Berat kandiliniz kutlu olsun. Hayırlara, sevgiye, dostluğa, kardeşliğe, barışa, yardımlaşmaya vesile olsun.
Van’ın, Türkiye’nin, dünyanın her yerinde öfkeler, kavgalar, çatışmalar bitsin.
İnsanlar nerede yaşıyorlarsa yaşasınlar, hangi ırktan, ulustan olurlarsa olsunlar, hangi dine ya da inanca bağlı olurlarsa olsunlar, zulme alet olmasınlar, yangınları yakan değil, söndüren olsunlar, var edenin kendilerine verdiği sınırlı hayatı huzur ve barış içinde sürdürsünler.
Dileğim insanlar birer birer teyzem oğlu Şefik Abi gibi olabilsinler. Yapmayı, onarmayı bilsinler. Eşlerini, dostlarını her zaman arayıp sorsunlar, koruyup kollasınlar, yapıp üretsinler.
Şefik Abi gibi yakın ya da uzak telefonları kayıtlı bütün tanıdıkları her kandilde arayıp sorsunlar. Kandil dışında da kimseyi unutmasınlar, kendilerini unutturmasınlar.
*
Hiçbir aile ferdimizin unutması mümkün değil.
Uzun yıllar önce Van’da kendi müstakil evimizde yaşarken Cumartesi sabahları saat sekize yaklaşırken annem kalkmış, ortalığı toplamış, Şefik Abi’yi bekliyor olurdu.
“Birazdan Şefik gelir” derdi.
Gözümüz pencerede, kulağımız kapıda olurdu. İçten içe sevinirdik. Her birimizin tek tek halini hatırını soracak, bilirdik.
Gerçekten de gelirdi Şefik Abi. Yanlış hatırlamıyorsam ilk durağı bizim ev olurdu. Oturur, bir çay içer, biraz muhabbet eder, şakalaşır, takılır ve vakti gelince de ayağa kalkıp izin isterdi.
Daha gideceği çok yer vardı, bilirdik. Üvey annesi, ağabeyleri, kız kardeşleri resmi adı Şabaniye olarak bilinen Haraba Mahalle’de otururlardı. Halit, Memet, Mustafa Ağabeylere, onların oğullarına, kızlarına, Üvey annesi Hanife Abla’ya, onunla birlikte yaşayan kardeşi İsmail’e, Hacı Ahmet’lere bütün onların oğullarına, kızlarına, Hacı Mevlüde, Möhbet Eze’ye ve diğer bilmediğim pek çok kimsenin evine, bahçesine, bostanına gider, uğrar tek tek hatırlarını sorar, gönüllerini alırdı.
Mezarlığa mutlaka uğrar, bu dünyadan göç etmiş yakınlarının, annesinin, babasının mezarına uğrardı.
Sümerbank satış mağazasında çalışırdı. Dairedeki arkadaşlarını da, mahalleden tanıdıklarını da, eşinin ailesini ve yakınlarını da aynı titizlikle arar, sorardı.
Yardım edebileceği birileri varsa gücü yettiğince yardım ederdi.
Şimdi uzun zamandır Antalya’da yaşıyor.
Bu sabah yine beni aradı, halimi hatırımı sordu, kandilimi kutladı.
*
Şefik Abi bana oldukça başarılı bulduğum “Babam ve Oğlum” filmini hatırlatır.
Akraba olmanın, insan olmanın, komşu olmanın, dost olmanın ya da aynı şehirde yaşıyor olmanın aslında önemli olduğunu düşündürür.
Sevginin, toplumsal sorumluluğun ne kadar güzel, ne kadar huzur verici şeyler olduğunu düşündürür.
Ben de ağır bir deprem afeti geçirmiş Van’ımızda, etnik problemlerin insanların huzurunu zora soktuğu bir dönemde bu güzel insanı hem anmak, hem de tanıtmak gereği duydum.
Bizler birer Şefik Abi olamayız, biliyorum.
Yine de iyi insan, iyi vatandaş olmaya çalışabiliriz.
Akrabamıza, eşimize, dostumuza, komşumuza, caddede, sokakta karşılaştığımız diğer insanlara bir beklenti hesabı yapmadan selam verebiliriz. Çevremizdeki düşkünlere, ihtiyaç sahiplerine el uzatabiliriz. Yanı başımızda bir çocuk ağlıyorsa başını okşayabilir, olanakları kısıtlı bir hastanın reçetesini yaptırabiliriz.
Hiç birini yapamazsak bütün bunları yapmanın güzel şeyler olacağını düşünmeye başlayabiliriz.
Huzurlu günler dileklerimle,
04 Temmuz 2012 Çarşamba
10:04
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz