İşlenmiş gıdalar, raf ömrünü uzatmak, tadını artırmak ya da daha cazip hale getirmek için çeşitli işlemlerden geçirilen bir ton üründen oluşuyor. İçerik listesine baktığınızda anlamakta zorlandığınız uzun isimler, katkı maddeleri, koruyucular ve ilave şekerler çoğu zaman bu ürünlerin vazgeçilmez bir parçası. Sorun şu ki, bu içerikler zamanla vücudun dengesini bozup zorlayabiliyor.
Aşırı tuz, gizli şeker ve doymuş yağ oranı yüksek besinler; kilo artışından insülin direncine, tansiyon problemlerinden bağırsak dengesine kadar pek çok alanda olumsuz etki yaratabiliyor. Üstelik işlenmiş gıdalar genellikle lif açısından fakir. Bu da hem sindirimi hem de tokluk hissini etkiliyor. Yani bir paket ürün kısa süreli doyuruyor ama uzun vadede daha fazla yeme isteği doğurabiliyor.
Belki de en önemli nokta şu ki işlenmiş gıdalar, zamanla damak tadımızı değiştiriyor. Gerçek yiyeceklerin doğal tadı daha 'yetersiz' gelmeye başlıyor. Oysa vücudumuz, en iyi bildiği yakıtı, yani mümkün olduğunca doğal ve az işlem görmüş besinleri tercih etmek ister.

Elbette hayatın temposunda tamamen kusursuz beslenmek kolay değil ama küçük değişiklikler büyük fark yaratabilir. Paketli bir atıştırmalık yerine bir avuç çiğ kuruyemiş tercih etmek, hazır sos yerine ev yapımı bir karışım hazırlamak, haftada birkaç öğünü daha sade ve doğal planlamak… Bunlar ulaşılmaz hedefler değil. Denedikçe faydasını göreceksiniz.
Sağlıklı beslenme, yasaklar listesi yapmak değil, bilinçli seçimler yapabilmekten geçiyor.
Okuyucu Yorumları 0 yorum