Böbrek taşı tedavisinde uygun tedaviye dikkat çeken Özel Tekirdağ Yaşam Hastanesi Üroloji Kliniği doktorlarından Üroloji Uzmanı Op. Dr. Hasan Samet Güngör, “Doğum ağrısına eş olarak gösterilen şiddetli ağrı kaynağı böbrek taşı tedavisine karar verilirken dikkat edilmesi gerekir. Uygun yöntem seçilmezse, hastanın tedavisi başarılı olmaz.” dedi.
Böbrek taşı düşürmenin bir insanın hayatta yaşayabileceği en şiddetli ağrıya sebep olacağını kaydeden Özel Tekirdağ Yaşam Hastanesi Üroloji Kliniği doktorlarından Üroloji Uzmanı Op. Dr. Hasan Samet Güngör, “Gerçekten de taş düşüren pek çok kadın bu ağrının doğum sancısından daha şiddetli olduğunu ifade etmektedir. Çok eski zamanlardan beri insanlarda sıkıntıya yol açtığı belgelenen böbrek taşı hastalığı günümüzde de oldukça sık görülmektedir. Hatta son 20-30 yıl içinde idrar yolu taşı görülme sıklığında belirgin bir artış olduğu bildirilmektedir. Bu artışın kesin sebebi bilinmemekle birlikte beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklere ve az sıvı alımına bağlı olduğu düşünülmektedir. İdrar yolları içindeki taşın ismi sistemde bulunduğu bölgeye göre kalis taşı, renalpelvis taşı, üreter taşı, mesane taşı olarak isimlendirilmektedir.” dedi.
Böbreklerin vücuttaki kanı süzüp idrarı oluşturan organ olduğunu belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Hasan Samet Güngör, “İdrarda çok miktarda mineral ve asit tuzları bulunur. İşte bunlar çeşitli nedenlere bağlı olarak kristaller oluşturursa zamanla bu kristaller birleşerek taş haline gelir. Halk arasındaki inanışın tersine yiyecekleri yıkamadan "kumlu" yemekle veya incir ve armut gibi tanecikli meyveleri tüketmekle taş oluşmaz.” dedi.
Böbreklerdeki taşların büyüklüğünün ufak bir pirinç tanesinden bir mandalinaya kadar değişebileceğini bildiren Op. Dr. Güngör, “Yetersiz sıvı alımı, genetik faktörler, yanlış beslenme, az hareket etme veya hareketsizlik taş oluşumuna neden olan etkenlerdir. Böbrek taşı hastalığı, idrarda yüksek seviyelerde kalsiyum, okzalat, ürik asit maddeleri olduğunda veya kristallerin birbirine yapışmasını engelleyen sitratın az miktarda olduğu durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bu süreç, istiridye içerisine giren bir parça kum tanesinin zamanla inciye dönüşmesine benzetilebilir. Taşların büyüklüğü ufak bir pirinç tanesinden bir mandalinaya kadar değişebilir.” dedi.
Böbrek taşlarının tedavisinde 2 yöntem olduğunu aktaran Güngör, “Ultrasonografinin yaygın kullanılması ile günümüzde herhangi bir yakınmaya yol açmadan tanı konulan taş hastalığının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Diğer yandan bel ağrısı, tekrarlayan idrar yolları iltihabı veya idrarda kanama gibi yakınmalar hastayı hekime getiren unsurlardır. Bu yakınmalarla başvuran hastalarda aşağıdaki incelemeler biri veya birkaçı yapılarak kesin tanı konulmaktadır. Son yıllarda teknolojinin ilerlemesi ile birlikte taş hastalığı tedavisinde yeni tedavi yöntemleri ortaya çıkmıştır. Eskiden yaygın olarak kullanılan açık ameliyatlara modern tedavide nadiren gereksinim duyulmaktadır. Taşın hangi yöntem ile tedavi edileceğine hastanın yaşı, taşın büyüklüğü, yeri ve tipine göre karar verilir . Taş kırma işleminde iki ana yöntem vardır. Bu yöntemler, endoskopik aletlerle taşa ulaşarak taşın lazerle kırılması veya vücut dışından şok dalgaları veren “ESWL cihazı” ile taşların kırılmasıdır.” dedi.
Lazerle taş kırmada dikkat edilmesi gereken hususların olduğunu aktaran Güngör, “Endoskopik cihazlarımızı ameliyathanede ve hasta anestezi altındayken kullanıyoruz. Bütün işlemler kameralar aracılığı ile ekranlara iletilen görüntüler eşliğinde yapılır. Endoskopik işlemlerde kullanılan cihazlar çok hassas ve yüksek maliyetli cihazlardır. Belirli sayıda ameliyattan sonra bu cihazların kullanım süresi dolar. Teknolojik gelişmelerle fleksible (esnek) endoskopi cihazları geliştirildi. Rahatlıkla kıvrılarak böbreğin ve idrar yollarının her yerine ulaşabilen bu cihaz sayesinde, taşlara ulaşmak artık daha kolay. Taş tedavisinde endoskopik ameliyatlarda bize en çok yardımcı olan bir başka cihaz ise Holmium lazer cihazı'dır. Çok sert böbrek taşları bile artık bu cihaz sayesinde kırılabiliyor. Operasyon sırasında endoskopik aletlerimizle taşa ulaşıp lazer ışınlarını taşa yönlendirir ve taşları kırarız. Özel aletler ve katater yardımı ile taş parçaları yakalanarak vücut dışına alınır. Bazen de taş çok küçük parçalara ayrılarak rahatlıkla düşürülebilecek boyutlara getirilir. Endoskopik taş ameliyatlarından sonra, erken dönemde hastalara bol sıvı alması önerilir. Bu sayede operasyon sırasında oluşabilecek kum ve kırıntıların atılması sağlanır. Taş hastalarının yeniden taş oluşturma riskleri vardır ve bu risk 5 yıl içerisinde % 50'dir. Taş düşüren ve taş nedeni ile tedavi uygulanan hastaların, hekimleri ile birlikte bir program uygulayarak taş oluşma riskini azaltmaları ve oluşabilecek yeni taşların da vakit kaybetmeden saptanması gereklidir. Taş hastaları her zaman en az 1,5 litre idrara çıkaracak sıvı almalı ve tuz tüketimini kısıtlamalıdır.” dedi.
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz