Mynet Trend

YAZARLAR

Fatma Melike Durmaz

Yazarın Diğer Yazıları

Prens Harry'i son kez affetmeye hazırdı, ama olmadı

Bazı sözler vardır, ağızdan çıktığı anda geri alınamaz. Atılmış ağır bir taş gibi duyanın yüreğine oturur, kalır. Harry'nin söylediği cümle de öyle oldu.

Ve o cümleyle birlikte Kate Middleton'ın yıllardır sessizce sürdürdüğü bir çabaya da nokta kondu.

Kraliyet yazarı Christopher Andersen'in yeni kitabında anlattıklarına göre Prenses Catherine, bu ailenin en sabırlı, en iyi niyetli arabulucusuydu. Andersen şöyle aktarıyor: "Kate vazgeçmiyordu. Harry, 'Spare' kitabında William'ı zor duruma sokacak her şeyi anlattıktan sonra bile Kate köprüleri yıkmaya devam etmedi. Denemeye devam etti."

Düşünün bunu bir an. "Spare" çıkmıştı. Kitapta William hakkında, Catherine hakkında, ailenin en hassas anları hakkında her şey yazılmıştı. Sarayın içi altüst olmuştu. William öfkeden deliye dönmüştü. Ve Catherine hâlâ "belki bir yol vardır" diye düşünüyordu.

"Babamın ne nadar zamanı kaldığını bilmiyorum"

Sonra Charles'ın kanser haberi geldi. Ve Harry, ailesine şunu söyledi: "Barışmak istiyorum. Çünkü babamızın ne kadar zamanı olduğunu bilemeyiz."

Kulağa makul geliyor, değil mi? Hatta belki duygusal bile. Ama işin içinde olan insanlar için bu cümle bambaşka bir yere düştü. Andersen şöyle açıklıyor: "Bu tür bir cümle, kendi ölümlülüğüyle yüzleşmek istemeyen ve kanserle savaşan biri için son derece acı verici olabilir."

Ve işte tam da burada hikaye gerçekten sarsıcı bir hal alıyor. Harry bu cümleyi kurduğunda, Charles kanserle boğuşuyordu. Ama bu meyanda Catherine de kanserle boğuşuyordu. Catherine, Harry'nin bu sözlerinden gerçekten incinmişti; çünkü o da tam bu sırada kanserle savaşıyordu.

"Babamın ne kadar zamanı kaldığını bilmiyorum" diyen bir adam. Ve onu dinleyen, aynı korkunun içinde, aynı tedaviyi geçiren bir kadın. Catherine bu cümleyi duyduğunda ne hissetti, bunu tam olarak bilemeyiz. Ama biraz empati yapabiliyorsak içinde bir şeylerin bittiğini tahmin etmek zor değil.

Prens Harry i son kez affetmeye hazırdı, ama olmadı 1

William öfkeli, Catherine hayal kırıklığına uğramış

Andersen'in aktardığına göre William bu sözler karşısında öfkeden küplere bindi. Catherine ise hayal kırıklığına uğramıştı. İki farklı tepki. Ve bence bu fark, iki insanın Harry'ye bakışını çok net özetliyor. William da Harry zaten bitmişti. Catherine ise inanmaya devam etmişti, ta ki o ana kadar.

Bu hikayede beni en çok etkileyen şey şu: Catherine, William ve Harry arasındaki uçurumu kapatmaya çalışan son kişiydi. Resmi açıklamalar, saray duyuruları, kamuoyu önündeki soğuk duruşlar ne derse desin, perde arkasında köprü kurmaya çalışan oydu.

Harry, 2025'te BBC'ye verdiği röportajda "Ailemle barışmak istiyorum. Artık savaşmaya devam etmenin anlamı yok. Babamın ne kadar zamanı olduğunu bilmiyorum" demişti. Bu cümle yayınlandığında pek çok kişi bunu bir uzlaşma çabası olarak okudu. Ama Kensington Sarayı'nın içinde, Catherine bunu çok farklı duydu.

Andersen'in kitabına göre Catherine, o noktadan sonra Harry'ye ulaşmayı bıraktı.

Harry hâlâ "barışmak istiyorum" diyor. William hâlâ "kapı kapalı" mesajı veriyor. Catherine ise hiçbir şey söylemiyor.

Yıllarca "belki olur" diye düşünen, "belki bir gün" diye uğraşan, en derin ihanetlerin ardından bile köprüleri yakmayan bir kadın sustuysa, artık söylenecek bir şey kalmamış demektir.

En Çok Aranan Haberler