Mynet Trend

         

Dünyanın En Lüks Treni İle Devr-i Hindistan

Dünyanın En Lüks Treni İle Devr-i Hindistan

Hindistan ve tren deyince hemen herkesin aklına hıncahınç dolu, eski, bakımsız ve pek temiz sayılmayan trenler gelir ama ben hem tren hem de Hindistan algısını yeniden oluşturacak bir trene bindim. Adı: Deccan Odyssey, dünyanın en lüks trenlerinden biri.

Sadece bir şehirden diğerine yolculuk etmek için değil aynı anda bu esnada dinlenecek bir otel olarak dizayn edilmiş, Cruise gemilerinin rayda yürüyen hali gibi düşünün. Bildiğiniz gibi Hindistan çok geniş bir ülke, ve hemen her şehri turistlerin ilgisini çeken onlarca güzelliğe ev sahipliği yapan bir başka alem. Tam da bu noktadan yola çıkarak, hem daha fazla yer görmeye hem de yolculuk vakitlerini ve bagaj toplama derdini ortadan kaldırmak üzere ortaya çıkmış bir otel tren Deccan Odyssey (DO).

> Mutlu insanların, renk cümbüşünün, dansın, şatafatın ülkesi Hindistan'da devr-i alem! Esra Bayhan bizi tekerlekler üzerinde bir sarayda; dünyanın en lüks treninde masal gibi bir yolculuğa çıkarıyor. > > Posted by [Mynet Seyahat](https://www.facebook.com/MynetSeyahat/) on Monday, January 18, 2016

Tekerlekler üstünde bir saray

Şunu en baştan söyleyeyim ki bu tren hiç de öyle her keseye göre olanlardan değil ama yine de konaklama, rehberlik, güvenlik, yol, yemek kısacası her şey bir arada olduğundan pek de pahalı sayılmaz. Genellikle 7 gece, 8 günlük paketlerde birçok alternatif rota sunuluyor. Benim izlediğim rotada karşılaştıklarımı birazdan anlatacağım fakat tren de başlı başına bir macera!

Tren istasyonunda, DO peronuna doğru gidince kraliyet ailesinden biriymiş gibi kutlamalar, kutsamalar, geleneksel danslar ve müzikler ile karşılanıyor bütün konuklar. Sonra herkes bir bir odasına yerleşiyor ve tren Hindistan'ın içine içine doğru yol almaya başlıyor. (Bu arada benin trenim için başlangıç noktası Mumbai.) Odalar şık ve şirin, duşlarda 24 saat sıcak su mevcut. Trenin her vagonunda abartısız 24 saat emre amade bekleyen görevliler var ama asıl iş odada değil, dünya mutfağı yemeklerinin sunulduğu muhteşem restaurant, bar ve güzellik salonu bir kaç vagon ileride hizmete açık!

Cuff cuff hadi gidelim!

Malum Hindistan genel olarak pek tekin ve pek temiz sayılmaz. İşte bu treni muhteşem kılan şey de bu, hem güvenli, hem temiz hem de bagaj toplama derdi, otobüs yakalama derdi olmadan Hindistan'ı sakin sakin ve derin derin gezme görme olanağı sağlıyor. Üstelik hem kırsalı, hem merkezi, hem geleneksel hem modern, dini, tarihi, kültürel yerleri görmeye olanak sağlarken konfordan ödün vermeden. İşte benim deneyimlerimden bir kuple...

Zaman makinesi

Tren bir yönü ile zaman makinesine benziyor, çağ içinde yolculuk ederken, tam öğle yemeği sonrası Auragabad adlı şehre varıyoruz. Burada UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Ellora Mağaraları ve Ajanta Mağaralarını gezeceğiz. Bizi alacak otobüsler çoktan tren istasyonuna yanaşmış, enerjimizi mağaraları gezerken harcamaz üzere saklıyoruz. Bu arada Müslüman şehri olan Auragabad'ı da görmüş oluyoruz. Tamamen kayaların oyulması ile yapılmış bu mağara tapınakları varınca ise hayrete düşmemek mümkün değil!

3 bin yıllık tarihi ile milattan bin yıl önceye yol aldıran Ellora Mağaraları Hindu, Budist ve Jain tapınaklarından oluşan 34 mağaralı bir kompleks, hala bütün ihtişamı ile ayakta! 2 kilometrelik alan üzerine kurulu Ellora Mağaraları aynı anda Budizm, Hinduizm ve Jainizm tapınaklarını bulundurduğundan dünya üzerindeki en nadir kompleks yapılardan biri. Aynı zamanda Hindistan'da tarih boyunca birçok dinin birlikte yaşadığını, bu dinlerin kadim geçmişini ve en azından birbirlerinin tapınaklarını yıkmayacak hoşgörüye sahip olduklarının 3 bin yıllık kanıtı.

Trenimiz namı diğer zaman makinemiz bizi daha sonra Ajanta Mağaralarına götürüyor. Milattan önce 600 yılında yapımına başlanıldığı düşünülen bu mağaralar kaya oyma olmakla kalmayıp muhteşem boyamaları da bulunduruyor. Budanın yaşamından kesitler sunan bu muhteşem boyamaları ile hem tarihi eser hem de sanat eseri. 12 kilometre uzunluğundaki insan oyma mağara kompleksi tam hilal görünümüne sahip ve UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almayı fazlasıyla hak ediyor.

Çift cinsiyetli tanrı! ---------------------- Uzun ince yolculuğumuz devam ederken muhteşem kahvaltı sonrası kaptan anons yapıyor, "Kutsal Şehir **Nashik**'a geldik!" Ben daha önce de birkaç defa gittiğimden Hindistan'ın yabancısı sayılmam ama hala şaşırtan öyle çok yönü var ki. "Tanrılar şehri" Nashik'te tanrıları temsil eden inek, yılan, aslan, fil heykelleri görmek artık sıradan gelse de olsa da bir yüzü erkek bir yüzü kadın olan Tanrı'yı ilk defa gördüğümü itiraf etmeliyim. Ardhanaresswara ( yazması zor oldu :) adlı tanrı cinsiyet dengeleyici tanrı olarak biliniyor ve Tanrı Şiva ile Tanrıça Parvati'nin aynı anda tek vücut olmasını temsil ediyor. Öte yandan **Godavari Nehri** de Nashik'den geçiyor. Ganj'dan sonra Hindistan'ın en uzun ikinci nehri olan Godavari de Hac zamanı yani 12 yılda bir gerçekleşen **Kump Mela** için önemli noktalardan. Yine de her dönemde yıkanarak arınanlar var. Hindistan'ın her yerinden arınmak için gelen Hindular ile Nashik hem dini gelenekleri hem de farklı Hindistan'ın farklı çehrelerini görmeyi sağlıyor. Nashik'te 100'den fazla tapınak bulunuyor.
Hayat gibi! ----------- Tren aracılığı ile Hint kumaşının nasıl yapıldığını, Hinduların en eski tapınaklarını ve kırsaldaki insanları görmek bir harika ama şarapların nasıl yapıldığını gösteren geziler, gece tren barındaki modern Bollywood geceleri de eklenince tren hem alt hem üst cast yaşam tarzını sadece görmenizi değil, bizzat deneyimlemeyi sağlıyor. Paulo Coelho demiş ki "Doğduğumuz andan ölene kadar hayatımız sürekli bir yolculuktur. Manzara değişir, insanlar değişir, ihtiyaçlar değişir ama tren hep ileri gider . Hayat bir trendir!" demiş. Bu deneyim tıpkı hayat gibi idi, manzara değişti, insanlar değişti, dinler değişti ama tren hep ileriye götürdü hem beni hem ufkumu. Trenden ayrılmak pek kolay olmadı. Bir hafta sonunda neredeyse çalışanlar ve diğer turistler ile yakın dostluklar kurmak oldukça keyifliydi. İmkanınız olursa tavsiye ederim, nitekim bence bu tren kaçmaz!
O'nunla tanışın --------------- Ben her gittiğim yerlerde sadece tarihi, doğal yerleri değil aynı zamanda insanların nasıl yaşadığını da merak ediyorum . Bu nedenle gittiğim her yerden tanıştığım birilerini sizinle mutlaka tanıştırmak istiyorum. Adı Hüseyin, dikkatimi farklı göz rengi ile çekti. Ajanta Mağaralarında yukarıya çıkmakta zorlananlar için yapılmış tahtadan yapılmış dört kişi tarafından taşınan sandaliye taşıyıcılarından biri. Benimle İngilizce konuştu ama aslında aslında çok az İngilizce biliyor, sadece mağara tarihini ezberlemiş ve çok temel birkaç cümlecik kuruyor. Her hangi bir soru sorduğunuzda, sorunuz ne olursa olsun hemen insan yapımı mağaraların tarihini anlatmaya başlıyor. Hüseyin'in 5 çocuğu var ve sadece bu işi yapıyor. Turizm dönemlerini iple çekiyor. Müslüman olan Hüseyin aslında Moğol, bu nedenle gözleri diğer Hindistanlılardan farklı. Ajanta çevresinde çok sayıda Moğol yaşıyor. Aklınızda bulunsun ------------------ \*Ahmedabad, Aruagabad, Allahabad gibi abad ile biten şehirler Müslüman'ların yoğunlukta yaşadığı şehirlerdir. Hatta Pakistan'ın başkenti İslamabad "İslam Şehri" anlamına gelir. \*Tren tarifeleri ve şehirler listesine **[bu ](http://www.deccan-odyssey-india.com/)**adresten ulaşabilirsiniz. Şaka yapmıyorum, benim adımı verirseniz indirim alabilirsiniz.) \*Tren de sadece Hint değil dünya mutfağından yemekler de var. Bu nedenle yemek konusunda zorluk çekmek söz konusu değil. Yemek saatleri aşağı yukarı belirlenmiş olsa da restaurantta oturduğunuzda size mutlaka alternatif aperatifler sunuluyor.
YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön