Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BDP'nin Kandil'e laf söyleyemediğini fakat açlık grevleri üzerinden hükümeti zora düşürme gayreti içerisinde olduğunu söyleyerek, "Bunlar idare edilen, idare eden değil. Yukarısı talimatı veriyor, Meclis'i terk ediyorlar, talimatı veriyor Meclis'e giriyorlar. Olay bu kadar basit. Herhangi bir iradeleri var zannetmeyin. İradeleri olamadığı için de zaten herhangi bir işe yaramıyorlar. Hiçbir zaman yaşatmanın çabası içinde olmadılar. Kandil'deki efendilerine 'yeter artık' diyecek cesareti hiç bir zaman kendilerinde bulamadılar" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Terör ve Suriye meselesi paralelinde son haftalarda Türkiye'de gerilim atmosferi oluşturmaya yönelik girişimleri çok ama çok dikkatle takip ediyoruz" diyerek, bu gerilim atmosferlerinden bir tanesinin de cezaevlerindeki açlık grevleri olduğuna dikkat çekti. Sinsi bir takım planların yapıldığını söyleyen Başbakan Erdoğan, "İki ay önce 12 Eylül'de Türkiye'nin çeşitli cezaevlerinde bazı tutuklu ve hükümlüler açlık grevi adı altında bir eylem başlattılar. Kandil'den gelen talimatla başlatılan eylem önce BDP'nin teşvikleri, ardından da yurt içi ve yurt dışından verilen desteklerle yaygınlaştırıldı" dedi.
Başbakan Erdoğan, açlık grevleriyle ilgili olarak şunları söyledi:
"Hukuki ve siyasi bir mücadeleyle gündeme getirilebilecek konular, vicdanları karartan böyle bir eylem türüyle gündeme taşınmaya, bir şantaj unsuru olarak devlete dayatılmaya çalışıldı. Can üzerinden, kan üzerinden, başkalarının hayatı üzerinden hesap yapmaya alışmış olan terör baronlarının tezgahları için de yine insanlar kaldı, kalmaya devam ediyor. Kandil'e laf söyleyemeyenler, eylemcilere çağrı yapamayanlar, yine hükümeti köşeye sıkıştırmanın, hükümeti zora düşürmenin gayreti içine giriyorlar. Bu eylemlerle gündeme getirilen konuların bazılarını, biz zaten eylemlerden önce ve bunlardan bağımsız olarak gündemimize almış, gereken çalışmaları başlatmıştık. AK Parti'nin gerçekleştirdiği demokratik reformlardan rahatsızlık duyan bu çevreler, atılan adımları kendilerine mal etmek için sanki hükümet taviz veriyormuş görüntüsü oluşturmak amacıyla bu tür eylemlerden medet umuyorlar. Bugüne kadar halkımız için, Kürt kardeşlerimiz için hangi adımı attıysak, bunlar karşısına dikildiler, engellemeye çalıştılar, yaptığımız reformları küçümsemeye çalıştılar.
Şimdide genel kongremizde açıkladığım reformları sanki kendi mücadelelerinin bir sonucuymuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Ucuz hesapların içine giriyorlar. Bizim bu şark kurnazlığına karnımız tok. Siyasi konuların zemini siyasettir. Siyaset yapamayanlar başka yollara tevasül ederler. Siyasetçinin işi açlık grevi yapmak, açlık grevi yapanlara arka çıkmak değil. Siyasetçi için böyle bir yönteme tevessül etmek acziyettir, iş bilmezliğini, yetersizliğini ikrar etmektir. Bunlar bugüne kadar çıkmaz sokaklara girmeye, bataklıkta gezinmeye alıştılar. Şimdi yine yanlış hesapların içine giriyorlar. Sonra da hükümet gelsin, millet gelsin bunlara el atsın, düştükleri kuyudan çıkarsın istiyorlar."
İNKAR VE ASİMİLASYON POLİTİKALARI SONA ERDİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açlık grevi yapanların "İnkar ve asimilasyon son bulsun" dediklerini belirterek, "Türkiye'de red politikaları sona ermiştir, inkar politikaları sona ermiştir, asimilasyon politikaları sona ermiştir. AK Parti iktidarının böyle bir sorunu yoktur, bunlar bitirilmiştir" dedi.
BDP'nin ayrıca askerin silah bırakmasını istediğini söyleyen Erdoğan, askerin silah bırakmayacağını ve bunun komik bir talep olduğunu daha önceleri çok defa söylediklerini belirtti. Başbakan Erdoğan, "Onlar silah bırakmadıkça, bakın 'silahlar sussun' demiyorum dikkat edin; silah bırakmadıkça operasyonlar durmaz" diyerek kimsenin kendilerinden operasyonların durdurulmasını beklememesi gerektiğini dile getirdi.
Açlık grevi yapanların İmralı'da bulunan terörist başı Abdullah Öcalan'a yönelik taleplerinin bir şantaj unsuru olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:
"İmralı'daki bölücü başına yönelik taleplerin de son derece temelsiz olduğunu, bunun bir bahane olarak kullanıldığını, bir şantaj unsuru olarak kullanıldığını kaç kez ifade ettik. Bakın burada yine altını çizerek, açık ve net ifade ediyorum; AK Parti her ne şekilde olursa olsun, yaşatmayı ilke olarak benimsemiş bir partidir. Terörle mücadele ederken de bu hassasiyeti en üst düzeyde gözetiyoruz, teröristle mücadele ederken de insani ve hukuki perspektifi kesinlikle kaybetmiyoruz. Biz insan canı üzerinden hesap yaparak, öldürerek, ölerek hiçbir çözüm meselesinin yoluna konulamayacağını düşünen, terörle, şiddetle hiçbir sonuca ulaşılamayacağına inanan bir siyasi partiyiz."
"BENİM MEHMETÇİĞİM ÜŞÜMESİN DİYE TERÖRİSTE PARKASINI UZATACAK KADAR ALİ CENAPTIR"
Konuşmasının büyük bir bölümünde BDP'ye yüklenen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, birçok defa görüntülere yansıyan ve Mehmetçiğin teröristlere şefkat elini gösteren görüntüleri de grup toplantısında hatırlattı. Başbakan Erdoğan şöyle konuştu:
"Bir tek askerimizin, bir tek polisimizin, bir tek korucumuzun, bir tek sivil vatandaşımızın burnu dahi kanamasın diye 10 yıldır yoğun bir şekilde çaba sarf ettik. Bakın açık söylüyorum; askerimizle, polisimizle, köy korucumuzla, sivil vatandaşlarımızla birlikte dağdaki kandırılmış, robota döndürülmüş teröristin de ölmekten ve öldürülmekten vazgeçmesi için mücadele veriyoruz. Kandırılarak, tehdit edilerek, beyni yıkanarak dağa çıkarılan insanların da bu yoldan dönmesi için çaba gösteriyoruz. Terör örgütünün kurduğu, kanlı, kirli, o habis tezgahı bozmak için, çocukların, gençlerin bu tuzağa düşmesini engellemek için çok büyük gayret gösteriyoruz.
Benim Mehmetçiğim dağda yakaladığı teröriste üşümesin diye parkasını uzatacak kadar Ali Cenaptır. Benim Mehmetçiğim mağaradaki teröristi 'seni annene götüreceğiz' diyerek mağaradan sağ çıkması için saatlerce dil dökecek ve ikna etmeye çalışacak kadar yüreklidir. Elbette her ölüm acıdır, her ölüm ayrılıktır, burukluktur. 10 yıldır en fazla yoğunlaştığımız konu gençlerin ölümünü durdurabilmek oldu."
"BDP'YE YAZIKLAR OLSUN"
Başbakan Erdoğan, cezaevlerinde yürütülen açlık grevleri ile ilgili olarak BDP'ye sert eleştirilerde bulundu. BDP'nin hiçbir zaman çözümün tarafında olmadığını belirten Başbakan Erdoğan, BDP'nin aynı zamanda sadece idare edilen olduğunu, hiçbir gücünün de bulunmadığını söyledi. BDP'nin terör örgütünün talimatlarıyla hareket ettiğine vurgu yapan Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu terör örgütü, öyle bir karanlığın içinde ki eğer öldüremezse kendi mensuplarını katledecek, bile bile onları ölüme sürükleyecek kadar, vicdanı sükut etmiş bir haldedir. Eğer askerin, polisin korucunun, sokaktaki masum sivilin kanını dökemezse, kendi mensuplarını yiyecek kadar gözünü kan bürümüş bir haldedir. Şu anda cezaevlerinde ortaya konan eylem, terör örgütünün kendi mensuplarını ölüme sürükleme eylemidir.
Cezaevlerinde ortaya konan eylem, terör örgütünün başkasını ölümü üzerinden rant sağlama eylemidir. BDP'ye bir kez 'yazıklar olsun' diyorum. Hiçbir zaman çözümün tarafında olmadılar, güçleri de yok, olamazlar. Arkadaşlarımla kaç kez görüşmeleri oldu. 'Biz kendi içimizde birbirimize düşmüş vaziyetteyiz, bizim dağa söz geçirecek halimiz yok' diyorlar. Kendileri söylüyor bunu. Ama dışarıya çıktıkları zaman, sanki bir iş yapacakmış gibi konuşuyorlar.
Bunların böyle bir gücü filan söz konusu değil. Böyle bir hünerleri, maharetleri, güçleri de yok. Bunlar idare edilen, idare eden değil. Yukarısı talimatı veriyor, Meclis'i terk ediyorlar, talimatı veriyor Meclis'e giriyorlar. Olay bu kadar basit. Herhangi bir iradeleri var zannetmeyin. İradeleri olamadığı için de zaten herhangi bir işe yaramıyorlar. Hiçbir zaman yaşatmanın çabası içinde olmadılar. Kandil'deki efendilerine 'yeter artık' diyecek cesareti hiç bir zaman kendilerinde bulamadılar. Kandil'in emirlerini, talimatlarını sorgulayabilecek kadar kendi ayaklarının üzerinde duramadılar. Dağdaki teröristin elini öpüp, sırtını sıvazlatıp, üç kuruşla bayram harçlığı alacak kadar zavallılaşmış bu BDP yönetiminden, sorgusuz sualsiz itaatten başka hiç bir şey beklenemez. Eğer bunların acıma hissi, yüreği, cesareti varsa, bu eylemlerin talimatını veren, bu gençleri ölüme sürükleyenlere karşı cesur bir duruş sergilerler. Maalesef benim milletim, bunların gerçek yüzünü her olayda daha iyi görmekte, daha iyi anlamaktadır."
"BUNLARIN AMACI KAOS OLUŞTURMAK"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açlık grevlerinin amacının taleplerin karşılanması olmadığını, asıl amacın bir kaos oluşturmak olduğunu söyledi. Açlık grevlerini gündeminde tutan medya kuruluşlarına da sert eleştirilerde bulunan Başbakan Erdoğan şunları dile getirdi:
"Bakın çok açık söylüyorum; bunların amacı taleplerinin karşılanması değil, bunların amacı kaos oluşturmak, gerilimi tırmandırmak... Zira kendileriyle ilgili bir sorun varsa, onu çözmek bizim görevimizdir. Ama kendileriyle ilgili olmayan bazı şeyleri gündeme taşıyorlarsa, bu bir şantajdır. Bu iktidar o şantaja gelmez. Bunların amacı Türkiye'de istikrarın, huzurun, güven ortamının zedelenmesi için üzerlerine düşen vazifeyi yerine getirmektir, onu yapıyorlar. İşte şu anda Türkiye'de bazı medya kuruluşları sorgusuz sualsiz şekilde, bu eylemlere destek veriyor. Her gün bu eylemleri gündemde tutuyor, her gün gerilimi artırma çabasına çanak tutuyor.
Açlık grevi eylemleri, maalesef bir kez daha oksijenini işte bu medyadan alıyor. Ya siz ne zamandan beri bu terör örgütünün sevdalısı oldunuz? Siz ne zamandan beri terör örgütüyle ortak iş tutmaya başladınız? Pervari'de şehit olan kahramanlara, dadaşlara göstermediğiniz şefkati nasıl oluyor da terör örgütüne gösteriyorsunuz? Batman'da karnında doğmamış bebeğiyle şehit olan Mizgin Doru'yu görmediniz. Bingöl'de çocuklarını korumak için canlı bombanın üzerine kapaklanan ve şehit olan Hatice Belgin'i görmediniz. Siirt'te aracının içinde yüzlerce kurşunla katledilen 4 kızımızı görmediniz. En son Şemdinli'de düğünden dönerken bombalı saldırıda katledilen 11 yaşındaki Faris yavrumuzu görmediniz. Yaşamak ve yaşatmayı o gün sorgulamadınız da bugün size ne oldu?"
"TERÖR ÖRGÜTÜ ASKERİ VURUNCA ÜÇ MAYMUNU OYNUYORDUNUZ"
Başbakan Erdoğan BDP'ye yönelik eleştirilerinin ardından, açlık grevlerini Türkiye aleyhi kampanyaya dönüştüren ülkelere de sert göndermelerde bulundu. Erdoğan, "Başta Avrupa olmak üzere açlık grevini Türikye aleyhine kampanyaya dönüştüren ülkelere, örgütlere sesleniyorum; terör örgütü askeri, polisi, korucuyu, sivil insanları hedef alırken üç maymunu oynuyordunuz, kendi mensuplarını hedef alınca mı aklınız başınıza geldi?" derken, "Biz bu oyuna gelmeyiz, biz bu kampanyaya boyun eğmeyiz. Geçmişte defalarca tekrarlanan, defalarca kurulan bu tuzağa biz düşmeyiz" diye konuştu.
"Türkiye'de son derece hassas bir zamanda gerilimi arttırmak niyetiyle ortaya konan bu eylemlere biz pabuç bırakmayız" diyen Erdoğan, "Hiç kimse kusura bakmasın. Türkiye, eski Türkiye değil. Bunlar tamamen bayat senaryolar. Millet hem 3 Kasım 2002 hem de sonrasında defalarca bu senaryoyu, bu tuzağı, bu tezgahı alt üst etti. Bugün de Türkiye aleyhine tezgah kuranlara milletimiz gereken cevabı mutlaka verecektir" şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu tezgahı bozmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz, yapacağız. Bu kampanyaya biz boyun eğmeyiz. Bu uluslararası gerilimi tırmandırma ameliyatına asla boyun eğmeyiz. BDP'li milletvekilleri de açlık grevine varsın devam etsin. Ama bu arada şiş kebaplar falan gelmesin. Tabii bunların ciddi şekilde nefis terbiyesine de ihtiyaçları var. Bunların bazılarının ciddi şekilde rejim yapmaya da ihtiyaçları var. Ama rejim yaparken bakıyorsunuz bir diğeri bir diğerine hemen ciğer kebabını takdim ediyor. Daha yeni...Herhalde bunların da resimlerini görmüşsünüzdür. Bu rejimi faşizme çevirmesinler. Hapishanelerdeki gençlerden ellerini çeksinler, kendi sefahatları için gençleri kullanmaktan artık vazgeçsinler. Bakın tekrar ediyorum, bizim ilkemiz insanı yaşat ki devlet yaşasın. Yaşatmak her zaman birinci önceliğimiz olacak. Öldürmek isteyenlere inat, biz yaşatmayı teşvik edeceğiz."
Başbakan Erdoğan konuşmasının son bölümünde ise, anadilde savunma konusuyla ilgili olarak, "'Bununla ilgili onlara değil, milletimize verdiğimiz sözü yerine getireceğiz. 13 maddelik bu tasarı da inşallah meclisimizinden süratle gelip geçecektir. Buna inanıyorum. Bu arada grubumuzun hassasiyeti bellidir" diye konuştu.
Öte yandan, grup toplantısına partililerin yoğun ilgi göstermesi üzerine izleyici localarında yer kalmadı. Yoğunluktan dolayı bazı partililer ise basın locasına alınarak Erdoğan'ın konuşmasını ayakta izlemeleri sağlandı.
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz