Tabii bu tek cümlenin arkasında çok daha uzun, çok daha karmaşık bir hikaye var.
Yaklaşık bir buçuk yıldır Prens George'un okul meselesi kraliyet çevrelerinin en gözde sohbet konusuydu. Eton mu olacak, Marlborough mu? Yatılı mı, karma mı? Charlotte ile aynı okulda mı kalacak? Haberler o kadar çeşitlendi ki bir noktadan sonra benim de takip etmem güçleşti.

Sonunda aile konuştu. Ve alınan karar hepimizin tahmin edebileceği gibi Eton oldu.
İlginç olan şu ki George'un bizzat bu okulu istediği söyleniyor. Yani on iki yaşındaki bir çocuk, babasının okulunu kendi seçiyor. Eğer öyle ise George'un beni şaşırttığını söylemem gerek. Zira kendisi diğer kardeşlerine nazaran daha içine kapanık ve karar vermekte zorlanacak bir karakter çiziyordu.
Eton'u anlamak için biraz geriye gitmek şart. William, 1995'te buraya kaydolduğunda nesillerdir tahta en yakın varisler için gidilmesi beklenen Gordonstoun'u es geçen ilk kişi oldu.
Çünkü William için Eton sadece bir okul olmadı. Hayatının en zor döneminin geçtiği yerdi orası. Annesiyle babasının evliliği sona ererken, Diana hayatını kaybederken, tüm o kaos yaşanırken Eton, Windsor'a yakın küçük ama sağlam bir sığınak oldu. İngiliz basını, William'ın kampüste olabildiğince sıradan bir öğrenci gibi dolaşabilmesi için özel bir gizlilik anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma sayesinde William, en azından okul koridorlarında rahat etti.

Harry, Diana'nın ölümünün üzerinden sadece bir yıl geçmişken 1998'de aynı okula başladı. Ve anlattıklarına göre o süreç gerçekten ağırdı.
Abisi William'a sığınmaya çalıştı. Ama William okulda kendi çevresini kurmuştu ve Harry'den onu tanımıyormuş gibi davranmasını istedi. "Kendi hayatını kuruyordu ve bundan vazgeçmek istemiyordu" diye yazdı Harry kitabında yıllar sonra. Harry'nin iddialarına göre iki kardeş aynı okulun koridorlarında birbirini görmezden geldi.
Kraliyet yorumcusu Charlotte Griffiths bu kararla ilgili şunu söyledi: "William bu konuda Eton'u hararetle savundu. Çiftin bir o yana bir bu yana sallandığı dönemler de oldu." Yani karar kolayca alınmadı.
Başka seçenekler de vardı masada. Catherine'in okuduğu Marlborough College ciddiye alındı, karma okul seçeneği de değerlendirildi. Karma seçilseydi George ve Charlotte aynı okulda olabilecekti. Ama aile sonunda geleneğe döndü.

Şunu da belirtmek lazım: George'un gireceği Eton, William'ın girdiği Eton'dan çok farklı bir tablo sunuyor. William annesiyle babasının ayrılığını, Diana'nın kaybını orada yaşadı. George ise sağlam ve yan yana duran bir aileyle o kapıdan giriyor. Bir de okul Windsor'a oldukça yakın. Öğrencilerin pazar günleri eve gitme hakkı da var. Yani George yatılı okulda kalsa da ailesinden kopmuş olmayacak.
Yıllık ücreti 63 bin sterlin civarında olan Eton, 15. yüzyıla dayanan ve 20 İngiliz başbakanı yetiştirmiş bir okul. George Orwell da burada okudu, Eddie Redmayne de. Diana'nın erkek kardeşi Charles Spencer da bu okuldan mezun.
Rakam yüksek, ama kraliyet ailesinin gündelik masrafları düşünüldüğünde bu "tutumlu" sayılıyor.

Bu haberin sessizce geçilen bir detayı da şu: Charlotte ve Louis şimdilik Lambrook'ta kalıyor. Üç kardeş ilk kez ayrı okullarda olacak.
Bunu okuyunca Catherine'i düşündüm. Çocuklarını olabildiğince uzun süre birlikte tutmaya çalışan, aynı okula gönderen, mümkün olduğunca sıradan bir çocukluk yaşatmaya uğraşan bir anne. Ve Eylül'de büyük oğlunun bavulunu toplayacak, onu Eton'un kapısına bırakacak ve geri dönecek. Prenses için bu anın hiç de kolay olmayacağını düşünüyorum.
Eton George'u nasıl şekillendirecek, Charlotte ve Louis olmadan nasıl bir çocuğa dönüşecek, bunu zaman gösterecek. Ama şu an elimizde olan bilgi şu: O kapıdan salt bir geleneği sürdürmek için değil, kendisi istediği için giriyor.