SPOR

CANLI

'Kabak gibi altını oymuşlar'

Kasımpaşa - Galatasaray maçını spor yazarları yorumladı

'Kabak gibi altını oymuşlar'

*MAÇIN CANLI ANLATIMI İÇİN TIKLAYINIZ

Çok ayıp oluyor beyler (Serhat Ulueren)

Elbette beni şaşırtan önemli hususlar vardı G.Saray’da. Maç öncesi yedek oyuncu Tarık’ın da Sneijder’in yolundan gitmesi ve canlı yayında, “Mustafa Hocamız her birimizle ayrı ayrı ilgilendi, gelmesi çok iyi oldu” açıklaması yapması gerekir! Burak’ın golü attıktan sonra, -ısrarla- ‘bana gelme’ diyen Denizli’ye gidip sevinç yaşaması, Burak ve Selçuk’un yalandan mı, gerçek mi çözemedim ama kapışmaları, Yasin’in tavır yapmadan çıkıp Denizli ile tokalaşmaları garibime gitti.

Zaten kafamda soru işareti vardı, dün çözdüm. Ve kesin olarak artık inanıyorum. Hatta %100. “Hamzaoğlu’nu bu takımda futbolcular yemiş!” Yani bir başka deyişle kuyusunu kazmışlar. Yönetim de yalan-yanlış sebeplerle Hamza Hoca’yı görevden almış. Hamzaoğlu o kadar saf bir insan ki, futbolcuların bu kabak oyar gibi altını oymalarını bile anlayamamış, süzememiş. Vah be Hamza vah.. Sen ne talihli, bir o kadar da talihsiz adammışsın. Sen ne büyük kötülük yapmışın G.Saray’a 3 kupa kazandırarak. Sen ne büyük kötülük yapmışın G.Saray’a sözleşmene tazminat maddesi koydurmamışsın.

Aslında üzüldüm maçı izlerken. Bu yazıyı yazdırırken bakalım hangi futbolcu medyaya konuşup Hamzaoğlu’nu satmaya devam edecek. Gerçek olan şu ki; değil Denizli, Mourinho, Wenger veya Ferguson bu G.Saray’la başarılı olamaz. Ne kadar para o kadar ekmek. Madem borç çok, para yok ve bu sene başarı beklemek de hata olur. G.Saray miadını doldurmuş. G.Saraylılar bunu kabullenmeli. Borç çok diyorum ama yönetim ucuz maliyetli Hamza’yı gönderip en az 5 katı maliyetle Denizli’yi alıyor. Bakalım Denizli’nin isteğiyle devre arasında 50 milyon mu, yoksa 100 milyon mu harcayıp transferler yapacaklar mı merakla bekliyorum. Benim tahminim Denizli en az 3-4 yüksek maliyetli oyuncu transfer ettirir.

YA NORMAL HAYATTA?

Kasımpaşa’nın bir golü verilmedi ve maçı 5-3, 6-3 kazanabilirlerdi. Hakan, Podoski, Semih biraz daha iyi oynadı. Burak gol attı ama hep yerdeydi. Rakip dokunmadan yere atlamaya bayılıyor. Merak ediyorum normal hayatında da sokakta yürürken kendini böyle olur olmadık yere bırakıyor mu?

Denizli yetmedi! (Ercan Güven)

Keşke biraz sabretseydi Galatasaray yönetimi... İki haftacık daha... Kasımpaşa karşısındaki futbola da Hamza Hamzaoğlu sebep olsaydı...
Bu maç sonunda kovsalardı Hamzaoğlu’nu!..
Valla kimsenin gıkı çıkmazdı.

Antalya ve Rize maçları gibi değil... Hoca kovdurur, Galatasaray’ın Kasımpaşa futbolu.
Çünkü bir saat önce Beşiktaş mağlup olmuş, lidere üç puan daha yaklaşma ihtimali doğmuş.
Sahada bir Galatasaray var, sanki İspanya’da Şampiyonlar Ligi maçı oynuyorlar. Resmen kontratak takımı... Savunma yapacak, fırsat bulursa gol arayacak.
Ne savunma yapabiliyor Galatasaray, ne hücum.
Resmen mahkum.

[Maçtan kareler-![Kasımpaşa - Galatasaray maçından kareler 2015-2016](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/2125140/640xauto.jpg)](https://www.mynet.com/galeri/kasimpasa-galatasaray-macindan-kareler-2015-2016-155352-myspor)

İlk yarı ister jüri kararı, ister istatistik, neye bakarsanız Kasımpaşa’nın.
45 dakika biterken tabelada 1-1 yazıyor ama Kasımpaşa 2 gol atmış, Donk’unki sayılmamış. Zaten Kasımpaşa, topla oynamada da, pozisyon bulmakta da baskı kurmakta da üstün... İkili mücadeleler onun. Futbol zekası onda.
Çünkü Denizli “farklı bir şeyler” yapma ihtiyacı duymuş, Selçuk ile Emre’yi defansın önüne koymuş. Onların önünde Sneijder ve bu üçlü asla akord olamıyor.
Kasımpaşa soldan iniyor Sabri yetmeyince Podolski de ona yardım ediyor ve Galatasaray’ın ilerde çoğalma şansı bitiyor.
Denizli’nin bir değişikliği daha var takımda, o da Hakan Balta’yı bu sezon ilk defa sol bek oynatması. İşte o Hakan Balta ikinci yarının hemen başında gol atınca biraz olsun rahatlamış olmalı Denizli.

[Çok tartışılan pozisyonda gerçek ortaya çıktı](https://www.mynet.com/cok-tatisilan-pozisyonda-gercek-ortaya-cikti-89693-myspor)

Tüm bunlar yaşanırken Kasımpaşa yine üstün.
Denizli, belki futbolcuları motive etmiş ama “yenilenme” onunla sınırlı kalmış. Ne hücum organizasyonu var ne savunma. Acemi gibi Galatasaraylı futbolcular. Baskı olunca dağılıyorlar.
Tabi beraberliği engelleyemediler.
Zaten alternatifi az Galatasaray kadrosunda Denizli de Hamzaoğlu’nun gözdelerini silmiş, Emre’nin yerine Rodrigez, Yasin’in yerine Sinan değişikleri hiçbir derde deva olamıyor.
Mustafa Denizli maçtan önce çok heyecanlı olduğunu söylemişti.
Galatasaray’da görev aldığı ilk günden daha heyecanlı...
Heyecandan bazı şeyleri atlamış olmalı.

Birincisi, bu futbolculara sadece Denizli isminin yetmeyeceği.
Çünkü Galatasaraylı futbolcuların derdi daha derin. Kafalar karışık. Sahip oldukları yeteneklerin çok altında davranıyorlar.
Onlara her lig maçı Süper Kupa finali gibi geliyor. Eller ayaklar karışıyor.
Son üç haftanın bilançosuna bakın. Sekiz gol atan takım 7 puan kaybediyor.
Futbolcular, değil bir futbol takımı devlet bürokrasisinin bile altından kalkamayacağı kadar yıkıcı bir “emir-komuta” bunalımı ile hem sahada hem mikrofon karşısında ciddi bireysel hatalar yaşıyor.
Neden?
Hamzaoğlu’na izin vermediler... Mustafa Denizli bulacak onu.
Ya bulacak, tedavi edecek...
Ya da bu sezona “hazırlık sezonu” falan gibi bir slogan bulacak ki, bu saatten sonra yemez Galatasaray taraftarı.

[Dilmen: Yemeyip içmeyip Donk'u alacaksın](https://www.mynet.com/dilmen-yemeyip-icmeyip-donku-alacaksin-89695-myspor)

Malzeme yetersiz (Osman Şenher)

Galatasaray’da yeni teknik direktör Mustafa Denizli’nin bu kadroyla çok önemli başarılar yakalayacağını sanmıyorum. Sarı-kırmızılılarda top oynayan futbolcuların çoğunun büyük takım oyuncusu olduklarını düşünmüyorum. Ya da çok formsuzlar. Öyle bir defans var ki evlere şenlik. Sağ bek Sabri, iki stoper Semih ve Chedjou, orta sahada oynayan Selçuk dahil tüm futbolcular dün geceki görüntüleriyle takıma hiç bir başarı kazandıramazlar. Bırakın başarıyı takımlarına üç puan bile kazandırmaları çok zor.

Kasımpaşa’nın santrforu Eren Derdiyok keşke Türk Milli Takımı’nda oynasaydı. Girdiği her pozisyonda rahatlıkla Chedjou ve Semih’in üstünden toplara kafa vurabiliyor. Dün gece gol atamadıysa bu kendisinin şanssızlığı. Adem Büyük, Sabri’yi resmen silkeledi. Üstünden topu atıyor, yanından geçiyor, istediğini yapıyor. Sabri ve Galatasaray defansı resmen sallanıyor. Lacivert-beyazlıların her atağı gol tehlikesi oluyor. Orta sahada Donk müthiş bir futbolcu. Castro’yla sonradan oyuna giren Scarione de iyi gününde olunca Cim-Bom’un orta sahasını 90 dakika boyunca resmen bitirdiler. Ne Selçuk ne Emre ne Rodriguez hiçbiri direnemedi.

Kasımpaşa’nın stoperleri Titi ve Omeruo... Size yemin ediyorum Türkiye’nin en iyi beş stoperinden ikisi. Büyük takımlarda oynasalar yer yerinden oynar. Kadro kaliteleri Galatasaray’ın çok üstünde. Yasin, Sinan Gümüş hangi takımda oynadıklarının farkında değiller. Podolski bu orta sahayla yakında kaybolur gider, taraftar da kendisini protesto etmeye başlar.

Devre arasına kadar bu takım şampiyonluk yarışında kalabilirse Mustafa Denizli’nin büyük başarısı olur. Önümüzdeki hafta Bursa, daha sonra Beşiktaş, arada Astana maçları var. Üçü de birbirinden zor. Bu kadar hırsla, bu tempoyla Galatasaray’ın yola devam etmesi çok zor.

Gelelim maçın hakemi Halis Özkahya’ya... Kötü maç yönetmedi, pozisyonlara yakındı. Ama beşinci hakem Alper Ulusoy ev sahibi ekibin resmen gol olan vuruşunu ‘devam’ diyerek yedi. Ben merak ediyorum bu beşinci altıncı hakemler bu pozisyonları görmezlerse ne işe yararlar? Sonuçta Denizli’nin ilk maçıydı. Sahada Madrid yorgunu kötü bir Galatasaray vardı. Bu kadar etkisiz futbolla Kasımpaşa’ya yenilmemek bile başarıdır

Çanakkale geçilmez (Şansal Büyüka)

Beşiktaş bu sezon çoğu maçta öne geçti ve sonraki dakikalarda rakip kaleyi “deli dalgalar“ gibi dövdü... Ancak gene bu sezon geriye düştüğü üç maçı kazanamadı ve iki beraberlik bir yenilgi aldı... Akhisar karşısında da daha oyunun başında mağlup duruma düştü ve geriye düştüğü diğer maçlarda olduğu gibi bu maçı da kazanamadı...

Aslında Akhisar tam anlamıyla savunma futboluyla kazandı... Son yarım saatte yaptığı pas oyunu dışında Beşiktaş‘ın baskısını kendi ceza alanına yığılarak karşılamaya çalıştı ve bunda başarılı oldu... Bu anlayışa ister “etten duvar“ deyin, ister “Çanakkale geçilmez“ deyin.

“Çanakkale geçilmez“ derken, “Douglao geçilmez“ etiketini de ekleyip Brezilyalı oyuncunun hakkını teslim edelim... Beşiktaş maç boyunca 14 korner attı, her kornere ortalama 5-6 oyuncu ile gitti... Toplamda Beşiktaşlı 70-80 oyuncu maç boyu bu kornerlere vurmaya çalıştı... Ama abartısız bu kadar kornerde, bu kadar kalabalık Beşiktaşlı arasında her hava topuna Douglao vurdu... Caner‘i de yanına katarak, “uçana kaçana” vurdular... Kaleci Lukac’ın da hakkını teslim edelim de, Beşiktaş 24 şutla sezonun rekorunu kırarken bunlardan sadece altısı çerçeveyi buldu... Onlar da Lukac’ın canını yakacak vuruşlar değildi...

Aslında Beşiktaş son Sivasspor ve hafta içinde oynadığı Skenderbeu maçlarında sanki gazdan ayağını biraz çekmiş gibi göründü... Bugün de çok baskılı oynamasına rağmen üretmek, yaratmak adına son derece yetersizdi... Üstelik ikinci golde Rhodolfo gibi bir stoper o kadar geniş alanda Sami gibi ağır bir oyuncudan o çalımı o kadar rahat nasıl yedi? Tolga o cılız vuruşu nasıl karşılayamadı? İlk golde Ahmet Cebe‘nin savunmanın arkasına bıraktığı topa gene Rhodolfo ile Tosic nasıl seyirci kaldı? Ersan’ın yokluğu Beşiktaş göbeğinin rahatını ve uyumunu mu bozdu acaba?

Gomez‘in ortası yok... Gol atarsa iyi, atamazsa kötü... Şenol Hoca, Cenk Tosun’u oyuna alırken, çok hareketli iki oyuncuyu da, yani Gökhan ile Kerim Frei’ı aynı anda oyuna alabilir, “sarsılmaya- yıkılmaya“ niyeti olmayan Akhisar savunması karşısında, hiç olmazsa nefes alabilecek birkaç boşluk yaratma girişiminde bulunabilirdi...

En önemlisi, bu maçın duygusunu, coşkusunu gözardı etmeyelim... Akhisar son yarım saat dışında çok yoğun bir savunma yaptı ama Beşiktaş’a oranla çok daha coşkulu, çok daha duyguluydu... Öyle ki sahipsiz her topa Akhisarsporlu futbolcular sahip oldu... Bunların tekini bile Beşiktaş’a bırakmadılar... Son dakikalarda Cenk ceza alanı içinde ve son derece elverişli durumda gol vuruşu yapmaya hazırlanırken, Douglao’nun neredeyse bir metre geriden gelip bu şuta duvar örmesi o coşkunun, o duygunun en çarpıcı örneklerinden biriydi... Burada yazmazsam haksızlık ederim... Akhisar’ın orta saha oyuncusu Merter, işini sessiz sedasız ama son derece başarılı yapan, bu ülkenin en önemli orta saha oyuncularından biri olarak yoluna devam ediyor... Hava atmadan, reklam yapmadan...

Beşiktaş’ın bu yenilgiye rağmen enseyi karartmasına gerek yok... Böyle bir maç kırk yılda bir olmasa bile, kırk maçta bir olur... O zamana kadar da lig biter...

[Hoca yeni sonuç aynı](https://www.mynet.com/hoca-yeni-sonuc-ayni-89687-myspor)

G.Saray, savunma yapmayı bilmiyor (Oğuz Çetin)
 
Ligde en fazla gol atan 2 takımdan biri olan G.Saray’ın son iki maçta 6 gol atmasına ve maçın son dakikalarına kadar önde olmasına rağmen 5 puan kaybetmesi Kasımpaşa maçını daha da önemli hale getirdi.

Mustafa Denizli’nin bu maçtaki tek hedefi ligin en az gol yiyen takımına karşı göze hoş gelen futboldan ziyade 3 puanla ayrılmaktı. Mustafa Hoca’nın devre arasına 5 hafta kala takımına katacağı en büyük değer psikolojik çalışmalar ve 11’e yeni 1-2 isim sokarak taktiksel bir farkındalık yaratmak olacaktır. Takımının şampiyonluk yarışında var olabilmesi için devre arasına kadar minimum puan kaybıyla oynaması gerekiyor. Rıza Hoca’nın Kasımpaşa’sı disiplinli, agresif, rakibe yakın oynayan oyunculardan kurulu. Rakibine gol pozisyonu vermemenin yanında gol noktalarında Eren, Adem, Tunay, Hakan ile etkili olan, iyi organize olmuş bir takım.

G.Saray’da görünen sorunlardan ilki Semih’in stoper olarak asli görevlerini yerine getirememesi, ciddi bireysel hata yapması ve doğru pozisyon alamamasıydı. 2. olarak orta sahanın dirençsiz olması, Selçuk ve Sneijder’e eşlik edecek, onları tamamlayacak özelliklere sahip bir oyuncunun kadroda olmaması.

Üçüncüsü ise Lukas Podolski, Yasin ve Burak Yılmaz yeterince uyum içinde olmamaları ve takım oyununa fazla katkı sağlamayıp bireysel özelliklerini öne çıkarmaları olarak gözüktü.

RADİKAL DEĞİŞİM ŞART!

Mustafa Hoca, takımı orta sahada top hakimiyetini kaybedince istediği verimi alamadığı Emre’nin yerine Rodriguez’i oyuna soktu. Ancak bu hamle de topa daha fazla hakim olmaya yetmedi. Oyunun hakimi Kasımpaşa’ydı. Çok koşan, ikili mücadeleleri kazanan, dönen topları alan, gol arayan taraftı. İkinci yarı Adem, Scarione, de Valle ve Eren gol bulmak için G.Saray’ı zorladılar. G.Saray, savunma yapmayı bilmiyor. Adem Büyük’ün sağda yaptığı muhteşem driplingi sadece seyreden G.Saraylılar, ikinci golü yemeyi de hak ettiler. Mustafa Hoca’nın işi gerçekten zor. Onun büyük kariyeri ve ismi bile oyuncuları heyecanlandırıp daha coşkulu, istekli hale getirmiyor ve kazanmak için her şeyini ortaya koymalarına yetmiyorsa Mustafa Hoca’nın devre arasında radikal değişiklikler yapması gerekecektir.

En iyi ilaç zaman (Mehmet Ayan)

Önce bir kamuoyu iletişimi dersi. Sarı-kırmızılıların ilk golü sonrasında Burak Yılmaz’ın sevinç koşusuna ‘Bana doğru koşma’ diye itiraz koyan teknik direktör Mutafa Denizli, o an itibarıyla muhtemelen ekranda karşılaşmayı izlediğini varsaydığı eski öğrencisi Hamza Hamzaoğlu’nu düşünüyordu. Onun kırılmamasını, oyuncusunun da ‘hoca gönderen adam’ yerine konulmamasını istiyordu. Ciddi bir adamlık dersi!

Karşılaşmaya gelecek olursak.. Kasımpaşa işini iyi yapan takımdı. Kazanmaya yakın takımdı karşılaşma boyunca. 3 puanı daha çok hakeden de. Bilhassa Eren Derdiyok neredeyse gelen her hava topunu rahatça aldı Semih Kaya’dan. Hücum organizasyonları tamamen yerli yerinde yapıldı. 2 golleri dışında verilmeyen 1, atamadıkları 4-5 net gol pozisyonları vardı. Yerden etkili oyunlarını hücumdaki hava hakimiyetleriyle zenginleştirdiler. Eren ve Ryan Donk yıldızlaştı.

DENİZLİ’NİN İŞİ ÇOK ZOR

G.Saray'da hocanın işi herkesin vurguladığı gibi çok çok zor. Beşiktaş’ın yenilgisi ile daha motive olması beklenen takım sahada yine ‘yoklar’daydı. Hocanın Jose ile başlamamasını yadırdadım. İkinci yarı onun girişiyle orta saha ciddi sertleşti ama yetmedi. Wesley Sneijder çalışkan, Podolski istekliydi ama kötüler iyilerden daha çoktu. Hakan Balta ve Chedjou yine iyilerdendi.

Sarı-kırmızılıların işi zor. Derde deva doktor iş başında, hastanın hayati tehlikesi sürüyor. Mustafa Denizli yılların deneyimiyle kesinlikle bazı şeyleri değiştirecektir. Zaman şu an en iyi ilaç.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Takım
O
Av
P
Geri Dön

En Çok Aranan Haberler