YURTHABER

Kanser Tedavi Yöntemleri 'aşk Filmi' Senaryolarını Değiştirdi

Türk Hematoloji Derneği (THD) tarafından düzenlenen '38. Ulusal Hematoloji Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Mehmet Ertem,...

Türk Hematoloji Derneği (THD) tarafından düzenlenen '38. Ulusal Hematoloji Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Mehmet Ertem, "Türkiye'de kan kanseri tedavisi eskiye göre çok değişti. Eskiden aşk filmlerinde biri kanser olup ölür, sevgililer ayrı kalırdı. Love Story hikayesi artık değişti" dedi.

Hematoloji alanında Türkiye’deki en geniş kapsamlı kongre olan ‘Ulusal Hematoloji Kongreleri’nin 38’ncisi, Maritim Pine Beach Otel ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Kan bilimi konusunda ulusal ve uluslararası düzeyde uzman konuşmacıların katıldığı kongrede, kan biliminin her geçen gün gelişen tıpta yeri ve önemine dikkat çekildi. İlk kez, Avrupa Hematoloji Birliği (EHA) ile ortak planlanan oturumlar ve Türk Kan Bilim Ağı (TÜRKBA) adlı bir oturum da düzenlendi.

700’ün üzerinde katılımcı, 470 bilimsel bildiri, 105 konuşmacı ve oturum başkanının bulunduğu kongrenin kapanışında ise Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Teoman Soysal, THD İkinci Başkanı Prof. Dr. Hale Ören, THD Genel Sekreteri Prof. Dr. Muzaffer Demir, THD Araştırma Sekreteri Prof. Dr. İbrahim Haznedaroğlu ve THD Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ertem bir basın toplantısı düzenledi.

Moderatörlüğünü Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Teoman Soysal’ın yaptığı toplantıda ilk olarak THD İkinci Başkanı Prof. Dr. Hale Ören, çocuklarda anemi hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Çocuklarda iki çeşit anemi görüldüğünü belirten Prof. Dr. Ören, “Çocuklarda anemi çok önemli. Ülkede çocuk anemisinin iki nedeni var. Bunlar çok sık görülüyor ama önlenebilir. İki anemiden birisi, demir diğeri ise Akdeniz anemisi olarak bilinen talasemi hastalığı. Bunlar önlenebilir durumlar. Ülkemizde demir eksikliği yüzde 40 oranında. Çocuklarına geç ek besine geçilmesi ve bilgisizlikten demir anemisi ortaya çıkıyor. Talasemi de ise iki taşıyıcıda yüzde 25 olarak görülecek hastalıktır. Antalya’da taşıyıcı olarak talasemi yüzde 15 oranında. Muğla, Edirne ve İzmir gibi yerlerde bu rakam yüzde 5 civarında. Türkiye’de ise talasemi yüzde 15. Sağlık Bakanlığı da buna dikkat ediyor. Yeniden oranlarda bir artış görülüyor. Hastalık önlenebilir. Bu hastalarda sadece kansızlık olmuyor. Hem fiziki hem de zihinsel olarak gelişim bozukluğu yaşanıyor“ dedi.

BABANIN DA SİGARA İÇMEMESİ GEREKİYOR

Çocuklardaki akut lösemi ile ilgili Avustralya’da bir çalışma yapıldığını belirten Prof. Dr. Ören, “Sadece annenin sigara içmesi buna etken değil. Avustralya’da babayı da araştırmışlar. Annenin alkol, sigara içmesinin yanında, babanın da günde 20’den fazla sigara içmesi çocukta akut lösemisi olma riskini artırıyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de hematolog sayısının az olduğunu ve kongre ile çok sayıda hekime ulaşılarak bilgi paylaşımında bulunduklarını belirten THD Genel Sekreteri Prof. Dr. Muzaffer Demir, uygulama alanlarının standart hale gelmesi için ilk kez bir hematoloji laboratuvarı için bir kılavuzu hazırladıklarını belirtti. Prof. Dr Demir, “Erişkin bir hasta düşünün by-pass olacak diyelim. Anemisi olan ve olmayan arasında yoğun bakımda kalmadan, ölüm oranına kadar büyük farklılık gözüküyor. Ek hastalık çıktığında daha fazla risk ortaya çıkıyor. Damar tıkanıklığı tarzından bir felç geçirdiğinde iki olgu arasındaki anemi hastasının hayatını kaybetme oranı diğer sağlıklı hastaya göre 3,5 kat daha fazla. Bir yıl içerisinde hayatını kaybetme oranı ise 2,5 kat daha fazla. Anemiye bağımsız bir risk faktörü olarak bakmak lazım. Sadece anemiye halsizlik olarak bakmamak lazım” diye konuştu.

Türk Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri Prof. Dr.İbrahim Haznedaroğlu, son bir yıl içerisinde sigara kan kanseri de yapabildiğinin ortaya çıktığını söyledi. Kanser olan hastaların geçmişinde yüksek oranda sigara tükettiğinin görüldüğünü belirten Prof. Dr. Haznederoğlu,“İnsan her içtiği sigarayla kan kanserine davetiye göndermektedir. Bu davetiyeye vücut cevap gönderir ya da göndermez ama bir ciddi bir risktir” dedi.

FİLMDEKİ AŞK SENARYOLARI DEĞİŞTİ

Türkiye’de kan kanserinin eskiden tedavi edilemediğini ve çok sayıda hastaya ulaşılmadan ölümlerin yaşandığını belirten THD üyesi Prof. Dr. Mehmet Ertem, son dönemde artan tedavilerle bu durumun değiştiğini belirtti. Prof. Dr. Ertem, “Eskiden aşk filmlerde birisi kanser olurdu. Sevgililer ölür ayrı kalırdı. ‘Love Story’ hikayesi artık değişti. Türkiye’de bu oranda kök hücre nakli nasıldır derseniz? Yeterli değil. Bu durumdan mutlu değiliz ama olumlu olarak 10-20 yıl içerisinde muhteşem ilerledi. Gurur duyabiliriz. 20 yıl önce böyle bir kavram yoktu. Yılda kök hücre nakli 200 bile değildi. Hastalar tedaviye ulaşamadan ölüyordu. 5 yıl içerisinde 3 katı nakil sayısı arttı. Hiçbir sayı dünyada 5 yılda 3 misli artmamıştır. 2010-2011 yıllarına bakarsak yüzde 36 artış yaşandı. Neden yeterli değil peki? 2011 yılında toplam 2 bin kök hücre nakli yapıldı. Yılda en az 5 bin nakil yapılması gerekiyor. Yani, 3 bin kişi bu tedavi şansına ulaşamadan hayatını kaybetmiş. Bu sizin veya bizim çocuğumuz olabilir. Bu nedenle biz bunu yeterli olarak görmüyoruz. Donör bulamamak çözüm değildir” dedi.

Kök hücre nakli için üç öneri sunan Prof.Dr. Ertem, “Fiziksel koşullar olarak yatak sayısının yeterli olması lazım. Merkezlerde yatak kapasitelerinin geliştirilmesi lazım. Yeni merkez olması yetmiyor. Çünkü alt yapının da olması lazım. Uygun donör tipi bulunamıyor. 1999 yılında Doktor Oktar Babuna olayında kampanyalar yapıldı. Bunun üzerinden 13 yıl geçti. Hala kampanya yapıyoruz. İkinci ayak olarak gönüllü kayıt sisteminin oluşturulması lazım. Almanya’da 6 milyon 500 bin gönüllü kök hücre, 15 bin ise kordon kanı bulunuyor. Almanya’da yüzde 90 donör bulunabiliyor. Gönüllü verici sayısı ise 37 bin. Türkiye’de kordon kanı ise 187. Bu durumda çocuğumuza Türkiye’de donör bulamıyoruz. Son olarak da deneyimli hematologlar yetiştirilmesi lazım. Bu bir eğitim. Bu bir sistem. Kısa sürede olacak değil ama çok iyi politikalar olması lazım. Ne kadar hasta baktınız değil ne kadar kişi eğittiniz denilmesi lazım” şeklinde konuştu.