YURTHABER

Dinleme kayıtları imha edilmeyen kişinin bireysel başvurusunda ihlal kararı çıktı

Dinleme kayıtları imha edilmeyen kişinin bireysel başvurusunda ihlal kararı çıktı

Anayasa Mahkemesi, hakkında yürütülen soruşturmada telefonları dinlenen ve takipsizlik kararı almasına rağmen dinleme kayıtları imha edilmeyen kişinin açtığı tazminat davasının reddedilmesini, "etkili başvuru hakkının ihlali" saydı.

Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazetede yayımlanan kararına göre, İstanbul'da hakkında başlatılan soruşturma sürecinde telefonu dinlenen ve görüşmeleri kayda alınan Murat Haliç hakkında ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verildi.

Takipsizlik kararına rağmen telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesine ilişkin koruma tedbirinin kanuna aykırı şekilde iki yıldan fazla süre boyunca uygulandığını tespit eden Haliç, takipsizlik kararıyla birlikte imha edilmesine karar verilen kayıtların farklı mahkemelere gönderildiğini de belirledi. İmha edilmesi gereken kayıtların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne yüklendiğini ve bu suretle alenileştirildiğini ileri süren Murat Haliç, tazminat davası açtı.

Davanın reddedilmesi üzerine yaptığı itirazlardan da sonuç alamayan Murat Haliç, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

Başvuruda, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi neticesinde elde edilen kayıtların imha edilmediği ve alenileştirildiği belirtilerek, açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetiyle bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği ileri sürüldü.

- Mahkemenin Değerlendirmesi

Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Haliç'in Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verdi. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın mahkemesine gönderilmesine de hükmedildi.

Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle devlet aleyhine tazminat davaları açılabileceğinin kabul edildiği hatırlatıldı.

Gerekçede, bu işlemler nedeniyle bir zararın meydana geldiği konusunda savunulabilir iddiaların ileri sürülmesi durumunda yargı makamlarının bu konuda yapacakları yorumun, söz konusu temel hakların korunmasını sağlayan etkili başvuru yolunun bulunup bulunmadığının saptanmasında kilit rol oynadığına işaret edildi.

Somut olayda başvurucunun özel hayatının ve haberleşmesinin gizliliğinin ihlal edilmesi suretiyle manevi olarak zarar gördüğüne ve bu zararların tazmin edilmesi gerektiğine yönelik şikayetlerinin 5271 sayılı Kanun'da öngörülen koşullar oluşmadığı gerekçesiyle derece mahkemelerince reddedildiği kaydedildi.

Derece mahkemelerince, davanın neden söz konusu düzenlemenin kapsamında kabul edilmediği hususunda açıklamalarda bulunulmadığı, yeterli gerekçe yazılmadığının anlaşıldığı ifade edilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:

"Derece mahkemelerince ortaya konulan bu yaklaşımın temel hakların ihlaline yönelik şikayetin etkili bir şekilde incelenmesine imkan sağlamadığı değerlendirilmiştir. Neticede somut olayın koşullarında özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyeti bağlamında oluşan zararlarının tazmini konusunda başvurucuya, asgari güvenceleri içerecek şekilde etkili bir hukuk yolu sunulmamıştır."