Evde vakit geçirmeyi sevenler için psikologlardan mutlu edecek bir açıklama geldi. Bilinçli olarak evde kalmak ve yalnız vakit geçirmek sinir sisteminin dinlenmesine yardımcı oluyor ve zihinsel yük azalıyor. Buradaki önemli nokta, evde kalmayı kendi isteğinizle seçmeniz. Kaygı, mutsuzluk ya da sosyal ortamlardan uzaklaşma isteği nedeniyle kendinizi eve kapatmanız ise farklı bir durum.

Travma terapisti ve aile hekimi Dr. Christine Gibson, yalnız kalıp yeniden enerji toplamaya yalnızca içe dönük insanların ihtiyaç duyduğu düşüncesinin doğru olmadığını söylüyor.
Gibson'a göre dışarıda olmak ve özellikle diğer insanlarla sürekli etkileşim kurmak önemli miktarda enerji gerektirebiliyor. Bu nedenle herkesin sosyal hayat ile yalnız geçirilen zaman arasında kendisine uygun bir denge kurması gerekiyor.
Klinik psikolog Dr. Katie Carhart da bilinçli yalnızlığın etkilerini inceleyen bir araştırmaya dikkat çekiyor. Araştırmada, insanların yalnız geçirdikleri sürenin arttığı günlerde daha az stres bildirdikleri ve kendi zamanları üzerindeki kontrol hissinden daha fazla memnuniyet duydukları görüldü. Ancak bunun özellikle yalnız kalmanın kişinin kendi tercihi olması durumunda geçerli olduğu vurgulandı.

Evde geçirilen sakin bir akşamın avantajlarından biri, günlük taleplerin azalması.
Ne giyeceğiniz, nereye gideceğiniz, hangi yolu kullanacağınız veya insanlarla nasıl iletişim kuracağınız gibi gün içerisinde farkında olmadan verdiğiniz küçük kararların sayısı azalıyor. Dr. Carhart'a göre bunun sonucunda karar yorgunluğu hafifleyebiliyor ve sinir sistemi daha dinlendirici bir duruma geçebiliyor.
Evde yalnız geçirilen zaman aynı zamanda düşünmek ve duyguları değerlendirmek için alan yaratabiliyor. Dr. Gibson, beynin dinlenme, düşünme ve içe dönük değerlendirme sırasında aktif olan “varsayılan mod ağı”na dikkat çekiyor. Uzmanlara göre günlük tutmak, kitap okumak, meditasyon yapmak, müzik dinlemek veya çalma listeleri hazırlamak gibi sakin aktiviteler kişinin kendi düşünce ve ihtiyaçlarına odaklanmasına yardımcı olabiliyor.
Yoğun bir haftada sürekli ertelediğiniz kitap, yarım bıraktığınız yapboz veya ilgilenemediğiniz bitkileriniz... Uzmanlara göre evde geçirilen zaman, günlük koşuşturma içerisinde geri plana atılan keyifli aktivitelere yeniden yer açabiliyor. Okumak, örgü örmek, yemek yapmak, evcil hayvanlarla vakit geçirmek veya bitkilerle ilgilenmek gibi daha sakin uğraşlar, özellikle dış dünyanın fazla uyarıcı geldiği dönemlerde rahatlatıcı olabilir.

Uzmanların üzerinde durduğu en önemli nokta ise denge. Evde kalmak artık bilinçli bir tercih olmaktan çıkıp sosyal ortamlardan sürekli kaçmanın bir yoluna dönüşüyorsa durum farklı olabilir.
Uzun süredir evden çıkmıyor ve kendinizi giderek daha kötü hissediyorsanız, aslında yapmak istediğiniz planları kaygı nedeniyle sürekli iptal ediyorsanız veya sosyal çevrenizin giderek küçüldüğünü fark ediyorsanız insanlarla yeniden bağlantı kurmak faydalı olabilir. Dr. Carhart, kaygılı veya mutsuz hissedildiğinde sosyal ilişkilerden kaçınmanın kısa vadede rahatlatıcı görünse de zaman içerisinde bu duyguları pekiştirebileceğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle mesele her hafta sonunu dışarıda geçirmek ya da sürekli evde kalmak değil. Uzmanlara göre önemli olan, evde geçirilen zamanı kaçış olarak değil bilinçli bir tercih olarak kullanmak ve yalnızlıkla sosyal hayat arasında kişiye uygun dengeyi kurmak.
Okuyucu Yorumları 0 yorum