Kış aylarında bu 8 yiyeceği beslenme düzeninize dahil ederek vücudunuzun savunma sistemini destekleyebilir ve hastalıklara karşı direncinizi artırabilirsiniz. Peki soğuk havalarda sofranızdan eksik etmemeniz gereken bu yiyecekler hangileri?

Kahvaltıların vazgeçilmezlerinden yumurta, özellikle kaliteli protein içeriğiyle öne çıkıyor. Protein, kasların korunmasının yanı sıra bağışıklık sisteminin normal işleyişi için de gerekli. Yumurta ayrıca B12 vitamini, selenyum ve kolin gibi önemli besin öğeleri içeriyor.
Haşlanmış, omlet veya sebzelerle birlikte hazırlanarak tüketilebilir. Pişirme sırasında kullanılan yağ ve tuz miktarına dikkat etmek ise öğünü daha dengeli hale getirebilir.
Yoğurt hem protein hem de kalsiyum açısından değerli bir besin. Canlı kültür içeren yoğurtlar, bağırsak mikrobiyotasının çeşitliliğini destekleyen beslenmenin de bir parçası olabilir.
Yoğurdu tek başına tüketebileceğiniz gibi meyve, yulaf veya kuruyemişlerle birleştirerek daha doyurucu bir ara öğün hazırlayabilirsiniz. Şeker tüketimini sınırlamak isteyenler için ilave şeker içermeyen sade yoğurtlar daha uygun bir seçenek olabilir.

Kış ayları denildiğinde akla gelen ilk meyvelerden biri olan portakal, C vitamini içeriğiyle dikkat çekiyor. C vitamini bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunurken aynı zamanda antioksidan özelliğe sahip.
Portakalın suyunu sıkmak yerine meyvenin kendisini tüketmek ise lif içeriğinden daha fazla yararlanmayı sağlıyor.

Özellikle somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar protein ve omega-3 yağ asitleri açısından zengin. Bazı yağlı balıklar aynı zamanda doğal D vitamini kaynakları arasında bulunuyor.
Balığı kızartmak yerine fırında, ızgarada veya buğulama yöntemiyle hazırlamak, ilave yağ miktarını azaltmaya yardımcı olabilir.
Soğuk havalarda sofralara daha sık eklenebilecek sebzelerden biri de ıspanak. Folat, C vitamini, K vitamini ve çeşitli bitkisel bileşenler içeren ıspanak, dengeli bir beslenme düzenine kolayca dahil edilebilir. Yemek olarak hazırlanabileceği gibi yumurtaya, çorbalara veya salatalara eklenerek de tüketilebilir.

Küçük bir porsiyonda önemli miktarda enerji ve besin öğesi barındıran ceviz, bitkisel omega-3 yağ asidi olan ALA'nın kaynaklarından biri. Ayrıca protein, lif ve çeşitli mineraller içeriyor. Ancak enerji yoğunluğu yüksek olduğu için miktarı kontrol etmek önemli. Birkaç adet ceviz, yoğurt veya meyveyle birlikte pratik bir ara öğüne dönüştürülebilir.
Kış sofralarının klasiklerinden mercimek; bitkisel protein, lif, folat ve demir içeriğiyle öne çıkıyor. Lif içeriği sayesinde uzun süre tok kalmaya da yardımcı olabilir.
Mercimek yalnızca çorba olarak değil; salatalarda, sıcak yemeklerde veya farklı bakliyatlarla birlikte de kullanılabilir. Yanında C vitamini içeren sebzelerin tüketilmesi, bitkisel kaynaklı demirin emilimini destekleyebilir.

Sarımsak, kendine özgü kokusunu ve tadını kükürtlü bileşiklerden alan bir besin. Bunların en çok bilineni, sarımsak ezildiğinde veya doğrandığında oluşan allisin.
Sarımsağı yemeklere, çorbalara ve yoğurtlu tariflere eklemek beslenme çeşitliliğini artırmanın kolay yollarından biri. Ancak sarımsağı tek başına hastalıklardan koruyan veya enfeksiyonları tedavi eden bir besin olarak görmek doğru değil.
Soğuk havalarda bağışıklığı desteklemek için yalnızca belirli yiyeceklere yönelmek yerine beslenmenin bütününe dikkat etmek gerekiyor. Sebze ve meyveler, yeterli protein, tam tahıllar, bakliyatlar ve sağlıklı yağların dengeli biçimde tüketilmesi; yeterli uyku, fiziksel aktivite ve sıvı alımıyla birlikte genel sağlığın korunmasına katkıda bulunabilir.
Okuyucu Yorumları 0 yorum