YURTHABER

Kapat

Bina Güçlendirme ve Kıllı Aş

Deprem sonrası güçlendirme kıllı aş hikayesine benzerse...

Rahmetli amcam Süleyman Uluay ileri görüşlü, dürüst, samimi, gerçek anlamda halktan yana duran biriydi. Farklı, özgün ve çarpıcı şiirler de yazardı.

Yanlış değilsem bin dokuz yüz ellili yılların sonlarında o zamanlar önemli bir devlet görevi olan köy kâtipliğine atanmıştı. Çalışmak için gittiği köylerde doğal olarak konaklama tesisi yoktu ve köylülerle birlikte kalarak o zamanın koşullarında onlarla aynı tabağa kaşık sallamıştı.

Günün birinde kaşık salladığı tabaklardan birinde bir kıl çıkınca görevinden ayrılıp şehre dönmüştü. Soranlara da durumu anlatıp “ne bu kıllı aş / ne de bu maaş” dedim ve işi bıraktım demişti.

Sonraki yıllarda üyesi olduğu partiden Belediye Encümeni seçildi. Kooperatif usulü yaptırdıkları evden ötürü ciddi bir borç yükü altında iken evine ziyarete gelen ve encümenlik sıfatıyla bir imar işinde yardımcı olması için önüne gazete kâğıdına sarılı bir tomar para koyan insanları parayı yeniden gazeteye sarıp koltuklarının altına vererek evinden kovdu.

Onun için devlet de, kul hakkı da, dürüstlük de çok önemliydi.

*

İkisi şiddetli çok sayıda depremden sonra iç duvarlarında sıva patlakları, çatlaklar meydana gelmiş ve hafif hasarlı olarak kayıt altına alınmış olan evimin gerçekte hafif hasarlı olmasından memnun olmakla birlikte, tam emin olayım diye, devletin yetkili uzmanları tarafından daha ayrıntılı bir incelemeden geçmesi için itiraz dilekçesi verdim.

Başkaları da kendilerine göre doğru başka nedenlerden ötürü dilekçe vermişlerdi. Elbette itiraz eden, dilekçe veren bir biz değildik bütün şehirden binlerce itiraz vardı.

Çok bekledik uzmanların gelip ayrıntılı inceleme yapmaları için. Oysa onlar da haklı olarak çok meşguldü. Kimse vaktinde böyle bir inceleme yapmadı.

Altmış küsur daireli bir sitede yaşadığımız için diğer üyelerde kendilerince doğru bildikleri şeyleri yapmaktan geri durmadılar.

Sonuçta dört blok halindeki, birinci hasar tespit sürecinde tamamı hafif hasarlı gösterilmiş binaların beklediğim gibi etkili bir incelemeden geçmeden üç tanesinin orta hasara çekilmiş olduğunu ikinci ve kesin hasar tespit listelerinde hayretle gördük. Çok kısa bir zaman içinde dördüncü bina da listelerde hafif değil, orta hasarlı olarak görülmeye başlandı. Sağdan soldan işittiğimize göre itirazların büyük bir bölümünde (itiraz sahiplerinin talepleri büyük ölçüde dikkate alınmış!)hatırı kırılmamış, bilimsel hiç bir ölçüte uymayacak oranda hasar düzeyleri değiştirilmişti.

İlk şaşkınlığı atlattıktan sonra etkili bir inceleme görmeden binaların hasar durumunun bizi gerçekten sıkıntıya sokacak düzeye çekilmesine itiraz ederiz diye düşündüm ama dairelerini paylaştığımız sitenin diğer sakinleri öyle düşünmüyorlardı. Sesleri gür çıkan kimi üyeler diğerlerine “devlet nasıl olsa 15.000.- TL kredi desteği sağlıyor, evlerimiz daha sağlam olsun, eski su borularımızı da değişiriz. Temelleri de izole ettiririz. Zaten Van on bin kere sallandı, binalar hafif hasarlı da olsalar daha sağlam olsunlar” tarzı sözlerle çoğunluğu ikna etmişlerdi bile. Bu anlamda site sakinlerinden aldıkları yetkiyle dört temsilcimiz araştırmış, kendilerini uzmanlığı konusunda ikna eden bir firma ile görüşmüş, devletin yapmadığı karot ölçümünü yaptırdıkları bu güçlendirme firmasına sonradan yapı denetimi tarafından değiştirilecek bir güçlendirme projesi bile hazırlatmışlardı.

Kimse sonuçları mahkemeye götürmeye yanaşmadı, Haziran ayında yeni bir site toplantısı yapıldı ve güçlendirme, ihale işlerine yabancı olan site ortakları oy çokluğu ile işi seçilmiş yönetimin tek önerisi olan ve çadırlarını site toplantısından önce site alanına kurmuş bulunan Van dışından gelmiş bir firmaya verme kararı aldılar.

Üyelere güçlendirme işinin büyük ihtimalle doksan gün gibi bir zamanda biteceği söylendi. Sözleşmeye yüz yirmi iş günü yazma nedeni de yüklenici firmanın riske girmeden rahat çalışması amacına yönelikti.

Daha önceki yazılarımda ifade ettiğim gibi söz konusu firma bizim sözleşmeden sonra pek çok yeni iş aldı. Yüklendiği diğer bazı işleri bitirip çoktan teslim etti ama aradan altı ay geçmiş olmasına rağmen bizim işler tamamlanmadı. Şimdi de kış koşulları öne sürülerek bundan sonraki çalışmaların ilkbaharda başlayacağı söyleniyor.

Tabii bu süreçte sözde uzman olan firmanın sözleşmeye konu güçleştirme projesi de uygun bulunmadı. Değiştirildi, eklemeler yapıldı. O eklemeler nedeniyle yapılan eklentiler yerinden sökülmüş olan pencerelerin alanlarını daralttı yani eski pencerelerin yeniden yerlerine takılma olasılığını ortadan kaldırdı.

Bu süreçte evimin odalarına özenle döşettiğim rabıta tahtalarının bir kısmı söküldü, bazı yerleri tahrip edildi. Hiç ilgisi olmayan yerde bulunan mermer mutfak tezgâhım kırıldı. Evimin balkon kapısının kilidi dışarıdan tekmelenerek kırıldı. Şikâyetçi olmadım ama eşyalarımın bulunduğu odaya girildi. Başka eşya olan dairelere de girildiğini öğrendim.

Sonuçta ailece evimiz tamamlanacak, geçeceğiz, bir iki ay idare ederiz diyerek girdiğimiz konteynır kentte yaşamaya devam ediyoruz. Diğer pek çok ailenin de mağdur olduğunu duyup işitiyorum.

Yüklenici firmanın yetkilisi ile yakın zamanda sitedeki görüşmemde depremin duvarlarını patlatıp çatlattığı yerleri yapmayacakları da söylendi bana. Yani onlar bizim sağlam, hasarsız duvarlarımızı yıkıp perde duvar yapıp bir kısmının içlerini sıvadılar ancak evin içinde gerçekten hasar görmüş, sıvaları patlamış duvarları yapmaya da yanaşmıyorlar. Öte yandan pencerelerin ebatları değişmiş olanlarının da değişmesi gerekecek. O konuda ne düşündüklerini de hiç bilmiyorum.

Sonuç olarak birinci katta bulunan ve ekonomik değeri çok yüksek olmayan daireme bu gidişle yarı bedeli kadar masraf etmek zorunda kalacağım ve karşılığında bu güçlendirilmiş evimde tek kuruş değer artışı görmeyeceğim. Yani bu açıdan bakıldığında ben bu evi başka pek çok kişinin yaptığı gibi yıktırmış olmam halinde çok daha kazançlı çıkmış olacaktım.

Hem bir ailenin en temel ihtiyacı olan evim uzun bir zaman için elimden alındı, hem de dünya kadar beklenmedik masrafa mecbur edildim.

Bütün bunlara sorumlu sıfatıyla kimi yerlerde bulunanların duyarsızlığı ile kendi komşularımın bir kısmının büyük bir iştahla sadece kendi doğrularını ön plana koymaları, diğer bir kısmının da gereğinden fazla sessiz ve tepkisiz durmaları neden oldu. Elbette yüklenici firmanın sözleşmeyi imzaladıktan sonra çeşitli bahanelerle işi sürüncemede bırakmış olması, aylarca site alanında izin, ruhsat diyerek hiçbir şey yapmamış olması da işin bir başka yanı.

Elbette işin teknik yanını mühendisler kadar bilemem. İçgüdülerimle gördüklerimden çıkardığım şey güçlendirilirken binalarımızın çok ağırlaştığı, olası büyük bir depremde her biri yedi kat olan binalardaki bu ağırlığın harekete geçmesi halinde çok daha kötü şeyler yaşanabileceği yönünde. Dediğim gibi ben matematiksel hesaplarını bilmem ve umarım ki yanlış düşünüyorumdur.

Şimdi bütün bu süreçleri yaşamış ve evine bir türlü geçememiş biri olarak güçlendiriliyor diye aylarca orta yerde bırakılmış olan kış kapıya dayanınca da alelacele bazı işleri bitirilen sitemize bakıyorum ve rahmetli amcamı düşünüyorum.

O “ne bu kıllı aş / ne de bu maaş” demişti.

Ben de “ne bu güçlendirme / ne de bu perişanlık” diyorum sessizce kendi kendime.

05.01.13

11:04:28

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

En Çok Aranan Haberler

Kapat