YURTHABER

Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, "Çocukların okulda zorlanması ve gerginlik yaşaması normaldir"

Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, okulların açılma tarihinin yaklaşması sonrasında velilere uyarılarda bulunarak, "Çocukların okulda zorlanması ve gerginlik yaşaması normaldir" dedi.Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, "Corona virüsü dünya çapında pandemiyi tetiklediğinden beri neredeyse bütün ülkelerde hiç bir şey eskisi gibi değil.

Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, "Çocukların okulda zorlanması ve gerginlik yaşaması normaldir"

Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, okulların açılma tarihinin yaklaşması sonrasında velilere uyarılarda bulunarak, "Çocukların okulda zorlanması ve gerginlik yaşaması normaldir" dedi.
Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, "Corona virüsü dünya çapında pandemiyi tetiklediğinden beri neredeyse bütün ülkelerde hiç bir şey eskisi gibi değil. Okullar, özel ve kamusal yaşamlar etkilendi. Öğrenciler kendilerini birden korkuların ve endişelerin hakim olduğu bir durum karşısında buldular. Belki de ilk defa ölüm ve hastalıkla bu kadar yakından ilgilenmek zorunda kaldılar. Zaman zaman özel ve günlük hayatları hakkında otonom bir şekilde karar veremez hale geldiler. Öğrenciler açısından öğretmenlersiz ve okula gitmeden evde eğitim zorlayıcıydı. Bütün bu deneyimler ve düşünceler öğrencilerde de korku hissetmelerine dolayısıyla kendilerini emniyette hissetmemelerine neden olabilmektedir" ifadesinde bulundu.
"Evde kalmanın ne kadar iyi yanı da olsa, çoğu güzel ve alıştıkları şeyler geçici de olsa yok oldu. Dışarıda görüşmek yerine dijital kanallarla arkadaşlarla iletişim kurmak, günlük hayat ritminin değişmesi eğitimin başlaması sıkıntılar beraberinde getirmektedir" diyen Demirbaş, şu bilgileri verdi:
"Net korkuların dışında evdeki rahatlık ve özgürlükten sonra tekrar tüm günün planlanmış olduğu okula dönerken zorlanmak ve gerginlikler normaldir.
Bunun nedeni ise beynin çok çabuk bir duruma veya günlük hayat ritmine alışabilmesidir. Bir alışkanlığı değiştirmek ise nöronal bazda beyinde biyolojik strese yol açmaktadır. Bu, kendisini fiziksel veya duygusal olarak belli etmektedir örneğin kasılma, huzursuzluk, baş ağrıları, baskı hissi veya daha güçlü fiziksel reaksiyonlar karın ağrıları veya keyifsizlik gibi belli etmektedir.
Önemli olan bunların doğal stres reaksiyonlarının olduğunun ve beynin yeni duruma alışınca geçeceğinin bilincinde olmaktır. Bu duyguları yaşayan yalnız kendisinin olmadığını bilmelilerdir. Şikayetlerin okulun ilk veya ikinci günü her geçen gün azalacağını tespit edeceklerdir.
Öğrenciler net olan korkuları ve kaygıları hakkında güven hissettikleri yetişkinler (öğretmenler veya anne babalar) ile konuşmalılar. Hislerini mutlaka ifade etmemeliler. Sözel ifade etmekte güçlük çekenler, duygularını yazabilir veya sanatsal faaliyetlerle dışa vurmalılar.
Sorular sormalılar. İnsanı bilmediği şeyler korkutabilir. Cevabını bilmediği şeyler hakkında spekülasyonlarla zihni meşgul etmek yerine sorulara netlik kazandırmaları gerekmektedir. Hayatta her sorunun mutlaka net ve mantıklı bir cevabı vardır. Aydınlandıkça felaket senaryoları son bulacaktır.
Uzun süren stres ve huzursuzluk sonrasında duygu dünyasında (örneğin korku, gerginlik) veya bedende (örneğin uykusuzluk, baş ağrıları) hissedilebilmektedir. Aynı zamanda stres ve korku beyinde biyolojik süreçler tetikleyebilmektedir. Bu mekanizma ise insanı zorlayan durumlara karşın performans ve enerji seviyelerin yükseltmelerinin gerektiğinin uyarısını vermektedir. Zamanla Cortisol fazlalığı huzursuz uykuya, konsantrasyon bozukluklarına, kalp çarpıntısına ve yüksek tansiyona yol açabilmektedir. Bunun çözümü ise çok harekettir. Fiziksel aktiviteler Cortisol’ü azaltmaktadır.
Uyumadan önce rahatlamak için nefes egzersizleri iyi gelecektir.
Öğrenciler sabah erken kalmakta veya okula gitmekte zorlanıyorlarsa, mutlaka üstüne gitmeliler. Ancak bu şekilde bedene yeni günlük ritme alışma şansı tanınabilmektedir. Kaçış (kalkmamak, rapor yazdırmak) her zaman ertesi gün daha zor olmasına neden olmaktadır.
Öğrenciler okulun ilk günlerini hatta haftalarını eğitim yılının en güzel zamanı haline getirmeliler. Okuldan sonrası için onları çok mutlu edecek bir aktivite ekleyebilirler.
Anne ve babayla evde ders çalışmak her öğrencinin kolayına gelmeyecektir. Yine her öğrenci sınıfıyla aynı bilgi seviyesinde olmayacaktır. Bunun iyi yanı ise öğretmenlerin bunun bilincinde olmalarıdır. Öğrencilerin bilgi seviyesinin tespiti için diğer senelere göre bu sene yeni ölçüler ve önlemler geçerli olmalıdır. Bilgi açığı çok fazla ise ve kapatılamıyorsa sınıf tekrarı düşünülmelidir.
Okula gitmeyen ve evden eğitimle derslere katılan öğrenciler için yalnız ders çalışarak başarılı olmanın üç önemli hususları:
1. Net olan bir çalışma programı
Başlama ve bitiş saatleri belli olmalıdır. Her 35-45 dakika ders çalışmadan sonra 5 dakika ara, toplam 70-80 dakika ders çalışmadan sonra 10 dakika ara verilmelidir.
Çalışma ortamı sessiz ve sakin olmalıdır. Dikkat dağıtan materyaller ortadan kaldırılmalıdır. Açık televizyon, tablet, hararetli tartışmalar ders çalışma alışkanlığını tekrar kazanmayı güçlendirmektedir.
Bol su tüketimi ve sağlıklı beslenmeye özen gösterilmelidir. Şeker içerikli yiyecek ve içecekler kısa süreliğine enerji verse de konsantrasyonu hızlı düşürmektedir.
Günlük ders çalışma saati bittikten sonra ders düşünmemelidir.
2. Odak
Neyi ve niçin öğrenmeleri gerektiğini not etmelilerdir.
Hangi yöntemle amaçlarına ulaşacaklarını belirlemelilerdir.
Burada detaylı planlama oldukça önemlidir.
Başarıya iyi bir hazırlık götürmektedir.
3. Motivasyon
İnsanın motivasyonu iki faktöre bağlıdır:
Kendisi için amacının önemlilik derecesi
Başarısının değerlendirmesi
Ders çalışmak için motivasyon azlığı veya eksikliği söz konusu ise neden çalışmalarının gerektiğini yani özel amaçlarını not etmeleri motivasyonlarının yükselmesinde yardımcı olacaktır."