HAS Parti Çalışma Hayatı ve Sosyal Politikalar Başkanı Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan "Bu yılki İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası da göstermelik etkinliklerle geçiştirildi" dedi.
HAS Parti Çalışma Hayatı ve Sosyal Politikalar Başkanı Prof. Dr. Kılıçaslan yaptığı yazılı açıklamada, kot taşlama işine bağlı 2 bin civarında işçinin silikozis hastalığına yakalanmasına ve en az 50 işçinin bu nedenle ölmesine rağmen, bunların hemen hemen hiçbiri bu ülkenin resmi rakamları içinde görülmediğini ve görülmeyeceğini ifade ederek, "Her gün görülen işçi ölümleri ve bazı sektörlerde salgın haline gelen meslek hastalıklarına rağmen 2012 yılı İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası her zaman tekrarlanan genel geçer toplantı ve sözlerle geçiştirildi ve ne yazık ki samimi bir çabaya şahit olamadık" dedi.
Türkiye iş kazaları konusunda her yıl meydana gelen çok sayıda ölümle dünya da en çok ölümün olduğu ilk üç ülke arasına girdiğine dikkat çeken Kılıçaslan, "Son 10 yıl içinde 10 binden fazla işçi yaşamını yitirdi. Sadece Nisan 2012'de en az 75 işçi cinayet gibi iş kazalarında öldü. Türkiye'de resmi rakamlara bakarsanız çok az sayıda meslek hastalığı olduğu görülür. Bizzat Çalışma Bakanı'nın da açıkladığı gibi örneğin 2008 yılında 35 bin ile 105 bin arasında hastalık beklenirken resmi rakam sadece 539' dur. Çünkü bu konuya gereken ilgi gösterilmemekte ve hastalıkların çoğu kayda geçmemektedir.Öte yandan işçiler SGK' lı olsalar bile hastalıkları nedeni ile tazminat hakkı almamışlar ise yine resmi rakamlarda meslek hastalığı veya buna bağlı ölüm olarak görülmeyeceklerdir. Bilindiği gibi kot taşlama işine bağlı silikozis hastalığına yakalanan işçilere kayıt dışı çalıştırılmaları sebebiyle SGK'lı olmadıkları için SGK üzerinden değil , 'işçi sayılmadıkları' için, özürlüler yasasına bir ek madde eklenerek maluliyet maaşı bağlandı" ifadesini kullandı.
Prof.Dr. Kılıçaslan, hemen hemen tüm iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenebilir olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:
"Ama "küresel rekabet " ve sonsuz kar hırsı nedeni ile öncelikle kayıt dışı güvencesiz çalıştırma, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma ve iş güvenliği kurallarının yeterince yerine getirilmemesi nedeni ile çok sayıda işçimiz yaralanmakta, hastalanmakta ve ölmektedir. İş güvenliği işçi sağlığı önlemleri sadece bir maliyet unsuru olarak görülmekte, her türlü yolla bu önlemlerin gerçekleştirilmesi engellenmektedir.
Öte yandan büyük uluslararası veya ulusal firmalar bu tehlikeli ve pis işleri yoksul ülkelere, taşeronlara, fason çalışanlara vererek "ellerini temiz tutmakta" , imajlarının kirlenmemesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu kazaların ve hastalıkların kendi firmalarında olmadığını "merdiven altı" iş yerlerinde veya yoksul ülkelerde cahillik nedeni ile meydana geldiklerini söylemektedirler. Halbuki gerçek gün gibi açıktır bütün ülkelerdeki , "merdiven altı" denilenler de dahil olmak üzere bütün işletmeler , "küresel fabrika"nın bir parçasıdır ve öncelikle ana işveren olarak büyük firmalar sorumludur.Mevcut yasalar uygulansa, iş kazaları önlenebilirdi. Bilindiği gibi yeni bir iş güvenliği yasası gündemdedir. Ama bilinmelidir ki sorun esas olarak yasa da değildir. Şu anki yasamız uygulansaydı yaşadığımız işçi ölümlerinin çok büyük kısmı önlenebilir bir işçimiz bile kot kumlamaya bağlı silikozis hastalığına yakalanmazdı! Esas sorun uzun çalışma saatleridir, esas sorun taşeronlaştırmadır, esas sorun güvencesizliktir, esas sorun sendikasızlaştırmadır. Yasada var olan hakların kullanılması her şeyden önce ona gerçekten ihtiyacı olan işçilerin iş yerlerinde haklarını koruyacak ve sözlerini söyleyecek sosyal bir örgütlülüğe ve güce sahip olmalarına bağlıdır."
Kılıçaslan, HAS Parti olarak iş kazaları meslek hastalıklarının önlenmesi için acilen uygulanmasını öngördükleri politikaları ise şöyle sıraladı:
"Kayıt dışı, güvencesiz işçi çalıştırmaya karşı ulusal bir kampanya başlatılmalı, tüm çalışanların kayıt altına alınması için her türlü mali ve idari önlem tavizsiz olarak uygulanmalı, uzun çalışma saati uygulamalarına derhal sona erdirilmelidir. Kamu' da Taşeronlaştırma politikalarına derhal son vermeli, özel sektörde taşeron ve fason üretim uygulamasında işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda sorumluluk tümüyle ana işveren tarafından üstlenilmelidir. İşletmelerde çalışan iş güvenliği mühendis veya teknik elemanları ve iş yeri hekimleri işverenlere değil finansmanı devlet, işveren ve işçi katılımı ile sağlanan özerk bir kurma bağlı olarak çalıştırılmalıdırlar. İş güvenliği ve işçi sağlığı uygulama ve denetimleri bir kamu hizmeti olarak düzenlenmeli ve kamu eliyle yürütülmelidir. işyeri sağlık ve güvenlik kurulları tüm iş yerlerinde kurulmalı, bu birimde görev alan işçiler sürekli olarak zorunlu eğitime tabi tutulmalı, konumları yarı kamusal bir niteliğe kavuşturulmalıdır. Meslek hastalığı tanısında tıbbi tanı ile sigortacılık işlemleri ayrışmalı, yetkilendirilmiş sağlık kurumlarınca meslek hastalığı tanısı konan her vaka maluliyet hakkı kazansın veya kazanmasın ulusal istatistiklerde meslek hastalığı olarak kayıt altına alınmalıdır".
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz