Yunanistan'ın güneyindeki Megalopolis Havzası'nda bulunan Marathousa 1 adlı arkeolojik alanda çalışan bilim insanları, su altında ve oksijensiz ortamda korunan 144 ahşap parçasını inceledi.
Parçaların büyük bölümü sıradan kalıntılardan oluşurken, iki tanesi insan eliyle şekillendirildiğini gösteren izler taşıyordu.

Araştırmacılar, kızılağaçtan yapılan büyük aletin kesilerek ve yontularak şekillendirildiğini belirledi. Kullanım izleri taşıyan aletin, göl kenarındaki yumuşak toprağı kazmak için kullanıldığı düşünülüyor.
Bu keşif, elde taşınabilir ahşap aletlerin tarihini en az 430 bin yıl daha geriye götürdü.
Bulunan ikinci ahşap nesne ise araştırmacıların dikkatini daha da fazla çekti. Söğüt veya kavak ağacından yapıldığı düşünülen küçük parçanın, elde tutulamayacak kadar ufak olduğu belirlendi.
Uzmanlar, bu nesnenin parmaklar arasında tutularak kullanıldığını tahmin ediyor. Eğer bu yorum doğruysa, insanlık tarihinde bilinen en eski hassas ahşap aletlerden biri olabilir.
Bu küçük aletin taş alet yapımında yardımcı olarak kullanılmış olabileceği düşünülse de kesin işlevi henüz bilinmiyor.

Kazı alanında ahşap aletlerin yanı sıra taş aletler, kemik kalıntıları ve düz dişli dev fillere ait parçalanmış kemikler de bulundu.
Araştırmacılar, bölgenin geçmişte insanların büyük avları işlediği bir göl kıyısı olduğunu düşünüyor.
Ayrıca bulunan başka bir ahşap parçasındaki derin izlerin insanlardan değil, muhtemelen bir ayı gibi büyük bir yırtıcının pençelerinden kaynaklandığı belirlendi.
Bu durum, erken insanların aynı yaşam alanlarını büyük yırtıcılarla paylaştığını gösteriyor.
Uzmanlara göre bu keşif, Taş Devri insanlarının yalnızca taş alet kullanan ilkel topluluklar olduğu yönündeki algıyı zayıflatıyor.
430 bin yıl önce yaşayan insanların uygun ağacı seçebildiği, onu belirli amaçlar için şekillendirdiği ve farklı görevler için özel aletler üretebildiği ortaya çıktı.
Okuyucu Yorumları 0 yorum