YURTHABER

Kapat

Mhp Grup Toplantısı…(2)

MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli, “Bırakın zalimler, kötüler, kifayetsiz muhterisler, hainler, bölücüler, teröristler dayanışma içinde...

MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli, “Bırakın zalimler, kötüler, kifayetsiz muhterisler, hainler, bölücüler, teröristler dayanışma içinde olsunlar, biz hepsiyle başa çıkarız, alayıyla dişe diş mücadele ederiz. Bırakın AK Parti, CHP, BDP, PKK, Barzani, İmralı canisi ve Kandil artıkları aynı safta toplansınlar. Biz hepsine bozkurt gibi direniriz” dedi.

Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya Bulgaristan’da Ahmet Doğan’a yapılan suikast girişimine değinerek başlayan Devlet Bahçeli, Hak ve Özgürlükler Partisi’nin yeni Genel Başkanı Lütfi Mestan’ı da tebrik etti. Hadisenin kendilerini endişelendirdiğini ifade eden Bahçeli, “Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da partimizden 2 milletvekili arkadaşımızın da katıldığı Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisi’nin kurultayında meydana gelen hadise hepimizi endişelendirdi. Üyelerinin çoğunluğunu soydaşlarımızın oluşturduğu ve Bulgaristan siyasetinde önemli bir yeri bulunan Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisi’nin lideri Ahmet Doğan’a alçakça saldırı düzenlendi. Saldırı amacına ulaşamadı ve saldırgan yakalandı. Ahmet Doğan’ın kaldığı silahlı saldırıyı kınıyor, kendisine, partisine ve tüm soydaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Bulgaristan hükümetinden bu olayın tüm yönleriyle aydınlığa kavuşturulmasını ve saldırının geri planındaki asıl saikleri ortaya çıkmasını bekliyor ve istiyoruz. Bulgaristan siyaset hayatında 23 yıldır demokrasi çizgisinden ayrılmayan Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin yeni Genel Başkanı Lütfi Mestan’ı kutluyor, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum” diye konuştu.

“TÜRK MİLLETİ, SALDIRILARA VE KOMPLOLARA SÜREKLİ MUHATAP KALMIŞTIR”

Türk milletinin tarih boyunca komplolara sürekli maruz kaldığını söyleyen Bahçeli, “Bugün karşı karşıya kaldığımız çok boyutlu ve ağırlığı gittikçe fazlalaşan meselelere dar bir pencereden ve sabit bir noktadan bakmak bizi sağlıklı sonuçlara götürmeyecektir. Her konuya, her soruna geniş bir açıdan yaklaşmak, üstten bakmak ve tarih ölçeğinde yoruma tabi tutmak işimizi kolaylaştıracağı gibi, bize aradığımız ve arzuladığımız çıkış yollarını da açacaktır. Türk milleti son yurduna geldiği ve yerleştiği andan itibaren değişik ebat ve çaptaki saldırılara ve komplolara sürekli muhatap kalmıştır. Üzerimizdeki oyunlar hiç bitmemiş, hakkımızdaki iftira kampanyası ve suçlama furyası hiç kesilmemiştir. Kimi zaman silahla, kimi zaman ajitasyonla, kimi zaman ayak oyunları ve kışkırtmalarla varlığımız ortadan kaldırılmaya ve sakatlanmaya çalışılmıştır. Meydanlarda bileğimizi bükemeyen, cephelerde sırtımızı yere getiremeyen çok faktörlü ve çok failli ittifak, belirlediği hedeflere ulaşmak için varını yoğunu seferber etmekten geri kalmamış, bundan da vazgeçmemiştir. Bu maksada dönük olarak kullanılmadık, başvurulmadık ve harekete geçirilmedik bir şey neredeyse kalmamış. Aziz milletimiz tarihin her devrinde ya dış kaynaklı bir senaryo ve dayatmayla ya da iç merkezli yanlış ve kusurlarla sabrı sınanmış ve dayanıklılığı denenmiştir. Öyle an ve dönemler gelmiştir ki, yerli ve yabancı güç odakları aynı havuzda birleşmiş, aynı niyette buluşmuştur. Bazen reform, bazen ıslahat, bazen yenileşme, bazen de çözüm adı altında olmadık tertipler yapılmış, olmadık tuzaklar kurulmuştur. Yolumuzdan dönmemiz, inançlarımızı bırakmamız ve hayat haklarımıza sırtımızı çevirmemiz için melanet yorulmamış, ihanet beklememiş ve durmamıştır. Türklüğün yeryüzündeki hakim ve hüküm mevcudiyeti birilerini öylesine rahatsız etmiş, öylesine endişelendirmiştir ki, bunlar korkularından ne yapacaklarını şaşırmış, nasıl tavır takınacaklarını bilememişlerdir. Bugün bize özgürlük ve demokrasi nasihatinde bulunanlar, sömürgeci ve kanlı geçmişlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Fransa’nın terörle mücadele adı altında Mali’yi hedef alması, ABD’nin Irak ve Afganistan’ı özgürleştirme gerekçesi ile işgal etmesi, Libya’ya düzenlenen çok uluslu müdahaleler ve Suriye ile ilgili yapılan hesaplar hep bunun kanıtıdır” şeklinde konuştu.

“Bir tülü kapanmayan açılımlarla, bir türlü asıl gayesi görülmeyen batılılaşma hamleleriyle kökümüzden, milli benliğimizden ve kimliğimizden savrulmalar yaşanmış ve yaşatılmıştır. İleri gittiğimizi zannederken gerileyişimiz, ‘başardık derken’ mağlubiyete düşmemiz böyle olmuş, bu şekilde gerçekleşmiştir” diyen Bahçeli, “Dün Osmanlı İmparatorluğunu bölmek ve parçalamak için uğraşanların bugünkü torunları ve bu çağdaki takipçileri, bu defa da Türkiye Cumhuriyeti’ne aynı akıbeti yaşatmak istemektedirler. Bu itibarla Şark Meselesi müellifleri eliyle güçlenerek amacını gerçekleştirmenin ve hedefe varmanın amacındadır. Tarihteki yıkım dönemleri tekrarlanmak istenmektedir” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE ADIM ADIM TASFİYE EDİLMEKTE”

Türkiye’nin adım adım tasfiye edildiğini savunan Bahçeli, “Türk milleti yavaş yavaş zehirlenmektedir. Çözüm sözleri, barış ezberleri varlığımızı, birliğimizi ve bin yıllık hukuku harap etmeye ayarlı bir saatli bir bombaya dönmüştür. Geçmişte her çözüm denildiğinde bir insanımızı yitirdik, her çözüm nakaratı dillendirildiğinde bir toprağımızdan olduk. Bunlardan ders almayan, milli kimliği anlamayan ve Türk milletinin hayal kırıklıklarını umursamayan gafiller, hainler ve vicdanları mezbeleye dönüşmüş nankörler, şimdilerde ne yazık ki, son hızla faaliyettedirler. Başbakan Erdoğan Damat Ferit’ten aldığı bayrağı parçalanmış millet bünyesine, bölünmüş vatan coğrafyasına dikmek için çalışmaktadır. Bunun için tıpkı izinden yürüdüğü gayri milli isimler gibi istismarda, aldatmada sınır tanımamaktadır. Milletimiz kandırılmakta, yeni kayıplara peşinen ısındırılmak ve alıştırılmak istenmektedir. Başbakan Erdoğan’ın teslimiyetçi ve diz çöken acizliği, her zillete boyun eğen, her kepazeliğe davetiye çıkartan politikaları Türkiye’yi ve Türk milletini sona yaklaştırmaktadır. AK Parti Hükümeti, Şark Meselesinin kalıntısı, uzantısı, parçası ve bir uzvu olmaya talip olmuştur. Başbakan Erdoğan için Haçlılarla, kafir planlarıyla bir ve aynı niyete sahip olmak rahatsız edici görülmemiştir” dedi.

“ALAYIYLA MÜCADELE EDERİZ”

Bahçeli, “Bırakın zalimler, kötüler, kifayetsiz muhterisler, hainler, bölücüler, teröristler dayanışma içinde olsunlar, biz hepsiyle başa çıkarız, alayıyla dişe diş mücadele ederiz. Bırakın AK Parti, CHP, BDP, PKK, Barzani, İmralı canisi ve Kandil artıkları aynı safta toplansınlar. Biz hepsine bozkurt gibi direniriz. Bırakın bölünme uydusunda olanların, BOP tuzağına düşenlerin, Kandil yamacına çözüm paraşütüyle inen soytarıların yedikleri, ayrı gitmesin. Bize büyük Türk milletinin sevgisi ve bağlılığı ziyadesiyle yeter” diyerek Başbakan Erdoğan’a çözüm arayışına yönelik sorular sordu.

“PKK TALEPLERİ KARŞILANIYOR VE CEVAP BULUYOR”

PKK’nın taleplerinin gün be gün karşılandığını ve bu taleplerin cevap bulduğunu ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

“AK Parti’nin İmralı canisiyle yürüttüğü müzakere ve görüşme trafiği Türk milletini kafese almanın, zincire vurmanın ve yeminlerinden ayırmanın bir yöntemi ve bir örneğidir. PKK talepleri gün be gün karşılanmakta ve cevap bulmaktadır. Bu hafta meclis gündemine gelecek anadilde savunma talebine ilişkin kanun teklifi bunlardan birisidir. Ne söylenirse söylensin ömür boyu hapis cezası almış idamlık bir mahkum ve terör suçlusuyla sözde çözüm ve barış adına pazarlıklar yürütmek izahı olmayacak bir sapma ve sapkınlıktır. AK Parti’nin medet beklediği, çare umduğu, elinden tuttuğu şahıs Türk milletine çevrilmiş ölüm silahının bir numaralı failidir. Şehitlerimizin kanı bu alçağın eline bulaşmıştır. Açıklıkla sormak isterim ki, Başbakan Erdoğan ve hükümetiyle birlikte önüne gelenin propagandasını yaptığı çözüm nedir, neleri ihtiva etmektedir? PKK neyin karşılığında silah bırakacak, hangi tavizlerle gönül alınacaktır? 1984 yılındaki Eruh baskınından itibaren öldürme ve yok etme konusunda uzmanlaşmış caniler, birden bire hidayete erip silahlarını ve hedeflerini nasıl terk edecektir? Silahı sigorta olarak görenler nasıl olacak ta birden bire hedeflerinden vazgeçecekler? Terörle terbiye edilen, bölücülükle sırdaş olan küresel planlara uyduluk eden bir iktidarın Türk milletinin hak ve hukukunu ‘süreç’ diye tarif edilen yıkım duraklarında sahiplenmesi nasıl mümkün olacaktır? Merak etmekteyiz ki, barış nedir, tarafları kimlerdir? PKK Türk devletinin eşiti, muhatabı haline mi gelmiştir? İmralı canisi kimi temsil etmekte, kimin adına konuşmaktadır? Çözüm başlığı altında neler ve hangi konu başlıkları planlanmaktadır? ‘Çözüm de çözüm’ diyen şuursuzlar, bununla neyi beklemekte neyi istemektedir? Anadilde eğitimin sağlanması çözüm müdür? İmralı canisinin serbest bırakılması çözüm müdür? Yeni anayasayla Türklüğün tasfiye edilmesi çözüm müdür? Özerklik ve federasyon çözüm yolu mudur? PKK’nın affedilerek siyaseti çözümün hangi aşamasıdır? Dört parçalı bağımsız Kürdistan’ın oluşabilmesi için vatan topraklarımızı içine alan kuzey kısmının temellerinin atılması çözüm olarak mı düşünülmektedir? Bölücü terör örgütüne 29 yıllık süre içinde mücadele vermiş, gazilerimizin, şehit yakınlarımızın hakkı nasıl ödenecek, helallikleri nasıl alınacak? Sayın başbakan, çözüm ve barış süreciyle neyi hedeflemektesin? Sayın Cumhurbaşkanı, size göre çözüm nedir? ‘Çözüm’ diyerek topa giren, ‘müzakereler sürsün’ diyen, barışa vurgu yapan TÜSİAD yöneticileri siz çözümden ne anlıyorsunuz? İstanbul’da kuru laf kalabalığıyla konuşacağınıza, bol keseden atıp tutacağınıza zahmet edip mesela Hakkari’de, Şırnak’ta, Diyarbakır’da, Bingöl’de ne zaman yatırım yapacak, ne zaman fabrika kuracaksınız? Boğazda keyif çatarken, ‘çözüm’ diyerek alkış tutan köksüz ve kimliksiz yarım aydınlar, ipotek altındaki kalemşorlar, mütareke yıllarının emanetçileri, derdiniz d-nedir, neyi beklemektesiniz? Türkiye’nin teslim senedi imzalanınca, teröristler aklanınca, İmralı canisi özgürlüğüne kavuşunca, bölücülük kurumsallaşınca ve Türk milleti parçalanınca bunun adı çözüm mü olacak, buna barış mı diyeceğiz?”

“TÜRKİYE BU HIYANET KUŞAĞINI DAHA FAZLA KALDIRAMAYACAK”

Konuşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Bahçeli, “Sayın Başbakan, çözüm ile neyi çözmeye, barış ile neyi batırmaya ve bastırmaya çalışıyorsun? Bil ki, seni PKK Başbakan yapmadı, bil ki, partini bölücüler iktidara taşımadı. Yoksa verilmiş sözlerin, altından kalkamayacağın vaatlerin ve başbakan kalabilmek için yabancılara yeminlerin mi var? Yetmedi mi yaptıkların, bitmedi mi oyunların, sonlanmadı mı hakaretlerin? Türkiye bu hıyanet kuşağını daha fazla kaldıramayacak, bu saldırılara daha fazla katlanamayacaktır. Ayrıca, Başbakan geçen haftaki grup toplantısında 10 yıldır anneler ağlamasın diye elini, bedenini ve yüreğini ortaya koyan bir iktidar olduklarını iddia etmektedir. Bu sözü söyleyen Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıdır. Birde şehit analarını teröristlerin yakınlarıyla aynı seviyeye düşürme ve denk görme bedbahtlığını göstermektedir. Meğerse Başbakan tam 10 yıldır anaların gözyaşının dinmesi için uğraşıyormuş ta bunu kimseler görmemiş. Peki 10 yıldır hiçbir dönemde olmadığı kadar ağlayan analar, ağıt yakan gelinler, öksüz kalan yavrular nasıl görmezden gelinecek? Asıl analara karalar bağlatan, oluk oluk gözyaşlarının akmasına sebep olan, vatanımızı baştan sona acıya ve feryada sevk eden iktidarın ismi AK Parti, Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dır” şeklinde konuştu.

PARİS’TE İNFAZ EDİLEN PKK’LILARIN CENAZESİ

Paris’te infaz edilen 3 PKK’lının Türkiye gündemini 10 gündür meşgul ettiğini söyleyen Bahçeli, PKK’lıları öldüren zanlının PKK’lı olduğunun açıklandığını söyleyerek bu olayın üzerindeki sis perdesinin aralanması gerektiğini, cinayetlerin tam olarak aydınlanması gerektiğini altını çizdi. Bahçeli, “Türkiye’ye getirilen cenazeler AK Parti’nin müsamahası ve göz yumması altında tam bir şova dönüşmüş ve aleni terör propagandasına çevrilmiştir” diyerek, cenaze törenlerinde sağduyunun hakim olduğunu yazan gazetelerin manşetlerinden örnekler verdi.

CHP’ye de yüklenen Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun olay olmamasını umut verici olarak değerlendirmesini eleştirdi. Diyarbakır’da devletin PKK’nın seviyesine indirildiğinin altını çizen Bahçeli, “Bu aslında ikinci bir Habur’dur ve rezillikler örtbas edilerek hasıraltı yapılmıştır. Sözde güvenlik önlemleri PKK militanları tarafından alınmış, şehir eşkıyaları yolları keserek araç ve kimlik kontrolü yapmıştır. Öylesine tehlikeli bir psikolojik ortam kamuoyuna pompalanmıştır ki, eğer devlet olmazsa, yani Türkiye bölünürse, hiçbir sorun yaşanmayacak ve bir masala de kalmayacaktır. Bu son gelişmeler müzakerelerin en sinsi ve kurnaz planlanmış bir safhasından başka bir şey değildir” dedi.

“BAŞBAKAN’IN KABA YAKLAŞIMI YENİ BİR SKANDALA SAHNE OLMUŞTUR”

Başbakan Erdoğan’ın Gaziantep’te atama bekleyen bir öğretmen adayı ile girdiği diyaloğa değinen Bahçeli, “Atama talep eden öğretmenlerin bu taleplerinin yerine getirilmeli ve bu kanayan yara mutlaka tedavi edilmelidir. Başbakan Erdoğan’ın hodbin, kaba, nezaketsiz ve eleştiriye tahammülsüz yaklaşımı yeni bir skandala sahne olmuştur. Demokratik olarak tepkisini dile getiren ve halini arz eden bir kardeşimize karşı Başbakan Erdoğan’ın ‘o oy senin olsun, al onu kendine sakla’ demesi bir defa demokrasiye karşı saygısızlık ve söz söyleme özgürlüğüne darbedir. Bu aynı zamanda çiftçimize sarf edilen ‘ananı da al git’ sözünün bir versiyonu, değişik bir yansıması ve aslında kopyasıdır. Öğretmene, çiftçiye, işçiye, memura, sanayiciye, işsize, kısaca herkese yeri gelince sert sözleri sıralayan, küçümseyici ifadeleri kurşun gibi kullanan Başbakan’ın dersini alma vakti gelmiştir” dedi.

“GOLÜ BAŞBAKAN YEDİ”

Geçen haftaki grup toplantısında kullandığı bir ifadenin Başbakan ve danışmanlarını ters köşe yaptığını belirten Bahçeli, “Başbakan Erdoğan, bu sözleri bilinçsizce kullandığımızı ve kendisine pas verdiğimizi iddia etmiştir. Ve aynı zamanda matematik dehası olduğumuzu söylemiştir. Tabii olarak Başbakan yediği golü pas olarak değerlendiriyorsa bu kendi bileceği bir şeydir. Başbakan 10 yıldır 1’i 36’ya, tarihi 36’ya, kültürü 36’ya, dili 36’ya, vatanı 36’ya, kaderimizi 36’ya, geleceğimizi 36’ya bölmeye çalışırken matematiğin yüz karası, milletin utanç tablosu olduğunu nedense unutmuş ve görmezden gelmiştir. Biz geçen haftaki sözlerimizle aziz milletimizin dikkatini çektik ve mesaj verdik. Başbakan ve partisinin maskesini indirdik, tehlikeye vurgu yaptık. Ancak Başbakan bunu anlayamamıştır” ifadelerini kullandı.

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

En Çok Aranan Haberler

Kapat