İkinci Dünya Savaşı'nın Kaderini Değiştiren Cephe; Stalingrad

Bir cepheden daha fazlası; İkinci Dünya Savaşı'nın neredeyse sonunu belirleyen Stalingrad Muharebesine detaylıca bakalım

İkinci Dünya Savaşı'nın Kaderini Değiştiren Cephe; Stalingrad

Stalingrad öncesi durum

II. Dünya Savaşı'nı başlatan Almanlar, Mihver devletleri kurarak tüm Avrupa'ya acımasız şekilde yayılıyordu. Başlarda tek hedefi Avrupa olan Hitler, Sovyetler'e karşı saldırmazlık anlaşması bile imzalamış ancak işgal ettiği yerlerden tatmin olmayınca gözünü Sovyetler'e dikecek kadar aç gözlü olmuştu...

22 Haziran 1941'de Barbarossa Harekatı'yla Sovyetleri işgale başlayan Mihver Devletleri'nin ordusu, şok etkisi yarattığı Ruslar üzerinde bir dizi galibiyet almış kısa zamanda Leningrad'ı kuşatma altına almıştı. Hitler'in talimatıyla taarruz durdurulmuş, Moskova'ya 'Teslim ol' çağrısı çoktan yapılmıştı. Ancak ne Stalin'nin ne de Kızıl Ordusu'nun durmaya niyeti yoktu. Her ne kadar Mihver Devletleri güney cephesinden Rostov'u işgal etmiş olsa da Kızıl Ordu direndi ve düşmanın başkente girmesine izin vermedi. Kızıl Ordu'nun direnişi Almanlarıi Moskova sokaklarında durdurmuş hatta karşı taarruzla kaybedilen Moskova geri alınmıştı.

Karşılıklı verilen kayıpların ardından kazanma sırası Kızıl Ordu'ya geçmiş, Sovyet topraklarında var olan Mihver Devletleri sıra yenilgilere uğratılmıştı. Hatta ara ara Alman kuvvetleri 100 km'lik geri dönüşler bile yapıyordu.

Yaz ve sonbaharın bitimiyle kış ayı gelmiş ve sonunda taarruzlar durma noktasına kadar getirilmişti. Ancak Mihver Devletleri'nin pes etmeye niyeti yoktu. Rostov ve Leningard'ın güney cephesi gerisinde iyi bir savunma hattı oluşturuldu. Böylelikle aşağı yukarı savaş sınırı çekilmişti.

Mavi Durum Operasyonu

1942'nin ilk aylarında her iki taraf büyük bir çarpışma olacağının farkındaydı bu yüzden iklim şartları yüzünden durulan savaşı fırsat bilerek ikmal ve lojistik destek alarak savaş hazırlıklarında bulundular. Bu hazırlıklar sona erdikten sonra Mihver Devletleri'n tek amacı topyekün büyük birlikle Moskova tarafından Sovyetlere girmek ve Stalin'i teslim olmaya zorlamaktı.

Ancak Mihver Devletleri'ne karşı gelen Hitler'in amacı çok farklıydı. Hitler, tüm generallere karşı çıkarak “Ne yazık ki generallerim savaş ekonomisi bilmiyorlar” dedi ve bambaşka bir planla Stalingrad'ı alma hayalleri kurdu. Adına Mavi Durum dedikleri yaz operasyonunun Amacı hem Donets koridorunu açmak hem Stalingrad'ı ele geçirmek hem de Kafkasya yolunu açmaktı.

Stalingrad'ın alınması özellikle Faşist yönetilen Mussolini'nin İtalya'sı ve Hitler'in Nazi Almanya'sı için büyük önem taşıyordu. Eğer Stalingrad alınırsa Volga nehri ve Hazar Denizi'nden gelecek yardımlar kesilecek Kafkasya bölgesinde Mihver Devleti güvenli bir cephe kurarak Moskova'yı tamamen çember altına almaktı. Bir diğer yandan önemli bir sanayi şehri olan ve önemli tankların üretildiği Stalin'in adını taşıyan Stalingrad'ın düşmesi demek Sovyet halkı için büyük bir moral bozukluğu olacaktı.

Stalin boş durur mu?

Mihver Devletleri'nden olası büyük bir saldırı geleceğini tahmin eden Joseph Stalin de Doğu Cephesi'ni kazanmanın ne denli önemli olduğunun farkındaydı. Tarihler Haziran aylarını gösterdiğinde Sovyetler, Sivastopol Kırım ve Kreç'de Mihver Devletleri'ne görmediği bir savunmayla direnmiş Stalingrad taaruzunu yaklaşık olarak 1.5 ay ertelemeyi başarmıştı.

Ancak oralardaki savunmaların daha fazla ayakta kalamayacağını fark eden Stalin artık Stalingrad için büyük bir savaş vermesi gerektiğini anlamıştı. 1 Ağustos 1942'de Güneydoğu Cephesi komutanlığına General Andrey Yeryomenko'yu atarken yardımcı olarak Nikita Khrushchev'i görevlendirdi.

Stalin savaş alanında herkese ihtiyacı olduğunun farkındaydı ve katı yaptırımlar uygulamaktan hiçbir zaman çekinmedi. Özellike 28 Temmuz'da 'Savaştan kaçan korkakları vurun' açıklaması yaptı ve bunun ilgili bir yasa çıkardı. Siviller dahil olmak üzere savaştan kaçan her asker mahkemelerde yargılanacak ya da görüldüğü yerde öldürülecekti.

Rusların Almanlarla baş edecek kadar aşırıya kaçan büyük silahları yoktu ancak onlara karşı en büyük avantajları çabukluklarıydı. Sokaklarda gerçekleşen büyük muharebede sivillerin bile örgütlenmesi ve küçük birliklerle yapılan operasyonlar savaşı iki taraf için dengeliyordu.

Hava saldırısıyla Stalingrad taarruzu başlıyor

Tarihler 23 Ağustos'u gösterdiğinde General Wolfram von Richthofen komutasında Alman Hava Kuvvetlerinden Luftwaffe 4 tarafından ilk saldırı düzenlendi. General Aleksandr Mikhailoviç Vasilevski’nin “Unutulmaz, trajik bir gün” olarak tanımladığı bu günde Almanlar yıkıcı hava akınlarıyla Stalingrad'ı cehenneme çevirmeyi başarmış ayrıca Sovyetler'in 201 uçak kaybetmesine sebep olmuşlardı.

Daha öncesinde gerçekleşen hava akınlarında birçok Sovyet gemisi zaten batırılmıştı. 31 Ağustos'a kadar sürdürülen bombardımanlarda şehirdeki yapılardan yüzde sekseni tahrip oldu. Bu fabrikalarda çalışan işçiler hızla Sovyet ordusuna katılırken kalan fabrikalarda ısrarla Stalin çeliği dövülmeye devam edildi. Genel olarak Sovyetler Alman hava akınlarına mani olamadı böylece Mihver Devletleri'nin şehire girmemesi için hiçbir neden kalmamıştı. Almanlar Stalingrad'da

Hava saldırılarının ardından büyük bir üstünlük kuran Almanlar şehrin kuzeyine girmiş ayrıca Volga nehri üzerinde büyük bir hakimiyet sağlamıştı.

Almanlar tarafından tamamen kuşatılan şehirde hiçbir şey iyi gitmiyordu. Artık tek çıkar yol nehirden sağlanacak olan yardımdı ancak nehiri geçmek alenen Almanlara açık hedef olmakla eş değerdi. Bu yüzden Sovyetler ön saflarda sivillerin geçtiği güvenli bölgelere kadınları yerleştirdi. Böylelikle Almanlar kadınlara önem vermeyecek Sovyet kadınlarıysa uçaksavarlar ve tanklarla nehirdeki kuşatmayı kaldırarak yardım gelmesini sağlayacaktı.

Her ne kadar başlarda bu plan işe yarasada güçlü Hitler ordusu saldırıları püskürttü ve 30 Sovyet tankını saf dışı bıraktı.

Sovyetler Almanlara direnmekten başka hiçbir şey yapamıyordu. Sadece ellerindeki bölgeleri tutmak Stalingrad'ı sonuna kadar savunmaktan başka düşünceleri yoktu. Sürekli olarak 'Önderimizin ismi olan bu şehir asla teslim edilemez' naraları atılıyordu.

Stalingrad'daki direnişi komuta eden Chuikov da askerleriyle aynı görüşteydi. Bu süreçte her ne kadar kayıp yaşansa da Sovyetlerin sayıca fazla olması direnişi biraz daha sağlamlaştırıyordu.

18 Eylül'de Chuikov, yeniden bir yıpratma saldırı düzenledi. Ancak yine başarı sağlanamadı.. Büyük 77 uçak ve 41 tank kaybeden Sovyet ordusu bu işi yıpratma yoluyla çözemeyeceklerini anladı ve Stalingrad'ın yeraltı avantajını kullanarak savaşı şehir içinde bırakmayı tercih etti. Kucaklama adı verilen operasyonda Sovyet birlikleri Alman cephelerine yakınlaşacak böylelikle hava saldırılarından iki tarafın da zarar görmesini sağlayacaktı.. Bu plan her ne kadar işlese de büyük bir etki göstermedi ancak savaş sokaklara taşınmıştı...

Savaş sokaklarda

Savaş biraz olsun Sovyetlerin lehine dönmüştü. Çatışmalar fabrika borularının içinde, yıkık binaların arasında hatta yeraltı tünellerinde devam ediyordu. Teknoloji anlamında zayıf olan Sovyetler, sokak çatışmalarında çabukluklarını ve nüfus sayısını kullanıyordu.

Her sağlam bina tarafların üssü haline geliyordu. Bir bina 6 saatte 14 kez el değiştiriyordu, bu durum aslında savaşın ne kadar ateşli ve çabuk geçtiğinin kanıtıydı. Chuikov komuta merkezinde, “Stalingrad yalnızca savunma yapan son asker öldüğünde ele geçirilebilir.” dediğinde Sovyetler biraz daha gaza geliyor ve Almanları şehirden temizlemeye çalışıyordu. Yeniden gerçekleşen hava saldırıları

Neredeyse Stalingrad'ın kahramanı olacak Alman Hava Kartalı Luftwaffe 4, 5 Ekim’de Dzerzhinskiy Traktör Fabrikası’nda mevzilenen Sovyet birliklerine yeniden hava saldırısı düzenledi ve orada konuşlanmış birlikleri tamamen yok etti.

Daha sonra Ekim ayı içerisinde Sovyet Birliklerine 600 ton bomba yağdıran Alman Hava Kuvvetleri, birlikleri Volga Nehrinin şeridine kadar geriletmeyi başardı. Daha sonra orada oluşan Sovyet birliğini kırmaya çalıştı. Saldırılarda her ne kadar başarısız olsa da Sovyetler savunma anlamında büyük işler yapmış ve direnişlerinden taviz vermeyerek savaşın en hassas noktasında pes etmemişlerdi.

Tarihler 8 Kasım'ı gösterdiğinde savaşın rengini değiştiren ilk gelişme yaşanmış, Luftwaffe 4'ün tüm birlikleri olağanüstü hal nedeniyle Avrupa'ya bizzat Hitler tarafından gönderilmişti. Stalingrad'ı büyük ölçüde kazandığını düşünen Hitler, Sovyetler'in savunmada kalacağından ve geriye kalan birliklerinin savaşı idare edeceğinden emindi. Ancak bu ayrılık Sovyet Birliklerinin Hava Kuvvetlerine avantaj kazandırmış ve Alman panzerlerinin büyük kısmı hasar görmeye başlamıştı.

Ve kimsenin planlamadığı doğa ana savaş sahnesine yeniden gelmişti... Kış Stalingrad'dan yanaydı.

Savaşın rengini tamamen değiştiren olay; Uranüs Operasyonu

19 Kasım 1942’de Sovyet birlikleri savunmadan çıkıp yıkıcı operasyonlarla zayıf kalan Alman birliklerine karşı şok etkisi yaratacak bir plan hazırladı. Hızlı şekilde devreye sokulan planın adı Uranüs'dü ve yönetimini General Nikolai Valutin ve Marshal Georgi Zhukov üstlendi.

Romen birliklerinin yardımıyla Rus birlikleri sadece bir gün içinde Kuzey Kuşatmasını dağıttı. 20 Kasım'da bu operasyona 2 birlik daha katıldı ve tarihler 21 Kasım'ı gösterdiğinde Sovyetler 290 bin askeriyle Stalingard'ı tekrardan kuşatarak Hitler'e karşı büyük bir gövde gösterisinde bulundu. Daha sonra Almanların hava sahalarını işgal eden Sovyetler Hitler'i çaresiz bırakmıştı. Hitler'in generalleri Don Nehri'ne çekilmeyi önerdi ancak bunu reddeden Hitler hava kuvvetlerine güvenerek savaşa devam etti. Ancak yanlış hesaplanan ikmaller yüzünden Alman Hava Kuvvetleri artık yeterli desteği veremiyordu. Bu yüzden her geçen gün Sovyet birlikleri yeni taşınılan Alman hava sahalarını işgal ediyordu. Bu durumun ardından Alman askerleri artık şehre sıkışmıştı.

24 Kasım 1942 – 31 Ocak 1943 tarihlerinde Almanlar bölgeye bir türlü ikmal sağlayamıyor Sovyet birlikleri tarafından vuruluyordu. Bu yüzden şehre sıkışmış olan Alman birlikleri açlık ve Sibirya'dan gelen inanılmaz bir soğuk bekliyordu.

Bu olayların ardından Sovyetler zafer ilan ediyordu ancak savaş henüz bitmemişti. Paulus'un büyük inadıyla savaş uzuyor

Erich von Manstein komutasında yeni bir birlik kurdu ve savaş bölgesine desteğe gitti. Erich von Manstein, Sovyetler'in teslim ol çağrısına kulak asmayarak orada kalmayı direten Paulus'a geri dönmesi için öneride bulundu. Ancak general Hitler'e bağlılığını kanıtlamak için ölmeden dönmeyeceğini belirtince savaş uzadı...

Yine de Paulus'un içinde geri dönme isteği vardı. Savaşta kaybeden olduklarını biliyordu ve durumu bir umut olarak Berlin'e bildirdi. Ancak Hitler, 'dönersen ölürsün' dedi ve Paulus'a direnmekten başka çare bırakmadı...

Küçük Satürn Operasyonu

Küçük Satürn Operasyonu Sovyet Birlikleri'nin Don Nehri'ni kontrol altına alarak Alman birliklerine sağlanan ikmalleri kesmek adına yapılmış olan bir operasyondu.

16 Aralık 1942'de gerçekleşen operasyon tam olarak başarıya ulaşamadı ancak Almanların hareket alanı oldukça daralmıştı. Devam eden büyük çatışmalar ve Paulus'un teslim oluşu

Paulus'un teslim olmayaşı ve kısmen başarılı olan Küçük Satürn'ün ardından Sovyetler tüm gücüyle soğuk ve açlıktan zayıf düşen Alman birliklerine saldırdı. Artık kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Alman Birlikleri kendilerini vahşice ve plansız şekilde savunmaktan başka bir şey yapmıyordu.

10 Ocak 1943'deki Sovyet saldırısının sonucunda Alman Garnizonu ikiye bölündü. Sovyetler son olarak Pitomnik, Stalingradskaja Uçuş Okulu ve Gumrak hava sahasını ele geçirerek Almanlara ikmallerin yapılmasını tamamen durdurdu. Artık Almanların hiçbir şeyi kalmamıştı.

En sonunda General Mikhail Shumilov'a 2 Şubat'ta teslim olan Paulus, Berlin'de henüz üç gün önce kendisini mareşallığa terfi ettiren Hitler tarafından hain olarak ilan edildi. Paulus ise hayatta kalan askerleriyle Moskova'ya esir düştü Savaşa katkı sağlayan keskin nişancılar

Savaşın kazanılmasında keskin nişancıların da ayrı bir yeri vardı. Stalingrad'da ünlü keskin nişancı Vasily Zaytsev, 200 – 400 arası düşman askeri tek başına öldürmüş ve kahraman olarak ilan edilmişti. Zaytsev'in kahramanlığı Sovyet halkına büyük bir moral olmuş, Stalin tarafından tebrik edilmişti.

Savaşın sonuçları...

Büyük bir kıyıma neden olan bu muharebe II.Dünya Savaşı'nın sonuçlarına büyük etkide bulundu. Almanlar yenildiklerini hazmedemeyip bir süre kaybettiklerini halklarına ilan edemediler. Sovyet kayıtlarına göre çoğu Alman'dan oluşan Mihver Devletleri'nin muharebede ortalama olarak kaybettiği asker sayısı 1.5 milyon kişiyken bu sayı Sovyetle'de 1 milyon 129 bin 619 askeri bulmuştu. Bunların haricinde 40 bin sivil öldü. Sokaklarda ölen masum vatandaşların ise sayısı bilinmiyor.

Savaş alanında kalan yaklaşık 90 bin asker esir alınarak kamplara gönderildi. 1955'de bu kamplardan sadece 5 bin asker sağ olarak ülkelerine dönebildi. Kalanlar ise kötü hava koşulları yüzünden hayatını kaybetmişti.

Kaynaklar; [1] [2]

Görseller; [3]

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler