Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, “Merkez Bankası'na güvenerek kimse riskini artırmamalı, dünyada ne olacağı belli olmaz” dedi.
Başçı, Merkez Bankası'nda düzenlediği basın toplantısında 2013 Yılı Para ve Kur Politikasını açıkladı. Önümüzdeki dönemde yeni yapısal araç olarak kaldıraca dayalı zorunlu karşılıkların kullanılacağını belirten Başçı, eğer banka öz sermayesine göre çok büyük ölçeğe ulaştıysa yani kaldıracı çok fazla kullandıysa bu durumda bir miktar ilave zorunlu karşılığın söz konusu olacağını ifade etti. Geçmiş yıllardaki enflasyon hedefindeki sapmanın en önemli nedeninin döviz kurlarındaki aşırı hareketlerden kaynaklandığını ifade eden Başçı, bir yıl içinde döviz kurunda yüzde 20'nin üzerinde değer kaybı olduğunda enflasyonda 3 puanlık sapma meydana gelebildiğini söyledi. Bunun oldukça önemli bir sapma olduğuna dikkati çeken Başçı, "Merkez Bankası, döviz kurlarındaki oynaklığı ne kadar azaltabilirse fiyat istikrarı açısından o kadar önemli bir mesafe almış olacak" dedi.
Bu durumda kredi büyüme hızı ve reel efektif döviz kurlarındaki oynaklık olmak üzere iki tür oynaklıktan söz edilebileceğine işaret eden Başçı, bunların her ikisinin de enflasyonda da oynaklığa yol açtığını söyledi. Başçı, "Bunlardaki oynaklığı azaltmak enflasyondaki oynaklığı da azaltacağından, bizim daha iyi bir fiyat istikrarı sağlamamıza yol açacaktır" dedi.
Başçı, 2013 yılında Merkez Bankası olarak hangi araçları kullanacaklarını anlatarak, "Faiz koridoru, politika faizi, Türk Lirası ve yabancı para likidite yönetimi, vadeye dayalı zorunlu karşılıklar, kaldıraca dayalı zorunlu karşılıklar ve ROM 'u kullanacağız" dedi.
Kaldıraca dayalı zorunlu karşılık uygulamasının 2014 yılından itibaren uygulamaya başlanacağını bildiren Başçı, döviz alımları ve satımları yapmayı öngörmediklerini belirtti. İhracat reeskont kredileri yoluyla alınan dövizin gelecek yıl az 12 milyar doları bulacağını kaydeden Başçı, ''Zaten oradan aldığımız için ilave bir döviz alımı yapmayı planlamayı planlamıyoruz'' dedi.
Döviz repo piyasasında daha önce borç verme faizlerini indirdiklerini anımsatan Başçı, bunları tekrar kriz öncesi seviyelerine çıkardıklarını ifade etti.
2013 YILINDA DALGALI DÖVİZ KURU REJİMİ UYGULAMAYA DEVAM EDİLECEK
Başçı, 2013 yılında dalgalı döviz kuru rejiminin uygulanmaya devam edileceğini söyledi. Bu yıl enflasyon oranının yüzde 5 hedefine çok yakın gerçekleşmesini beklediklerini kaydeden Başçı, ''Bu yıl yüzde 5 hedefimize oldukça yakın bir gerçekleşme bekliyoruz. Enflasyon hedeflemesine başladığımız dönemin en düşük yıl sonu enflasyonu, bu yıl gerçekleşebilir" dedi. Yüzde 5 hedefine ne kadar yaklaşılırsa, gelecek yıl yüzde 5 hedefine ulaşmanın o kadar kolay olacağını ifade eden Başçı, 2015 yılı enflasyon hedefinin Orta Vadeli Program'da yüzde 5 olarak açıklandığını anımsattı. Başçı, "Şu anda da resmen açıklıyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki 3 yıl boyunca enflasyonun yüzde 5'e yakın gerçekleşmesini arzu ediyoruz" dedi.
Merkez Bankası olarak TL'nin aşırı değerlenmesine ya da değer kaybetmesine kayıtsız kalmayacaklarını belirten Başçı, "Merkez Bankası'na güvenerek kimse riskini artırmamalı, dünyada ne olacağı belli olmaz" dedi.
Başçı, döviz kurlarında oynaklığın 2013'te de düşük olacağını, kaygı duymadıklarını belirtti. Üretim artmaya devam ederken nihai yurt içi talebin yatay bir seyir izlediğini belirten Başçı, ''Eğer bu yatay seyir olmasaydı Türkiye cari açık problemini çözemezdi. Bunun mutlaka olması gerekiyordu ve onun için gerekli politika tedbiri alındı. Bir miktar da Avrupa'daki problemlerin bize yansımaları sonucunda çok hafif eksiye de döndü. Fakat burada dengelenme sonuçta başarıldı diyebiliriz'' diye konuştu.
Bunlar olurken enflasyon beklentilerinde, enflasyonun kendisi çift haneye çıkmasına rağmen herhangi bir bozulma olmadığını belirten Başçı, bunun iletişim politikasının ve Merkez Bankası'na duyulan güvenin bir sonucu olduğunu vurguladı. Başçı, enflasyon beklentilerinin genelde yatay bir seyir izlediğini kaydetti.
Merkez Bankası'nın portföyünde 8,2 milyar lira tutarında devlet iç borçlanma senedi (DİBS) bulunduğu belirten Başçı, buna açık piyasa işlemleri portföyü dediklerini ve bunun büyüklüğünün operasyonel risklerin en aza indirilmesi amacıyla 2013 yılında 9 milyar liraya arttırılacağını söyledi. Başçı, ''Bunları piyasanın bizimle yaptığı ters repo işlemlerinde kullanıyoruz. Dolayısıyla burada sınıra biraz yaklaştık geçtiğimiz ay içerisinde. Bunu biraz rahatlatmak için 9 milyara çıkaracağız. Merkez Bankası'nın kendi portföyünde DİBS olması tamamen teknik nedenlerledir ve likidite yönetimi nedenleriyledir. 2013 yılda Merkez Bankasının tuttuğu ve vadesi gelen 5,4 milyar civarında bir DİBS var. Biz buna mukabil 6,2 milyar lira tutarında devlet iç borçlanma senedi almayı planlıyoruz. Tamamen operasyonel ve teknik nedenlerle bunu yapmayı düşünüyoruz" dedi.
“BANKALAR GÖNÜLLÜ OLARAK MERKEZ BANKASI’NDA DÖVİZ TUTUYORLAR”
Bankaların, Merkez Bankası'nda gönüllü olarak döviz tutuklarını ifade eden Başçı, şöyle konuştu:
''Dolayısıyla ülkenin döviz rezervi artıyor. Bankaların Merkez Bankası'nda tuttukların yabancı para likiditesi artıyor. Bu kanaldan, döviz rezerv opsiyonlarından yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 27 milyar dolar civarında, bankaların Merkez Bankası'nda parası var. Bu da bizim rezervlerimiz içerisinde görünüyor. Bu brüt rezervlerimizde görünüyor, net rezervlerimizde görünmüyor. Benzer bir mekanizmayı altın için de yaptık. Dolayısıyla orada da çalışabilir şekilde bir mekanizmamız var. Bunlar da gerekirse ince ayar niteliğinde, ufak tefek ayarlamalar gerektiği halde yapılabilir ama şu anda bu mekanizma elimizde hazır ve çalışabilir vaziyette. Bunun döviz kuru oynaklıklarını azaltıcı bir etkisi var. Kısa vadeli sermaye akımlarına karşı etkili araçlarımızdan bir tanesi bu ve bu yapısal bir araç. Yapısal araçlar genellikle sıkıcı araçlardır, heyecan getirmez. Sermaye akımları hızlandığı zaman bankalar bunu kullanırlar bizim döviz rezervlerimizi arttırlar, sermaye akımları yavaşladığı zaman bankalar bunu çekerler ihtiyaçları için kullanırlar ve döviz rezervlerimiz azalır. Dolayısıyla rezervler bir miktar dalgalanır, fakat döviz kurları daha az dalgalanır, bu mekanizma olmasaydıya göre daha az dalgalanır. Dolayısıyla bu sessiz, etkili yapısal bir araç.''
Döviz rezervlerini artıran ikinci kanalın ihracatçılara kullandırılan reeskont kredileri olduğunu belirten Erdem Başçı, 2011'de 3,1 milyar dolar olan ihracat reeskont kredisi kullanımının, 21 Aralık 2012'ye kadar 10,2 milyar dolara ulaştığını bildirdi. İhracat reeskont kredilerinin net döviz rezervlerine katkısının 8,2 dolar olduğunu ifade eden Başçı, şunları kaydetti:
"2013 yılında ihracat reeskont kredilerinin kullandırılmasına devam edilecektir. Söz konusu kredilerin 2013 döviz rezervlerine yaklaşık 12 milyar dolar katkı yapması beklenmektedir. En son Aralık ayı başında buradaki limiti 5,5 milyar dolardan 6 milyar dolara çıkardık. Dolayısıyla ufak bir artırım yaptık. Stok bakiye alacağımız da 3,7 milyar dolar. Şuanda hala orada kullanılmayan bir marj var. Dolayısıyla daha çok kullanılırsa bu, o zaman 12 milyarın da üzerinde bir döviz rezervi artışı olur. Rezervden kastımız net rezerv yani Merkez Bankası'nın döviz alımıyla eşdeğer bir operasyon oluyor. Bahsettiğim iki kanaldan rezervlerimiz arttı. 2012 yılı boyunca döviz alımı ihaleleri veya doğrudan müdahalelerle yapmadık. İç döviz alımı yapmadık. Buna rağmen rezervlerimiz 88,3 milyar dolardan 120,8 milyar dolara ulaştı."
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz