Uzmanlar uyardı! Eğer o gruptaysanız sakın ketojenik diyete başlamayın...

Karbonhidratça fakir, yağlarca zengin bir beslenme şekli olan ketojenik beslenme son birkaç yılda popülerlik kazandı. Popülerlik kazanan her diyet gibi ketojenik beslenmeyle alakalı soru işaretleri bulunuyor. Ketojenik beslenme nedir? Nasıl uygulanır? Zararlı mı? Gelin, sorularınızın cevaplarını birlikte inceleyelim.

Uzmanlar uyardı! Eğer o gruptaysanız sakın ketojenik diyete başlamayın...

Ketojenik beslenme bir dönem bazı hastalıkların tedavisinin tamamlayıcısı olarak uygulanırken günümüzde yalnızca kilo vermek amacıyla uygulanıyor. Sürdürülebilirliği olmayan bu beslenme şeklinin vücut üzerinde zararlı etkileri de bulunur. Gelin, ketojenik beslenmeye yakından bakalım.

KETOJENİK DİYET NEDİR?

Ketojenik diyette alınan enerjinin büyük çoğunluğu yağdan oluşmakla birlikte karbonhidrat ve protein içeren besinlerin tüketimi düşüktür. Bu nedenle uygulanması zor, uzun süreli sürdürülmesi ise zararlı bir beslenme türüdür. Vücudun metabolik sürecinde önce karbonhidratlar sindirilmeye başlanır. Tüketilen besinlerdeki ve depo karbonhidratlar tükendikten sonra yağların sindirimine geçilir. Vücuttaki yağlar da tüketildikten sonra son olarak protein sindirimine geçilir. Ketojenik beslenmede de bu ilke kullanılır. Düşük karbonhidratlı ve yüksek yağ içerikli beslenmeyle yağlar yıkılır ve keton cisimcikleri oluşur.

NEDEN TERCİH EDİLİR?

Epilepsi hastalarının yaşadıkları nöbetlerin azaltılmasında ketojenik beslenmenin etkili olduğu biliniyor. Ayrıca Parkinson, Azheimer, otizm gibi bazı hastalıklarda da ilaçla tedaviye yardımcı olarak ketojenik beslenme uygulanabiliyor. Normalde olduğundan tamamen farklı bir dağılımda beslenme düzenine sahip olduğu için ketojenik beslenmenin kilo kaybı için kullanılmasında doktor tavsiyesine uyulması oldukça önemlidir.

YAN ETKİLERİ NELERDİR?

Ketojenik beslenme vitamin, mineral ve liflerden fakirdir. Yağ tüketimi üzerine kurulu bir beslenme biçimi olduğundan dolayı kolesterol seviyesinde yükselme görülür. Vücuttaki karbonhidrat depoları tükendikten sonra yağ yakımına geçildiği için aslında yağ yakımı süreci vücudun hayatta kalmak için uyguladığı bir yöntemdir.

Vücut "yeterli besin varken depo et, besin tükendiğinde yağlardan enerji üret" şeklinde bir sistemde çalışır. Yağ yıkımı sonucu oluşan keton üretimiyle yağ yakımı artsa da metabolizma hızı yavaşlar ve asidoz görülür. Asidoz durumunda kemiklerdeki kalsiyum kana geçer, böbrek taşları ve kemik erimesi görülebilir. Özellikle çocuklarda uygulanması durumunda büyüme hormonu baskılanması sonucu büyüme ve gelişme durabilir.

Ketojenik beslenme sırasında yağ yakımı sonucu kilo kaybı görülse de metabolizma hızının yavaşlamasına sebep olduğu için beslenme şekli tekrar eski durumuna döndüğünde kilolar tümüyle geri alınır. Yo yo etkisi denilen bu kilo kaybı ve kilonun tekrar geri alımı döngüsü çoğu yanlış diyette görülür.

Karaciğer rahatsızlıkları bulunan kişilerin doktor kontrolü dışında ketojenik beslenmeye başlamaması gerekir. Doktor tarafından başlatıldığında karaciğer enzimlerinin kontrolü için sürekli takip edilmesi gerekiyor.

Beyin fonksiyonlarının sağlıklı şekilde sürdürülmesi için beyinin yakıtı olan glikoza ihtiyaç vardır. Ketojenik beslenme glikoz ve karbonhidrat bakımından fakir olduğu için zihinsel ve bilişsel fonksiyonlarda yavaşlama görülebilir.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler