YURTHABER

Kapat

Umduklarımız Bulduklarımız

Büyüyen ve gelişen her şehirde olduğu gibi Van da da kimi sorunlar çözüm bekliyor.

Büyüyen ve gelişen her şehirde olduğu gibi Van da da kimi sorunlar çözüm bekliyor.

Çocukluk döneminde kıyıdan köşeden anlamaya başlarız bulduklarımızla umduklarımızın farklı şeyler olabileceğini.

Annemizin bizi her anlamda besleyen sütünün kaynağı ağzımızdan alınır ve plastik bir emzik tıkılır onun yerine. Ağlar, isyan ederiz. Sonra da alışırız.

Babamızın aldığı ilk bisiklet komşunun çocuğununki gibi güzel değildir. Öve öve bitiremedikleri okul onların anlattığı gibi değildir, diğer birileri hep bizden bir adım öndedir; yaşayarak öğreniriz.

Biriktiririz hayal kırıklıklarımızı. Biriktirir ve alışırız. Zamanla umursamaz oluruz umduklarımızın bulduklarımızdan farklı olduğunu görsek de. Hatta güler, geçeriz, normal bir şeymiş gibi gülümseyerek anlatırız eşimize, dostumuza.

Büyürüz ve düşünürüz ummak ve bulmak üzerine. Düşünür ulaşırız bazı ipuçlarına, sistemlere, sonuçlara.

Konu ne olursa olsun güçsüz olan, güçlü olandan umar fark ederiz.

Güç umulan şeyle ilgilidir ve güç her zaman para kaynaklı değildir. Önce anne ve babamızdan, sonra bize iyi davransın, iyi not versin diye öğretmenimizden, sonra sevip aşık olduğumuz insandan umarız.

Birilerinden sevgi ve maddi şeyler, diğerinden not ve hoşgörü, bir başkasından sevgi. Öyle olunca da doğal olarak umduklarımızın içinde bazen bizden daha yoksul ya da bizden daha korumasız, zayıf insanlar, gruplar da olur, olabilir.

Bir kaza geçiririz ve bütün zenginliğimize, unvanlarımıza rağmen olay yerine ilk yetişen garip, yoksul köylüden önemli şeyler umarız. O köylü bizim her gün azarladıklarımızdan biridir sadece ve o ölümle hayat arasında bir tek ondan umarız.

Yurttaşsak bizi bir arada tutan, bizimle ilgili sorumlulukları olan ve kaynakları kontrol eden devletimizden umarız. Zengin de olsak, yoksul da olsak kendimize göre bir şeyler umarız.

Orta ya da aşağı sınıftan birileriysek iş, aş umarız. Sosyal adalet umarız. Gelir dağılımının sağlıklı olmasını sağlayacak önlemler almasını umarız. Yukarı sınıftan insanların beklediği vergi muafiyetlerini, indirimlerini ya da ihaleleri umamayız, sadece sermayesi çok olanlara sağlanan teşvikleri umamayız ama insanca yaşayabilmemiz için sıradan da olsa bir zemin umarız.

Aslında ummayı bilmek de bir sanattır ve çoğumuz onu da beceremeyiz.

Hani bazen çok güzel şeyler ummamız gerekir. Yaşadığımız koşullar, yeteneklerimiz, çevre, ilişkilerimiz, becerilerimiz çok şey ummamızı gerektirir ama biz umamayız. Ayrıntıları göremediğimiz için umamayız, farkında olmadığımız için, bazı şeyleri göremediğimiz için umamayız. Sonuçta ummayız.

Bölgemizde konuşulan bir espridir milletvekili ile görüşmeye giden ancak engelle karşılaşan bir vatandaşımızı kastederek bir başka siyasi yetkili “bırakın görüşsünler, o bölgeden gelenler büyük yatırımlar, önemli masraf gerektiren işler talep etmezler. Ya hastahane için, ya da bir yakınına iş için gelirler siyasilerin yanına” demiş umduklarımızın sınırlı olduğunu dile getirmiştir.

O ummadığımız şeyleri tesadüfen rastlar bulursak, ki bu düşük bir olasılık. Bulduğumuz da olur ama genellikle ummayız, bulmayız. Böyle bir durumda yakınmayız da çünkü ummadığımız şeyleri bulmamışızdır, ummadığımız için onları ete kemiğe büründürememişizdir, gerçekte yokturlar.

Sorunlar umup da bulamadığımız zaman başlar. Umup da bulamadıklarımız bizi bazen ciddi anlamda sarsar. Tarih boyunca ve her coğrafyada pek çok birey ve toplumun yaşamış olduğu şeydir bu aslında.

Her dönemde, her coğrafyada bireyler ve topluluklar bir şeyler ummuş, bir şeyler bulmuştur. Bir şeyler de düş olarak kalmıştır.

Kimi şeyler umulmuş ancak tam olarak bulunamamıştır, ancak her sınıftan, her ülkeden, her yaştan insan sürekli olarak bazı şeyleri ummaya devam etmiştir.

İnsanoğlu babasından bir şey ummuştur, evladından bir şey ummuştur, müdüründen bir şey ummuştur, çalışanından bir şey ummuştur, sevgilisinden bir şey ummuştur, ne bileyim alacağı diplomadan ya da ruhsattan bir şeyler ummuştur, açtığı dükkandan, kurduğu tezgahtan bir şeyler ummuştur. Bir yere eleman olarak girdiğinde o iş yerinden bir şeyler ummuştur.

Askerlik görevini yaparken, vergi verirken kendince karşılığını almayı ummuştur. Belli bir derneğe, vakfa, hizbe, partiye, cemaate katılırken bir şeyler ummuştur. Her ödediği bedel için karşılıklar ummuştur.

Bir ülkede, şehirde, köyde yaşarken bir şeyler ummuştur. Bulunduğu yerin yöneticilerinin aşağılarda duran ve olanakları sınırlı olan insanların hallerini görüp anlayacaklarını ummuş kendilerini ciddi anlamda etkileyen ulaşım, güvenlik, sağlık, barınma, eğitim gibi konularla ilgili sorumluluklarını hakkıyla yerine getireceklerini düşünmüştür.

Büyüyen, kalabalıklaşan, yayılan şehirlerde bir düzen, soluk alınabilir bir imar sistemi, kesintiye uğramayan enerji ve su, çağdaş barınma, eğitim, sağlık olanakları ile sorunsuz işleyen toplu taşıma sistemleri hayal etmiştir.

Büyüyüp büyük şehir olan Van'ımız gibi yerleşim birimlerinde altyapı, çevre ve imar ile ilgili değişikliklerin zaman alacağını bilen insanımız doğal olarak ilk etapta ve acilen uzak yerlere kurulmuş olan yeni yerleşimlerle eski yerleşimlerin toplu taşıma düzenlerinin elden geçirileceklerini; daha çağdaş, daha rahat hale getirileceklerini ummuştur.

Geçen kış konteynır kentte kalırken yaşadığım Şamranaltı semtinde de, şu an kalmakta olduğum Yüzüncü Yıl Kampüsünde de ciddi toplu taşıma sorunlarına tanık oldum, yaşadım, yaşıyorum.

Aynı toplu taşıma sorununun Erciş ilçesinde de var olduğunu biliyorum. Karataşlar mevkiindeki eski ve yeni Toki konutları ile bölgedeki kamu kurum ve kuruluşlarına ulaşmak bazen ciddi sıkıntı haline gelebilmektedir. Akşamın erken saatlerinde toplu ulaşım durduğu için, gün içinde insanlar araçlara tıkış tıkış bindiği için, araç hareketleri düzensiz olduğu için yakınanlar bulunmaktadır. Son dönemde yeni alınan otobüslerle toplu taşıma filosunu büyüten Erciş Belediyesinin ciddi çabalarına rağmen kimi sorunlar çözüm beklemektedir.

Başka çareleri olmadığı için küçücük arabalara kadın, erkek üst üste binen yolcularıyla saat düzenine çok fazla uymayan, vaktinde gelmeyen ve akşamları erken paydos eden araçlarıyla sistemin sorunları insanlarımızı yormaya devam etmektedir. Bildiğim kadarıyla uzun çalışma saatlerinden yakınan kimi toplu taşıma aracı sürücüleri de hallerinden memnun değillerdir.

Akşam saat 21.00 de kampüs minibüs durağında uzayan kuyruktan bahisle şoföre sitem ettiğimde o da kendi haklı nedenlerini anlatmak durumunda kaldı. Şoför sabah 07.00 ile akşam 19.00 arasında kampüs hattında 36 minibüsün bulunduğunu, 19.00 ile 23.00 saatleri arasında da 18 minibüsün çalıştığını söyleyerek akşamın saat 20.00 sinde son seferlerini yapan halk otobüslerinin yolcularını geri götürmenin de kendilerine kaldığını, bu saatlerde yaptıkları seferlerden de tek yönlü para kazandıklarını yani dönüşte boş geldiklerini söyledi. Halk otobüslerinin sistemden çıktığı saatlerde onların bu artı yükü tek yönlü taşımak durumunda kalmalarından ötürü huzursuz da olduklarını ifade etti. Kampüs içindeki yeri yerleşimlere giden kısa ama bozuk yolun kendileri için ciddi bir sıkıntı kaynağı olduğunu, bir an önce asfaltlanacağını umduğunu söyledi.

Bilindiği gibi Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kampüsünde öğrencisiyle çalışanıyla binlerce insan yaşamaktadır. O güzergahtaki mahallelerde de kampüs nüfusunun birkaç katı insan vardır.

Görünen o ki, özel kişi ve kuruluşlara teslim edilmiş olan büyük şehir toplu taşıma sisteminde el atılmayı bekleyen sorunlar var ve sistem içinde kamuya ait araçların da işbaşı yapmaları, özel sektörün sorumluluk almak istemedikleri geç saatlerde halkın ihtiyaçlarının bu araçlarla karşılanması kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.

Aksi durumda, şimdiye kadar olduğu gibi şimdiden sonra da uzak yerlerde yaşayan insanlar toplu taşımanın olumsuzluklarından kaçınmak için borç harç araba sahibi olmaya devam edecekler, o arabalar da sık sık şehir merkezindeki trafik sistemini sıkıntıya sokacak.

Sınırlı olanaklarla geçinmek durumundaki halk, günün kaymaklı saatlerinde vızır vızır çalışırken işlerin biraz azalması ile akşam vakti paydos eden toplu taşıma araçlarının yeni koşullara uygun olmadığını şehir merkezinden çeşitli yönlere doğru uzaklaşıp gitmiş olan konutlara ulaşımı sağlayan ve gece saat 22.30 da giden ve “son araba” olduğunu söyleyen minibüslerin bu tavırlarının doğru olmadığını düşünmektedir.

Toplu taşıma ile ilgili basit de olsa bir başka şey de araçlarda çalınan müziklerdir. Kısa da olsa yolculuklarımızın sessiz olması güvenlik, huzur ve taşıt içi haberleşme açısından önemlidir. Çoğumuz, içinden çıkıp geldiğimiz evimizde, iş yerimizde zaten yeteri kadar gürültü altı olmuşuzdur. Yüklenmişizdir. Hiç olmazsa toplu taşıma aracıyla giderken sessiz, sakin bir ortam bekleriz. Olmaz. Araçta bir müzik genellikle olur.

Doğal olarak müzikle ilgili beklentilerimiz de farklıdır, kimimiz arabesk severken kimimiz dini müzik, kimimiz etnik müzik, kimimiz sanat ya da halk müziği, pop ve hatta klasik batı müziği severiz. O ortama katıldığımızda umduğumuzu bulamayız. Hem sevdiğimiz sanatçının eseri çalmaz, hem sevdiğimiz tür çalmaz. Neşeli bekleriz hüzünlü çalar, hüzünlü bekleriz neşeli çalar. Ya da ortada açık bırakılmış bir radyo istasyonu vardır ve o istasyondan yüksek sesle hiç ihtiyacımız olmayan malların reklamı bangır bangır doldurur ortamı.

Direksiyonda iken cep telefonlarıyla konuşanlar, yanlarında yardımcı olmadığı için bir taraftan yolculardan para toplayıp bir taraftan aracı yönetenler, yolcu kapma hesaplarıyla bazen hız sınırlarını zorlarken bazen de yolcuları çileden çıkaracak kadar ağır gidenler de toplu taşıma işinin diğer sorun olan sorumlularıdır.

Şehirler her an hareket halinde devasa yapılardır. Şehir ahalisini oluşturan bireylerin bu devasa yapının sistemleri ile ilgili küçük ya da büyük sorunlarının olması kaçınılmazdır. Önemli olan o sorunların görülmesi ve mevcut olanaklarla vatandaşları rahatlatacak sağlıklı çözümlerle giderilmesidir.

Bunu yapabilecek büyüklükte ve basirette idarecilerimiz olduğunu da biliyoruz.

Onlar bizim gördüklerimizi de, göremediklerimizi de dikkate alacak ve gereğini yapacaklardır.

Dileğimiz aciliyet kazanmış sorunların bir an önce çözüme kavuşturulmasıdır.

24/05/13

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

En Çok Aranan Haberler

Kapat