YURTHABER

Kapat

Emniyet Müdürü'nden Kadına Şiddet Yorumu

Diyarbakır Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam, şiddet içerikli suçların üçte birinin mağdurunun kadın olduğunu belirterek, Diyarbakır'da...

Diyarbakır Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam, şiddet içerikli suçların üçte birinin mağdurunun kadın olduğunu belirterek, Diyarbakır'da yapılan bir araştırmada şiddete maruz kalan kadınların yüzde 76'sının ev kadını olduğu ve herhangi bir gelirlerinin olmadığının tespit edildiğini söyledi.

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü resmi internet sitesinde kadına şiddet başlığıyla bir makale yayımlayan Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam, şiddetin nedenleri, türleri ve bunları önleme yolları hakkında detaylı bilgiler verdi. Bütün gizliliğine rağmen aile içi şiddet ve özellikle kadına yönelik şiddetin günümüz toplumunda yaygın olarak görüldüğünü belirten Sağlam, tüm dünyada yapılan araştırmalar kadının birlikte yaşadığı erkek tarafından şiddete maruz kalma oranının yüzde 10 ile 69 arasında değiştiğini gösterdiğini belirtti. Yapılan araştırmalarda Kanada'da kadınların yüzde 29'u, Mısır'da yüzde 34'ü İsviçre'de yüzde 21'i, Amerika Birleşik Devletleri'nde yüzde 22'si birlikte yaşadıkları erkek tarafından fiziksel şiddete maruz kaldığını dile getiren Emniyet Müdürü Sağlam, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı (BAAKB) tarafından 1993-1994'te yapılan aile içi şiddet araştırmasına göre 4 bin 287 kişi arasından kocalarının kendilerine ağır söz kullandığını belirten kadınların oranının yüzde 44, kocalarının kendilerine vurduğunu belirtenlerin oranının ise yüzde 30 olduğunu kaydetti. Sağlam, 2005-2006 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre, şiddet içerikli suçların üçte birinin mağduru, aile içi şiddet olaylarının yüzde 87,8'inde mağdur, öldürme vakalarında dörtte bir oranında mağdur ve intihar vakalarının yüzde 28'inin mağdurunun kadın olduğunu söyledi. Sağlam, "Diyarbakır'da yapılan bir araştırmada şiddete maruz kalan kadınların yüzde 76'sının ev kadını olduğu ve herhangi bir başka gelirlerinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda şiddete maruz kalan kadınların çaresizlikleri bir kat daha artmaktadır. Her ne kadar kadına yönelik şiddet denildiğinde ilk akla gelen fiziksel şiddet, bir diğer deyişle dayak olsa da, konu bununla sınırlı değildir. Kadına yönelik şiddet türleri fiziksel şiddet, cinsel şiddet, duygusal, psikolojik şiddet ve ekonomik şiddet olarak değişmektedir" dedi.

Aile içi şiddetin, erkeğin aile içindeki yönetici konumunun korunması inancıyla uygulandığını belirten Sağlam, aile içi şiddetin ülkemizde kalkınmaya engel olduğunu, suça eğilimi arttırdığını, sağlık, güvenlik ve yargı alanlarında meydana gelen çarpan etkisiyle kamuya maliyetinin çok daha fazla olduğunu söyledi. Sağlam, "Bilimsel araştırmalar aile içi şiddetin yüzde 93'ünün öğrenilen bir davranış olduğunu, kalan yüzde 7'nin ise psikolojik nedenlerden kaynaklandığını göstermektedir. Aile içi şiddetin çeşitli nedenleri vardır. Bunları bireysel, psikolojik ve toplumsal nedenler olarak ikiye ayırmak mümkündür. Anne ve baba arasındaki geçimsizlik, bireylerin aile içindeki sorumluluklarını yerine getirmemesi, bazı psikolojik rahatsızlıklar, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi sebeplerdir. Bunlara ek olarak toplumdaki bazı yanlış davranış ve düşünceler adeta tabu haline gelmiştir. Erkeğin egemen olduğu toplumlarda kadına yönelik şiddet adeta hak olarak tanınmakta, tolere edilmekte ve kabul görmektedir. Erkeğin kadından üstün olduğu ve bu sebeple erkeğin kadın üzerinde yaptırım gücü olduğu inanışı yanlış fakat toplumda yaygındır. Kadına yönelik şiddet, kadının kendisini tam olarak anlatması, isteklerini gerçekleştirmesi ve kendi potansiyelini ortaya çıkarması önündeki en önemli engellerden biridir. Hayatın hemen her alanında bu şekilde şiddete maruz kalan kadınımız daha çocukken yeterli eğitim imkanı bulamamakta, daha sonra istediği meslekte çalışamamakta, istediği evliliği yapamamakta, toplumsal hayata tam olarak katılamadığı gibi sakatlıklardan ölüme kadar çok çeşitli sıkıntılarla karşılaşmaktadır. Kadına yönelik bu tür olumsuz davranışların aslında bizim kültürümüzde hiç yeri yoktur. Türk toplumunda kadına eski Türklerden bu yana hep önem verilmiştir. Örf, adet ve geleneklerimizde kadın adeta narin bir çiçek gibi korunması gereken bir konumdadır. İnancımıza göre 'ana' diye tabir edilerek ailenin temel direği sayılan kadına cennetler üstü bir değer biçilmiştir. 'Cennet anaların ayakları altındadır' sözü kadına verilen değerin bayraklaştığı ifadedir. Ulu önderin ifade ettiği 'Dünya'da hiçbir milletin kadını, ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar gayret gösterdim diyemez' sözü Cumhuriyet Türkiye'sinde kadının yine o saygın yerini göstermesi açısından çok önemlidir" ifadelerini kullandı.

Türk kadınının toplumumuzda hak ettiği gerçek yerini henüz almadığını belirten Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Tüm dünyada her toplumda görülen kadına yönelik şiddetin özellikle bizim toplumumuzda görülmesi maalesef çok can acıtıcıdır. Örf, adet, gelenek ve inancımızda hiç yeri olmayan kadına yönelik şiddet uygulaması özellikle üzerinde düşünülmesi ve dikkatle incelenerek öncelikle çözülmesi gereken problemlerden biridir".

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

En Çok Aranan Haberler

Kapat