YURTHABER

Kapat

Uzmanlar Sınav Heyecanına Karşı Öğrencileri Uyardı

Samsun'da dün Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) girecek olan 18 yaşındaki Damla Orhan'ın sınav heyecanından kalp...

Uzmanlar Sınav Heyecanına Karşı Öğrencileri Uyardı

Samsun'da dün Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) girecek olan 18 yaşındaki Damla Orhan'ın sınav heyecanından kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi üzerine uzmanlar, aileleri ve öğrencileri uyardı.

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Onur Öztürk, sınav stresinin çok önemli bir konu olduğunu belirterek, "Yüz binlerce, hatta milyonları bulan insanımız sınava giriyor. Bazen üzücü haber alabiliyoruz. Dün genç bir arkadaşımız olan Damla gibi. En çok dikkat edilmesi gereken konu, bilinen kalp hastalığı olan arkadaşlarımızın sınav öncesinde uyku düzenlerine, yeme içme düzenlerine çok dikkat etmeleri gerekiyor. Sınavdan birkaç gün önce tekrar bilinen kalp hastalığı olan özellikle genç hastalarımız kendilerini takip eden kardiyoloji doktorlarına gidip son bir kontrol ve önerilerini almaları gerekiyor. Bir psikiyatri uzmanından yardım almaları gerekiyor. Sınav heyecanını en alt ve minimum yaşamaları gerekiyor. Özellikle ilaç kullananların dikkat etmeleri gerekiyor. Sakinleştirmek ve rahatlatmak için alınan ilaçlar yan etki yapabilir. Beklenmedik etkilere ve olaylara sebep olabilir. Kalp hastalığı olup olmadığını bilmeyenler ise aşırı stres ve heyecan durumunda, şikayeti olan gençte olsa çarpıntı, nefes darlığı ve göğüs ağrısı olanlar, efor kapasitesi emsal arkadaşlarından daha az olanlar, mutlaka doktora kontrole gitmeleri gerekmektedir. Bazen basit bir muayene ile kalp hastalığı yakalanabilir. Bu gibi durumlarda, öncesinde tedaviler daha rahat olur. Her kalp hastalığının tedavisi ameliyat gerektirmez. Kalp hastaları stresten, aşırı efordan, heyecandan biraz daha uzak durmaya özen gösterebilirler" dedi.

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatr Dr. Aytül Karabekiroğlu ise, sınavın aslında hayatın bir gerçeği olduğunu vurgulayarak, "Kaygıya verdiğimiz anlamlar, kaygılandığımız zaman düşündüğümüz şeyler, aklımızdan geçenler bizi başarısızlığa ve sıkıntıya götürüyor. En temel şu; endişe aslında zarar verecek bir şey değil. Temelde yatan bazı hastalıklar varsa tetikleyebilir. Ailenin çocuklarına 'kaygılanma' diye öğütler vermesi gerçekçi değil. Kaygılanma dediğimiz zaman onun kaygılanmaması mümkün değil. Sınavlara verdiğimiz anlam da çok önemli. Tabii ki gençler için çok anlamlı sınavlar. Çok uzun bir dönem çalışıyorlar. Sınavları bir fotoğraf gibi düşünmek lazım. Tek bir sınav değil çünkü. Büyükler de çocuklarına karşı beklentilerini ona göre ayarlamalı. Ailelerin, 'sen kesinlikle yapacaksın, sınavda yapmak zorundasın' şeklinde verdiği mesajlar çocukların kaygılarını ister istemez artıracaktır. Çünkü beklentinin yüksek olduğunu düşüneceklerdir. Bu da kaygıyı

artıracaktır. Aileler çocuklarına genel anlamda sınavın bir son olmadığını ve tek bir seçenek olmadığını, alternatiflerin de olabileceğini, bu sınav olmazsa başka sınavların da olabileceğini anlatıp bir şekilde hissettirmek lazım. Çocuktan beklentiyi yüksek tutmamak lazım. Sınav öncesi ders çalışmamalı. Sınav öncesi aileler de kaygılı oluyor. Kaygı çok bulaşıcı bir şey. Kaygılarını da çocuklarına yansıtıyorlar. Aileler çocuklarından daha çok kaygılılar" diye konuştu.

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

En Çok Aranan Haberler

Kapat