Ergenekon davasında, eski Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Tüdeş tanık sıfatıyla ifade verdi. 25 Ekim 2003'teki rektörlerin katıldığı Anıtkabir yürüyüşünde yer almadığını söyleyen Tüdeş, ''Ben o tür şeylere tövbeliyim. 1984 yılında bu gibi toplantılara katılmamak için tövbe ettim.'' dedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu sanıklardan eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu'nun tanığı olarak çağrılan eski Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Tüdeş’in ifadelerine başvuruldu. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Hilmioğlu'nun dilekçesinde '’19 Eylül 2003'te Jandarma Genel Komutanlığı'nın Bilkent'teki sosyal tesislerinde rektörlerin katıldığı iddia edilen yemekli toplantıya, Karadeniz Teknik Üniversitesi rektörünün de katıldığı iddialarına yer verdiğini’ belirterek, Tüdeş'e bu toplantıda nelerin konuşulduğunu sordu.
Türkay Tüdeş bu soruya, ''Böyle bir toplantıya katılmadım. Haberim yok. Jandarma Genel Komutanlığı'nın da nerede olduğunu bilmem.'' cevabını verdi.
Özese, ''YÖK Yasa Tasarısı'na rektörlerin karşı olduğu belirtiliyor. Tasarıyla ilgili kimlerle görüşüldü. Hükümet yetkilileriyle, komutanlarla görüşüldü mü?'' diye sordu.
Ak Parti'nin iktidara geldiği 2002 seçimlerinden sonra YÖK kanununu değiştirmek istediğini anlatan Tüdeş, şu ifadeleri kullandı: ''Üniversitelerarası kurulda hükümet bir şey hazırlayacağına, biz tasarı hazırlayarak hükümete verelim, biz teklif edelim denildi. Hatta bunun için bir komisyon da kuruldu. Hazırlanan taslağı üniversitelerarası kurulda görüşelim, sonra YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e verelim fikri oluştu. 2004 yılının başında bir toplantı yapıldı. Teziç, taslağı görüşmeden Başbakan'a iletmiş. Bunun üzerine büyük gürültü koptu. Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki bu toplantıda ben en arka sırada oturdum. Hiç söz almadım. Rektörlüğümün bitmesine 6 ay vardı. Arkadaşlarımız YÖK Başkanı Teziç'e, 'kurulda görüşülmeden neden Başbakan'a verdi' diye çok ağır ithamlarda bulundular, çok ağır sözler söylendi. Teziç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile görüşmüş. Sezer, tasarıyı Başbakan'a da sunabilirsiniz demiş.''
Bu toplantından bir kaç ay sonra da başka bir toplantıda olduğunu belirten Tüdeş, ''Trabzon uçağı geciktiği için toplantıya yarım saat geç girdim. Topa tutan, ağır ithamlarda bulunan rektörlerin çoğu YÖK Başkanı'na yağ yapıyorlardı. Seçimler yaklaşıyordu. Ben de, 'önceki toplantıda ağzınıza geleni söylediniz, şimdi yağ yapıyorsunuz bu ne biçim iş' dedim. Toplantının ardından bazı arkadaşlarımız sözlerimden dolayı beni takdir etti.'' diye konuştu.
Özese'nin ''YÖK Yasa Tasarısı'yla ilgili komutanlarla görüştünüz mü?'' sorusuna Tüdeş, ''Biz Anadolu üniversitelerindeki rektörleriz. Sabah uçakla koştura koştura Ankara'ya gidip, akşam da koştura koştura geri döneriz. Bu tür toplantılara iştirak etmedim.'' diye cevap verdi.
Tüdeş, savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in soruları üzerine de 1996-2004 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde rektörlük taptığını, davanın tutuklu sanıklarından emekli Orgeneral Şener Eruygur'u ise tanımadığını söyledi.
Pekgüzel ''19 Eylül 2003'teki Jandarma Genel Komutanlığı'nın yemekli toplantısına siz katılmadığınızı söylüyorsunuz ama, Atatürkçü Düşünce Derneği'nde yapılan aramada ele geçirilen Jandarma Genel Komutanlığı'nda hazırlanan gizli belgede, bu toplantıya katılan üniversite rektörleri arasında Trabzon Üniversitesi'nin de yazıldığı görülüyor'' diyerek, kendisinin yerine üniversiteden başka birinin katılmış olup olmayacağını sordu.
Bu konuda bir bilgisi olmadığını, komutanlarla ilgili 1996'da Genelkurmay karargahında 50-60 rektörün bulunduğu bir toplantıya katıldığını ifade eden Tüdeş, ''Yeni seçilen rektörlere Türkiye'deki aşırı sağ ve aşırı sol hareketlerinin anlatıldığı bir brifing verildi. 14 tane paşa vardı. 'Ben burada paşa enflasyonu var, bizim orada bir tane' diyerek espri yaptım. 12 Eylül darbesinden sonrada böyle bir toplantıya katıldım.'' dedi.
25 Ekim 2002 yılında rektörlerin katıldığı Anıtkabir yürüyüşünde olup olmadığı sorulan Tüdeş, ''Ben o tür şeylere tövbeliyim. Hep uzak durdum. 1984 yılında bu gibi toplantılara katılmamak için tövbe ettim.'' İfadelerini kullandı.
Sağcı olduğu için birçok zorluk çektiğini anlatan Tüdeş, ''Eşim 1984 yılında 34 yaşındayken hayatını kaybetti. O günden sonra tüm olaylardan uzak durmak için tövbe ettim. Karım ölünce 12 ve 5 yaşındaki çocuklarımla kalakaldım. Biz karımla çok mücadeleler verdik, çok kavgalar ettik. Bizi çok ezmeye çalıştılar. Sağcı olmanın zorluklarını çektik. 12 Eylül'de en güvendiğimiz ordu biz sağcıları silindir gibi ezdi. Rütbelilerden uzak durdum. Tüm kavgalarım dostlarım içindi. Sonra baktım ki etrafımda onlar için kavga ettiğim dostlarımdan kimse yok. Sonra dedim, bundan sonra sadece çocuklarım ve annem var'' diye konuştu.
Pekgüzel'in ''Davet mi geldi, rektörler nasıl katıldı'' şeklindeki sorularına Tüdeş, ''Ankara'da bir toplantıya katılmak için gelmiş olabilirim. Sanırım ertesi gün yapıldı. Ben gitmedim. Bunun için bir davet gelmedi. Yürüyüşü kimin organize ettiğini bilemem.'' dedi.
Savcı Pekgüzel, Fatih Hilmioğlu 19 Eylül 2003'teki yemekli toplantı nedeniyle Tüdeş'i tanık olarak çağırdığını belirterek, ''Katılmadığınızı söylediniz. Aranızda husumet mi var. Niye tanık olarak gösterdi sizi?'' diye sordu.
''Bilmiyorum. Tanımıyorum kendisini'' diyen Tüdeş, ''Fatih bey ile üniversitelerarası kurulun dışında çay bile içmişliğimiz yok. Meşreplerimiz farklıdır.'' diye konuştu.
Tutuklu sanıklardan CHP Milletvekili Mehmet Haberal'ı, Hilmioğlu kadar bile tanımadığını ifade eden Tüdeş, davanın tutuksuz sanıklarından eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç ile de, bir tayinle ilgili ricası üzerine görüştüğünü anlattı.
Tüdeş, yine tutuksuz yargılanan eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün, rektör olduğu dönemde kendisini aradığını belirterek, şunları söyledi:
''Kemal Gürüz, 'Tuncer Paşa'nın bir tayinle ilgili ricası var, mümkün mü' dedi. Tülay Bakır'ın profesör olarak üniversiteye dönmek istediğini söyledi. Ben de 'bakalım' dedim. Daha sonra Gürüz'e olamayacağını söyledim. 'Siz arkadaşsanız eğer, müsaade edin ben MGK binasına gidip, söyleyeyim' dedim. Gittim. 'Ben oraya yeni iki tane doçent atadım. Önünüzü tıkamayacağım, diye onlara söz verdim. Bu hanım üniversiteden ayrılmış. Doçent olarak istiyorsa, alalım' dedim. O da telefonla bir yerleri aradı. Tülay hanım kabul etmiyormuş dedi. Teşekkür etti. Sonra benim almadığım arkadaş Samsun'daki 19 Mayıs Üniversitesi'ne girdi. Ak Parti'den de milletvekili oldu.
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz