YURTHABER

Mardin'de '1. Uluslararası Türkiye'de Konuşulan Arapça Lehçeler Ve Sözlü Edebiyatları' Sempozyumu Yapılacak

Mardin'de 17-19 Mayıs tarihleri arasında 1. Uluslararası Türkiye'de Konuşulan Arapça Lehçeler ve Sözlü Edebiyatları Sempozyumu...

Mardin'de '1. Uluslararası Türkiye'de Konuşulan Arapça Lehçeler Ve Sözlü Edebiyatları' Sempozyumu Yapılacak

Mardin'de 17-19 Mayıs tarihleri arasında 1. Uluslararası Türkiye'de Konuşulan Arapça Lehçeler ve Sözlü Edebiyatları Sempozyumu düzenlenecek.

Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Yaşayan Diller Enstitüsü, Heidelberg Üniversitesi Sami Diller Çalışmaları ve Bergen Üniversitesi Yabancı Diller Enstitüsü'nün işbirliğiyle MAÜ'de gerçekleştirilecek sempozyuma yurt içi ile Almanya, Avustralya, Avusturya, Estonya, Filistin, Gürcistan, Irak, İsveç, İsrail, Hollanda, Lübnan, Mısır, Norveç, Polonya, Romanya, Rusya, Suriye ve Ürdün'den bilim adamlarının katılacak. MAÜ Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, düzenlediği basın toplantısında, çözüm süreciyle kardeşliğin daha da pekişip güçlendiğini, bunun, diller arasındaki kardeşliği de beraberinde getirdiğini belirtti. Bütün dillerin Allah'ın yeryüzündeki ayetleri olduğunu ifade eden Yıldırım, "Biz istisnasız bütün dillere Allah'ın birer ayeti gözüyle bakıyoruz. Yeryüzünde bütün diller yaşamaya ve yaşatılmaya layıktır. Bu çerçevede 1. Uluslararası Türkiye'de Konuşulan Arapça Lehçeler ve Sözlü Edebiyatları Sempozyumu yapılacak" dedi.

Prof. Dr. Yıldırım, dünyada 7 bin dilin konuşulduğunu bunlardan 15'inin Türkiye'de konuşulduğunu söyledi. Bu 15 dilden birinin Arapça olduğunu belirten Yıldırım, sempozyumda sunulacak bildirilerin akademik bir şekilde kitaplaştırılacağını ve ders materyali olarak kullanılacağını kaydetti. Yıldırım, Süryani Dili ve Edebiyatı Bölümü için YÖK'e Yüksek Lisans için müracaat ettiklerini ve onay verildiğini, Eylül ayında 25 kişinin Yüksek Lisans programına alınacağını bildirdi.

Açıklamaların ardından basın mensuplarının YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'nın üniversitelerin çözüm sürecine pozitif katkı vermelerini istemini nasıl değerlendirdiği sorusuna cevap veren Yıldırım, "YÖK başkanımız böyle bir çağrıyı yapmakta son derece isabetli davranmıştır. En başta üniversitelerin rol almaları, üniversite akademisyenlerinin bu taşın altına ellerini koymaları gerekiyor. Bu süreçte en önemli konulardan bir tanesi dildir. Biz burada sahip olduğumuz dil kadrosu ile bu sürecin dil ayağına sonuna kadar katkıda bulunabiliriz" diye konuştu.

Prof. Dr. Kadri Yıldırım, Hazreti Muhammed'in (sav) Medine'de her inancın özgürce yaşayabileceği bir sözleşme imzaladığını, çözüm sürecinin sonucunda Türkiye'de buna benzer bir uygulama çıkmasını arzu etiklerini belirterek şunları kaydetti. Yıldırım, "Bu süreçte ortaya çıkacak olan neticeyi Medine Vesikası’na benzetmek istiyorum. Hazreti peygamber İslam dinini tebliğ ettikten sonra Mekke'den Medine'ye hicret ediyor. Medine’de bir vatandaşlık sözleşmesi imzalanıyor. Hazreti peygamberin o çok dahiyane ileri görüştüğü sayesinde taraflar arasında imzalanan Medine Vesikası, her etnik unsurun ve her inanç mensubunun hak ve hukukunu garanti altına alan bir vesikadır. Farklı etnik unsurların her biri kendi inançlarını yaşayabildiler. Ülkemizde de bu süreç neticesinde ortaya çıkan yeni bir belge yeni bir vesika olsun. Bu vesikada da bütün etnik yapılar, hak ve hukuklarına kavuşsunlar. Zaten bu yönde hükümetin ve muhalefetin çabaları görülüyor" ifadelerini kullandı.