilişkiler alanlarında ortak örgütlenmeleri içerecektir. İki Parlamento resmi olarak birleşecektir.” Bu önergesi Churchill ve De Gaulle tarafından kabul görmüştür. Ne var ki, Fransız siyasî sınıfının yenilgiyi çoktan kabul etmiş olması nedeniyle, onun bu girişimleri Fransa’nın yenilgisini engelleyememiştir. Bu nedenle Monnet “Victory Programme for the Allied Cause” (Savaş Gücü Komitesi) üzerine çalışmak amacıyla Washington’a gitmeye karar vermiştir. Amerika’nın “demokrasinin en önemli mühimmat deposu” rolünü yerine getirebileceğine ikna etmiştir. Ünlü iktisatçı Keynes savaşın sonunda, büyük çabalarıyla Monnet’nin muhtemelen İkinci Dünya Savaşı’nın yaklaşık bir yıl kadar erken bitmesini sağladığını söylemiştir. 1943’te yapılan toplantılardan birinde Monnet şöyle demiştir: “devletler millî egemenlik temelinde yeniden yapılanmadıkları takdirde, barış içinde bir Avrupa olmayacaktır. . . Avrupa ülkeleri halklarına gerekli refah ve toplumsal kalkınmayı temin etmek için çok küçüktürler. Avrupa devletleri kendileri için bir federasyon kurmalıdırlar. . .” Kurtuluşun hemen ardından Monnet Fransız hükümetine bir “küresel modernleşme ve ekonomik kalkınma planı” sunmuştur. Fransız ekonomisinin yeniden yapılandırılmasında önemli çalışmaları yürütmek üzere Planlama Müdürlüğüne atanmıştır. 1947’de Monnet, Fransa’nın Marshall Planı’na katılımına yol açan Fransız ekonomik kalkınması için Monnet Planı’nı kaleme almıştır. 1949’da Monnet önemli bir kömür ve çelik bölgesi olan Ruhr’un kontrolü için Almanya ve Fransa arasındaki ihtilafın tehlikeli boyutlara tırmanmakta olduğunu fark etmiştir. Bu, tıpkı Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra olduğu gibi, savaşın olası başlangıcının sinyallerini vermekteydi. Ne var ki, bu gerginliğin çözümü federasyon olamazdı. Bu gerekçeyle Monnet, birkaç işbirlikçi ile birlikte, devrimci bir önerge taslağı hazırlamıştır: Fransız-Alman kömür ve çelik kaynaklarının bir Avrupa Hükümeti’nin kontrolü altında toplanması. Robert Schuman tarafından gelen bir önergenin ardından Monnet Schuman Planı taslağını hazırlamıştır: “Kararları Fransa, Almanya ve onlara katılacak diğer ülkeleri bağlayıcı olacak bir Yüksek Otorite’nin kurulması yoluyla, bu önerge barışın korunması için zorunlu olan bir Avrupa federasyonunun ilk sağlam temellerini teşkil edecektir.” Robert Schuman önergeyi kabul etmiştir ve Adenauer ile fikir birliği içinde, 9 Mayıs 1950’de önergeyi kamuoyuna sunmuştur. Bir yıl sonra, Paris Antlaşması ile altı ülke (Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Luxembourg) bugünkü Avrupa Birliği’nin habercisi olan Avrupa Kömür ve Çelik Birliği’ni (ECSC) kurmuştur. ECSC’nin ilk başkanı olan Monnet (1952-1955) birliği Avrupa’nın ekonomik ve siyasî entegrasyonunun ve AVRUPA BİRLİĞİ’nin ilk adımı olarak değerlendirmiştir. ESCS’nin yaratılması gerçekten de Monnet tarafından öngörülmüş sonuçları doğurmuştur. Avrupa sorununun tüm unsurları Fransız-Alman uzlaşması ile dindirilmiştir. İhtilaftan siyasî işbirliğine doğru bir geçiş yaşanmıştır ve bu ESCS projesinin içerdiği demokratik gücün tohumlarının gelişmesini mümkün kılmıştır. 1955’te, Fransa’nın Avrupa Savunma Komitesi’ni (EDC) onaylamayı reddetmesiyle kızışan ciddi krizin ardından Monnet ESCS Başkanlığı’ndan istifa etmiştir. Siyasî ve ekonomik entegrasyon için mücadele etmek ve resmî kurumsal yapıların dışındaki yapılar üzerinden Birleşik Avrupa Devletleri fikrini benimsetmek için Monnet, Hareket Komitesi’ni kurmuştur ve bir anlamda Avrupa’nın ilk lobicisi olmuştur. Hayatının kalanını Avrupa’nın birleşmesi yolundaki çalışmalara adamıştır. Monnet Komite’yi yaratmıştır ve Komite de Avrupa ve dünya siyasetini geliştirmiştir. Yani, yüzyılın ikinci yarısında Avrupa ve dünya, tohumları tek bir adam tarafından, Jean Monnet tarafından ekilen Avrupa birliği fikrini takip etmiştir. Jean Monnet’ye Göre Siyaset “Eylem ve Güç Adamı” J. Monnet, Anılar, 1976 Hayatımın her önemli döneminde üstlendiğim şey, tek bir seçenekten ileri gelmiştir ve bu tek bir hedefe kilitlenme beni çeşitlilik hevesinden ve birçok yönüyle güç sevdasından alıkoymuştur. Ben buyum ve başka türlü de olamazdım. Ama yine de bir sonuç alınabilmesi için bazı konulara bu şekilde yaklaşılması gerektiğine inanıyorum. Bu kural devlet ilişkileriyle meşgul olanlar için geçerli değildir, çünkü onlar sorunları bir bütün olarak ele almaya mecburdurlar. Siyasetçi için gerekli olan bu diğer tutum, olaylar üzerindeki gücüne dair sınırları da kendi içinde taşımaktadır. Eğer ona tek bir fikir hâkim olursa, görevleri içinde yer alan diğer düşünceler için faydalı olamaz; aksine, kendini her şeye adayarak, eşsiz olan bir biçimde faaliyet gösterme şansını da riske atar. Kendimi bu ikilemle karşı karşıya bulduğumda, güç için mücadele etmekten daha önemli şeylerim olduğunu fark ettim. Dahası bu konuma çıkmak için, kendimi siyasetçi olmaya zorlamam gerektiğini fark ettim, ki bu her an hükümette yer almak ve birinci olmak anlamına geliyordu. Yoğun bir şekilde “benmerkezci ve kesinlikle mantıklı” olmayan bir siyasetçi tanımadım; böyle olmayanlar hiçbir zaman imajları ve kişiliklerini kabul ettiremezler. Ben böyle olamazdım; alçakgönüllü olduğumdan değil, ama kişi tek bir şey ve tek bir kişilik üzerine inşa edemez. Bu, benim için hep böyle oldu –tüm insanların bir arada çalışmalarını sağlamak, onlara ayrıldıkları noktalar ya da sınırlarının ötesinde ortak bir çıkarları olduğunu gösterebilmek için. Eğer gücün etrafında canlı bir rekabet varsa, bu benim faaliyet göstermek istediğim gelecek için hazırlanma alanında hiç var olmadı; ki bu alan tanımı gereği mevcut ilişkilerin ışığıyla aydınlatılamaz. Siyasetçilere rahatsızlık vermediğimden, onların desteğine güvenebildim. Dahası, güce ulaşmak uzun zaman alırken, o güce nail olmuşlara mevcut sıkıntıların içinden nasıl çıkabileceklerini kısa bir sürede anlatabilirsiniz: Bu onların kritik anlarda dinlemekten memnun oldukları bir dildir. Bir fikre sahip olmadıkları anda, çıkar sağlayacaklarına inandıkları müddetçe sizinkileri kabul etmeye hazırdırlar. Risk onlara ait olduğundan, şana ihtiyaçları vardır. Benim işimde kişi şanı unutmak durumundadır. Başkaları bu konuda ne derlerse desinler, gölgede kalmaya dair özel bir arzum yoktur ama şayet işleri çözmenin tek yolu kişiliğimi geri planda tutmak ise, bu durumda gölgede kalmayı tercih ederim.
sui_generissss
sui_generissss  - 15 Aralık 2012 cevapladı
Sosyal Bilimler kategorisindeki diğer sorular
bir hafta kaç gün
Misafir  - 05 Ekim 2021 sordu
3 Cevap
e: cevap
Helikopteri kim icad etti
Misafir  - 30 Temmuz 2021 sordu
10 Cevap
Cercel dizi
Misafir  - 18 Temmuz 2021 sordu
7 Cevap
e: cyfc
iranın başkenti neresi
Misafir  - 09 Haziran 2021 sordu
2 Cevap