YURTHABER

Kapat

Zeybekci, tutuklu milletvekillerinin salıverilmesine itiraz etti

AK Parti Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci, tutuklu milletvekillerinin, suçları ne olursa olsun ve mahkeme ne...

Zeybekci, tutuklu milletvekillerinin salıverilmesine itiraz etti

AK Parti Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci, tutuklu milletvekillerinin, suçları ne olursa olsun ve mahkeme ne derse desin salıverilmesi anlayışına karşı olduğunu belirterek, "Kamu vicdanında onların aday gösterilmesinde en büyük etken, tutuklu olmalarıydı.” dedi. Basın İlan Kurumu (BİK) Denizli Şube Müdürlüğü'nün düzenlediği "Cumartesi Buluşmaları", Çamlık Ofis’te yapıldı. Milletvekili Zeybekci’nin misafir olduğu sohbet toplantısına BİK Denizli Şube Müdürü Halit Peltek, Denizli Gazeteciler Cemiyeti (DGC) Başkanı Önder Varol ve gazeteciler katıldı.

‘ADAY GÖSTERİLMEDE EN BÜYÜK ETKEN TUTUKLU OLMALARIYDI’

Toplantıda gazetecilerin sorularını cevaplandıran Milletvekili Zeybekci, tutuklu milletvekillerinin yapılacak kanun değişikliği ile her ne olursa olsun salıverilmesi düşüncesine katılmadığını ifade etti: “Hiçbir milletvekili, milletvekili seçildikten sonra tutuklanmadı. Zaten milletvekili seçildiklerinde tutukluydular. Kamunun vicdanında onların aday gösterilmesinde en büyük etken, tutuklu olmalarıydı. Onların çıkmalarının sağlanmalarıyla ilgili bir süreçti.” Milletin iradesinin tecelli ettiği en yüce makamın TBMM olduğunu vurgulayan Zeybekci, “Seçilen bir milletvekilinin, yemin edip göreve başladıktan sonra tutuklanmasına her hal ve şartta karşıyım. Sebebi ne olursa olsun. Söylediği söz ne olursa olsun. Anayasa ve yasalarımızda tutuklanması kaçınılmaz, vatana ihanet noktasındaysa veyahut suçüstü pozisyonu değilse görevde olan bir milletvekilinin yeri hapishane değildir. Doğrudur ama bir mahkûmun yeri de Meclis değildir. Bu ikisini çok iyi bir şekilde ayırmamız lazım. Niyet, orada tutuklu olan birinin salıverilmesiyse, hukuku dolanmaksa niyet, bu böyle de olmamalıdır diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

TBMM tarihinde "Birinci Meclis" ve "İkinci Meclis" olarak adlandırılan dönemlerde iki anayasa yapıldığını hatırlatan Zeybekci, ondan sonra Meclis'in anayasa yapma özelliğinin ortadan kalktığını, darbe yapanların kendini kurucu addederek anayasa yaptığını belirtti. Zeybekci, şöyle devam etti: “İnşallah 24. Dönem Meclis, ilk defa milletin topyekûn dahil olmaya çalıştığı anayasayı gündeme getirecek. Getirmek zorunda zaten, o dönemleri yaşıyoruz. 2011 Haziran seçiminin birinci mesajı, yeni bir anayasaydı. Halkın inandığı, demokratik, özgürlükçü, evrensel hukuk standartlarını bünyesinde barındıran, barışçı, hoşgörülü anayasayı milletin yapmasıydı. Millet, 24. dönemdeki bu Meclis'i, yeni bir anayasa mesajıyla seçti. Bu anayasa yapılmazsa millet faturasını keser.”

‘MECLİS’İN ŞİMDİYE KADAR DARBELERE KARŞI DİK DURUŞU OLAMAMIŞ’

Gazetecilerin, TBMM'de darbe ve muhtıralarla ilgili araştırma komisyonu kurulması için öncülük ettiği hatırlatması üzerine Zeybekci, “Meclis'in yargılama fonksiyonu yok. Böyle bir görevi de yok. Bugüne kadar yapılan bütün müdahaleler hükümetlere, başbakanlara ve bakanlara değil, doğrudan Meclis iradesine yapılan müdahalelerdir. Bunlara bugüne kadar Meclis hiçbir cevap vermemiş. Sadece 12 Mart 1971'de Genelkurmay’ın göndermiş olduğu muhtıra Meclis'te okunurken gösterilen tepki, ‘Bu muhtıra demokratik değildir. Muhtırayı verenler haksızdır, onun için burada okunmaz.’ şeklinde değil, 'Bu muhtıranın okunma şekli iç tüzüğe aykırıdır, yani komisyonlara sevk edilip başkanlık önerisi olarak gelse okunabilirdi.' şeklinde olmuştur. Doğrudan milletin iradesine yapılan bu darbelere Meclis'in hiçbir itirazı olmamış, hiçbir dik duruşu olmamış, hiçbir manifestosu olmamış, hiçbir aykırısı olmamış. Darbeleri lanetleyelim. Güçlü bir demokrasi manifestosu yayınladıktan sonra bir daha bu milletin gündemine gelmeyecek şekilde bu darbe ve müdahaleler siyasi tarihe gömülmelidir. Meclis'in yapması gereken bu.” dedi.

‘PARLAMENTONUN KAPATILMASI, VATANA İHANET SUÇUDUR’

TBMM mahkeme olmadığı için rövanşist olmasının da söz konusu olmayacağını anlatan Nihat Zeybekci, Meclis’in iradesinin refleksle hareket ederek birilerini cezalandırmak olmadığını belirterek, bunun mahkeme aracılığı ile yapılması gerektiğini ifade etti. Zeybekci, şunları kaydetti: “Mahkemeler, gereğini hukukun dışına çıkmadan yapmalı. Mahkeme kararları, ‘Türk milleti adına’ diye başlıyor. Benim şahsi görüşüm, çok özel kurulmadıktan sonra hiçbir mahkeme, Türk milleti adına karar vermeye yetkili değildir. 'Türk milleti' refleksiyle de mahkeme kurulmaz. Bu refleksle mahkeme kurulduğu zaman iki üç yıl önce iki sabi kardeşi kaçırdıktan sonra bir yerlerde insanlık dışı zulmedip öldüren insanı orada derhal katletmeniz lazım. İdam etmeniz lazım. Mahkeme, kanun adına konuşur. Millî iradenin, demokrasinin ve parlamentonun kapatılması nasıl vatana ihanet suçuysa, hakikaten en üst ceza ile yargılanıyorsa o hukuki ve kanuni bir meseledir. Siyasi, millî bir refleks değildir, olmaması da gerekir. Parlamento ile mahkemenin yapacağı görev tamamen birbirinden ayrıdır.

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

En Çok Aranan Haberler

Kapat