YURTHABER

Kapat

Dünya Gıda Günü

Adana'da, TMMOB gıda, kimya ve ziraat mühendislerinin oda başkanları kırsaldaki emekçilerin tarımsal ürünlerini, tüketiciye direkt...

Dünya Gıda Günü

Adana'da, TMMOB gıda, kimya ve ziraat mühendislerinin oda başkanları kırsaldaki emekçilerin tarımsal ürünlerini, tüketiciye direkt ulaştıracak kooperatiflere ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.

Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Işıl Var, Kimya Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Ali Çelik ve Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şahin Yeter, “Dünya Gıda Günü“ nedeniyle Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nde ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Işıl Var, sermayenin doğayı, insanı ve emeği tarumar ettiğini dile getirdi. Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü'nün (FAO) bu yılki kutlamanın ana temasını “Dünyayı Beslenmenin Anahtarı Tarımsal Kooperatifler” olarak benimsediğine dikkat çekerek şu görüşlere yer verdi:

“Özellikle son yıllarda gündem işgal etmekte olan temel ürünlerin yetiştirildiği ülkelerde yaşanan doğal afetler, iklimdeki istikrarsızlıklar ve bir yanda gıda artıklarını çöpe atan ülkeler varken, bir yanda açlığın yaşanıyor oluşu ve bu koşullarda gıda ticaretinin tümüyle serbestleştirilmesi; tarımsal fiyatların ve üretimin dış etkilere ve spekülasyona daha açık hale gelmesi; tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacak politikaların önemini de bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Artık gıdanın silah kadar önemli bir madde olduğu kabul edilmektedir. Açlık tehlikesi bu kadar belirgin iken, gıdanın serbest piyasa ekonomisinin insafına bırakılamayacağı bilinmektedir. Dünya Bankası’nın rakamlarına göre temel gıda fiyatları son dört yılda yüzde 100’e yakın artmıştır."

Dünyada yaşanan açlık ve yetersiz beslenmenin nedeninin üretim yetmezliği değil, üretim ve tüketimin adaletli bir şekilde sağlanamaması olduğunu ifade eden Var, "Kontrol altına alınamayan gıda fiyatları sorunu, dünyada ve ülkemizde sıklıkla gündeme gelmektedir. Doğru politikalar belirlenememesi halinde, bu durumun ülkeler için bağımsızlık sorunu haline geleceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Yaşanan bu olumsuzluklar, birincil üretimle uğraşan çiftçiyi, üreticiyi üretimden uzaklaştırmamalıdır. Kırsal ve kentsel hayatta yoksulluk artmakta; üretici tarımsal üretimden vazgeçerek şehirlere göç etmekte, üreticinin etkin bir örgütlülük içinde olmaması bu süreci hızlandırmaktadır. Tarımsal üretimle uğraşanlar zorlu bir yaşam içerisindedirler. Üretime küsen üreticiyi daha sonra geri döndürmek mümkün olmayacaktır" dedi.

Yeterli ve uygun fiyatta gıda arzının sağlanması için tarımsal üretimin sürekli olarak yapılması gerektiğini vurgulayan Var, uygulanan her politikanın, verilen desteklerin üretimi kısıtlayıcı yönde olmaması ve doğru yönlendirilmesinin temel hedef olması, küçük üreticinin korunması, üretimden uzaklaştırılmamasının da bir diğer hedef olması gerektiğini söyledi.

Var açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Tarımsal üretim ve buna bağlı olarak küçük üreticinin hayatta kalması ve etkin üretim yapmasının biricik yolu olan tarımsal kooperatifler ve üretici örgütleri; aynı zamanda güvenli üretimin biricik anahtarlarıdır. Tarımsal kooperatifler ve üretici örgütleri olmaksızın izlenebilirliğin sağlanması olanaksızdır.

Ülkemizde, 12 Eylül sonrasında sendikalar sadece ekonomik bir çıkar birlikteliğine dönüşürken, sosyal ve siyasal aidiyet de zayıflamıştır. Kent yoksulları temel geçim araçlarından uzaklaşırken, kır emekçileri de kapitalizmin acımasız koşullarıyla rekabet edemez hale gelmiştir. Bütün bu süreç kır ve kentte yoğun bir emek ve doğa sömürüsüyle perçinlendiğinde, yaşama ve dayanışma olanakları giderek daralmıştır.

Bu çerçevede uzun yıllar boyunca kooperatiflerin yapılanması siyasi olarak pek tercih edilmeyen yapılar olarak değerlendirilmiştir. Ancak gelinen noktada; bu örgütlenme modelinin önemi FAO tarafından da altı çizilerek vurgulanmaktadır.

Kırdaki bu yıkıcılık karşısında direnmeye ve ayakta kalmaya çalışan üreticiler birlikte üretmek, paylaşmak ve birbirlerinin sorunlarından haberdar olmak durumundadır. Kırsaldaki üreticinin ürününü aracısız alıcısına ulaştırmasının sağlanması, geleneksel tarımda ısrar ederek geçimini sağlayan bu yapıların, şirketlerin emeği artıklaştırma, doğayı atık haline getirme süreçlerine direnebilmeleri için, ekonomik açıdan güçlü bir konum elde etmeleri gerekmektedir.

Kırsalda üretim yapanların tasfiyesi eninde sonunda bir siyasal iktidar ve kapitalist modelin sonucudur. Ancak bu siyasal yönelimin tekrar sorgulanmasının vazgeçilmez olduğu günümüzde, kooperatifler yoluyla birincil üreticilerin gerçek anlamda birlikteliğini sağlamanın yollarını aramamız gerekmektedir.

Bir dayanışma, işinin gerçek sahibi olma modeli olarak kooperatifler, yoğunlaşmalıdır. Bu kapsamda kentsel dönüşüm alanlarında yaşanan sorunlarla, madencilik, enerji, su ve gıda ekseninde kırda yaşanan sömürü bir arada düşünülmelidir. Özellikle kırsalda yıkım politikalarına maruz kalan emekçilerin tarımsal ürünlerini, tüketiciye direkt ulaştıracak kooperatiflere ihtiyaç vardır. Dikkate alınması gereken diğer bir yapı ise; bu kooperatiflerin ürünlerinin tüketiciye yine aynı etkinlik ve ekonomiklikle ulaştıracak örgütlenme modellerinin oluşturulmasıdır. Kentlerde kurulacak kooperatifler de hem tüketicilerin gıda ihtiyacının, güvenli, sağlıklı, ucuz teminine yönelik olmalı, hem de kooperatif ortaklarının bu ürünlerin satışından elde ettikleri geliri kendi yaşam alanlarında verecekleri mücadelede harcamaları sağlanmalıdır."

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

En Çok Aranan Haberler

Kapat