Göktaşları çoğunlukla yeryüzünde veya yüzeye yakın bölgelerde bulunuyor. Ancak büyük ve yoğun gök cisimlerinin parçaları, tarlaların altında uzun yıllar boyunca fark edilmeden kalabiliyor. Göktaşı avcıları, bu tür parçaları bulmak için metal dedektörlerinden yararlanırken özel arazilerde arama yapmadan önce arazi sahibinden izin alıyor. Buluntunun satışından elde edilecek gelirin nasıl paylaşılacağı da genellikle aramaya başlamadan önce kararlaştırılıyor.
ABD'nin Kansas eyaletindeki Kiowa County bölgesi, bu alanda dikkat çeken yerlerden biri. Brenham çevresinde yıllar içinde çok sayıda göktaşı parçası bulundu. Ancak 2005 yılında Steve Arnold ve Philip Mani tarafından keşfedilen dev parça, hem ağırlığı hem de yapısıyla öne çıktı.
Kansas Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun eğitim sitesi GeoKansas'a göre Eliza Kimberly, 1882 yılında Brenham yakınlarındaki ailesine ait arazide sıra dışı taşlar buldu. Bu keşif, bölgeye bilim insanlarının ve göktaşı avcılarının yönelmesini sağladı.
Araştırmacılar, bölgede bulunan parçaların atmosfere girerken parçalanan tek bir göktaşından geldiğini düşünüyor. Brenham göktaşının çevreye üç tondan fazla parça saçtığı, bazı parçaların ise düşüş bölgesinden yaklaşık 1.500 kilometre uzakta bulunduğu belirtiliyor. Bu uzak bölgelerdeki parçaların, muhtemelen yerli halklar arasındaki ticaret yoluyla taşındığı ve 1.500 yıldan daha eski Hopewell tümülüslerine gömüldüğü değerlendiriliyor.
Associated Press'in aktardığı bilgilere göre aynı bölgeden 1949 yılında yaklaşık 454 kilogramlık bir parça daha çıkarıldı. Bu göktaşı, günümüzde Greensburg'da sergileniyor.
Brenham göktaşları yalnızca boyutlarıyla değil, mineral yapılarıyla da tanınıyor. Demir ve nikel içeren metal alaşımının içinde yeşil olivin kristalleri barındıran bu göktaşları, pallasit adı verilen nadir göktaşı türünün klasik örnekleri arasında gösteriliyor.
Associated Press haberinin Houston Chronicle'da yeniden yayımlanan versiyonuna göre Arkansas'ın Kingston kentinden göktaşı avcısı Steve Arnold, Kansas'ın Brenham Township bölgesindeki Allen Binford'a ait çiftlikte arama yaptı. Arnold, üç tekerlekli bir araca monte edilmiş metal dedektörü kullanarak dev göktaşını tespit etti.
Heritage Auctions kayıtlarında keşif tarihi 16 Ekim 2005 olarak yer alıyor. Steve Arnold ve Philip Mani tarafından bulunan göktaşının ilk haberlerde yaklaşık 1.400 pound olduğu belirtilse de daha sonra bir tahıl tartısında yapılan ölçüm, ağırlığının 1.433 pound olduğunu ortaya koydu. Bu da yaklaşık 650 kilogramlık bir kütleye karşılık geliyor.
Arnold, göktaşını konik biçimi ve demir-nikel alaşımına gömülü olivin kristalleri nedeniyle yönlenmiş bir pallasit olarak tanımladı. O dönemde bu özellikleri taşıyan ve daha büyük olduğu bilinen yalnızca iki pallasit bulunduğu belirtiliyordu: Avustralya'daki yaklaşık 1.406 kilogramlık ve Arjantin'deki yaklaşık 680 kilogramlık örnekler.
Steve Arnold, keşfin ardından göktaşının değerinin milyon dolar seviyesinde olduğunu öne sürdü. MSNBC.com'un görüş aldığı kaynaklar da pallasit türündeki bu kadar büyük bir parçanın söz konusu değere ulaşmasının ihtimal dışı olmadığını değerlendirdi.
Baltimore Sun ise göktaşının değerini 600 bin ila 1 milyon dolar arasında tahmin etti. Arama çalışmasının finansmanına katkıda bulunan Philip Mani, San Antonio'da yaşayan bir avukat ve jeologdu. Buluntunun çıkarılmasına yönelik çalışmaları destekleyen Mani'nin yanı sıra göktaşını bulan Arnold ve arazinin sahibi Allen Binford da sonraki haberlerde üç ortak olarak anıldı.
Arazi sahibinin, göktaşının satılması durumunda elde edilecek gelirden pay alma hakkı bulunuyordu. Ancak bu payın miktarına ilişkin haberlerde kesin bir rakam verilmedi.
Göktaşı, Ekim 2007'nin sonlarında Bonhams müzayede evinde açık artırmaya çıkarıldı. Öncesinde 630 bin ila 700 bin dolar arasında fiyat biçilen parça için verilen en yüksek teklif yalnızca 200 bin dolar oldu. Beklenen tutarın oldukça altında kalan teklif nedeniyle müzayede evi göktaşını satıştan çekti.
Philip Mani, Associated Press'e yaptığı açıklamada sonuçtan hayal kırıklığı duyduğunu ancak ortakların sonraki adımlar için stratejilerini değerlendirdiğini söyledi. Söz konusu haberlerde üç ortağın daha sonra ne yaptığına ilişkin bilgi yer almadı.
Brenham göktaşı, yalnızca büyüklüğü ve ekonomik değeriyle değil, bilimsel araştırmalara sağladığı verilerle de önem taşıyor.
2002 yılında yayımlanan Cosmogenic nuclides in the Brenham pallasite başlıklı araştırmada, göktaşının Dünya'ya düşmeden önce uzayda kozmik ışınlara yaklaşık 156 milyon yıl boyunca maruz kaldığı hesaplandı. Araştırmada bu süre için 8 milyon yıllık bir belirsizlik aralığı da belirtildi.
9 Mart 2022'de PNAS Nexus dergisinde yayımlanan Isotopic evidence for pallasite formation by impact mixing of olivine and metal during the first 10 million years of the Solar System başlıklı çalışma ise pallasitlerin oluşumuna ilişkin bir açıklama sundu. Araştırmacılar, olivin mineralleriyle metalin bir çarpışma sonucunda karışmış olabileceğini savundu.
Çalışmanın yazarlarına göre çarpışmaya neden olan gök cismi, Güneş Sistemi'nin oluşumunun başlangıcından yaklaşık 1 ila 2 milyon yıl sonra farklılaşmıştı. Çarpışmanın ise en eski katı maddelerin oluşumundan yaklaşık 1,5 ila 9,5 milyon yıl sonra gerçekleştiği sonucuna varıldı.
2002 tarihli araştırmada ayrıca Brenham göktaşında potasyum, uranyum ve toryum gibi elementlerin alışılmadık derecede düşük miktarlarda bulunduğu belirlendi. Bu özellik, belirli kozmik kökenli izotopların incelenmesi açısından göktaşını bilimsel olarak değerli kılan unsurlar arasında yer aldı.
Okuyucu Yorumları 0 yorum