0% Faizli Fırsat!
Faiz Oranı
%0
Vade
3 Ay
Kredi Tutarı
100.000 TL
Filmlerden, dizilerden bu tip evlere aşinayız, Japon evi dendiğinde bu aklımıza geliyor... Değil mi ama? Veya hatırlarsınız; Lost'ta Sun-Hwa Kwon'un Güney Koreli babası mafya partilerini böyle bir evde yapıyordu, Sin-Joo Kwon da garsonlarıydı hattâ! (Japonlarla Korelileri aynı milletten sanmamız başka bir tartışma konusu tabii ;) )

Filmlerdekine pek benzemiyor, değil mi? :)
Tokyo, dünyanın en kalabalık ve en pahalı şehirlerinden biri. Bu yüzden sadece çok zengin insanlar filmlerden aşina olduğumuz ferah, bahçeli evlerde yaşayabiliyorlar. Çoğunluk ise balık istifi gibi yerleşmiş, bu sıkışık, daracık apartmanlarda hayatlarını sürdürüyorlar.

Tokyoluların yaşadığı bu küçük apartman daireleri çoğunlukla tek odadan oluşuyor. Salon ve yatak odası aynı oda, üstelik buzdolabı da burada duruyor. Güzel ışık alan bir balkonumuz var, ama balkona çıkmak için yatağın üstünden geçmek durumundayız...


Japonya'ya nazaran çok daha ferah bir yerleşimle karşı karşıyayız, yine de apartman alışkanlığı İsveç'te de almış yürümüş...

Türkiye'de genelde kömürlük olarak kullandığımız veya müteahhit yerden kazanmak yerine mimara izin vermeyi tercih ettiyse garaj olarak da iş gören bodrumlar... İşte o bodrumlar İsveç'te çok daha akıllıca kullanılıyor.
İsveç'te apartman sakinleri her daireye birer çamaşır makinası almak yerine, büyük kapasiteli çamaşır makinalarını bodruma yerleştirmişler; kirlileri aşağıya taşıyorlar, işi çözüyorlar. Her bodrumda apartman sakinlerinin kilerleri duruyor. Hattâ bodrum tasarımları öyle akıllıca ki, çamaşırlık ve kilerlerin yanında halâ otomobillerini ve bisikletlerini koyacak yerleri oluyor.


Balkonları İsveç'te çok sık kullanamıyoruz tabii, malum, mevsim normalleri biraz fena... Ama kullandığımızda balkonları dinlenme, rahatlama alanları olarak ele alıyoruz.

Kabul edelim, İngilizler konut konusunda filmlerinde dürüst davranmışlar. Notting Hill'de de Hugh Grant bunlara benzer evlere girmişti, keza Sherlock Holmes da benzeri bir yerde yaşıyordu.
İngilizler, genelde şehir dışında yanyana dizilmiş bu az katlı bloklarda yaşıyorlar. Şehrin içindeki apartmanlar görünen o ki pek tercih edilmiyor.




Birden fazla yatak odası, bazen de birden fazla oturma odasıyla Avustralya tam da yaşanası evlere sahip memleket olarak göze çarpıyor. Üstteki fotoğraflarda gördüğümüz üzere, bahçesi bile var!
E daha ne olsun? Avustralya vizesi, göçmenlik ve vatandaşlık işlemleri için şu linkten resmi bilgileri edinebilirsiniz :)


Resmen Türkiye! Duvarın rengi ve fayanslar, sıcak yaz mevsimlerinde evin içinin serin kalmasını sağlıyor. Ancak soğuk kış günlerinde Avrupa ülkelerinin bir kısmından önde olduğumuz özellik İspanya'nın da canını sıkıyor: Merkezi Isıtma!
İspanya'daki evlerin büyük bölümünde merkezi ısıtma mevcut değil... Isınma sorununu elektrik sobalarıyla karşılıyorlar, bu yüzden de İspanya Avrupa'nın en çok elektrik faturası ödeyen ülkesi olarak göze çarpıyor.



Aynı üniversite ikiye giden oğlunun telefon faturalarıyla uğraşan, en sevdiği dizi Kiralık Aşk olan komşumuz Aysel Teyze'nin evi gibi!

Kaynak: Brightside.me