Yapılan Her Katliamda Sürekli Devleti Suçlu Göstermek Doğru mu?

Bugün Ankara'nın ortasında yaşanan patlamada 86 kişi öldü ve yüzlerce yaralı var. Çoğunun da durumu ağır. Ölenlerin ailelerine ve bu faciaya içtenlikle dehşete düşen tüm insanlara baş sağlığı diliyoruz.

Yapılan Her Katliamda Sürekli Devleti Suçlu Göstermek Doğru mu?

7 Haziran seçimlerinin ardından kuşkusuz ülkede kan bir türlü durmadı. Nedense kanı akan taraf söz konusu iktidarın tek başına iktidar olmasına engel olan partiyi destekleyenlerden çıkması ayrı bir soru işareti. Ancak her patlamada bazı kesim sürekli olarak sadece DEVLET'i suçluyor. Peki bu ne kadar doğru? Gerçekten haklı mıyız yoksa haksız mı? Birkaç örnekle bu soruları açıklığa kavuşturalım.

Her şey bununla başladı

Ülkenin cumhurbaşkanı 7 Haziran seçimleri öncesinde objektif olması gerekirken sözde eski partisi adına meydanlarda yüzsüzce oy istedi. Devletin paralarını kullanarak desteklediği parti adına mitinglere çıktı ve açık bir şekilde '400 Milletvekilini verin bu iş huzur içinde çözülsün' diyerek tehdit söylemlerinde bulundu. Tabii o zamanlar her yer süt liman..

Seçimlerin ardından..

7 Haziran gecesi sandıklar tam anlamıyla açılmadan sonuçlar belli oldu ve HDP'nin barajı geçmesiyle birlikte istenilen 400 milletvekili alınamadı ve 7 haziranı 8 hazirana bağlayan gecede Cumhurbaşkanı başdanışmanı Burhan Kuzu sanıktan koalisyon çıkmasının ardından 'Evet, seçim bitti Millet kararını verdi. Ya istikrar ya kaos dedim; Millet kaosu seçti hayırlı olsun' açıklamasında bulundu. 8 Haziran günü AKP tek başına iktidar olmadan birkaç hafta ülkenin heryerinde insanlar gülücükler saçıyordu. Ardından Suruç'daki katliam yaşandı ve aylar önce İşid'e silah gönderen MİT'in videoları çıkmışken katliam İşid üzerine atıldı. İşid'e savaş açma niyetinde olan devlet bir anda PKK ile savaşmaya başladı. Her gün gelen şehit haberlerinin ardı arkası kesilmedi. Şehitlerin sayısı gizlendi, terörist denilerek masum insanlar öldürüldü, işkence edildi. Oğlunu askere göndermeyen devlet adamları şehit cenazelerine katıldı. Ülkenin başbakanı ne mutlu size dedi ardından cenazelerde partisine oy istedi. Bu da yetmedi cenaze töreninde şehit babalarının isyan etmesi üzerine canlı yayında 'Karakteri bozuk' denildi.

Bugün..

Türkiye Cumhuriyeti başkenti olan Ankara'nın ortasında gündüz vakti iki bomba patlatıldı. Bahsettiğim şehirde devletin birçok önemli siyasi, askeri organı bulunuyor. Rize'lerde savaş çığırtkanlığı yapan ve daha az güvenlik olması gereken yerde bir tane bile patlama olmazken Ankara'nın ortayerinde olması biraz şüphe uyandırıyor. Hepsini koyalım bir kenara bakanlar açıklama yapıyor kendisine 'Güvenlik açığı nedeniyle istifa edecek misiniz?' sorusuna pişkince gülüp 'Güvenlik açığı yoktur deniliyor.' Video için bu linke tıklayın.

Başkentin ortasında iki bomba patlıyor 86 kişi (şimdilik) hayatını kaybetmiş, yüzlerce yaralı varken güvenlik zaafiyatı yok demek tam anlamıyla insanlarla dalga geçmektir. Bunları yine bir kenara bırakırsak patlama yaşandıktan sonra yüzlerce yaralı ve ölü insanın olduğu alana ambulans yerine önce çevik kuvvet geliyor. Ölü insanlara gaz atılıyor. Bir insan daha ne kadar fazla ölebilir? Daha ne kadar öldürülebilir? Hadi devletin ambulansı gelmiyor, yaralılara yardım eden sivillere saldırmak? Bu soruların ışığında çok zorlasak da devleti bir türlü masum bulamıyoruz.

Dün Rize'de ne oldu?

Devlet yandaşlığıyla bilinen organize suç lideri Sedat Peker Rize'de 'oluk oluk' kan akacak diye savaş çığırtkanlıında bulundu. Hem de alkışların arasında. İzlemek için bu linke tıklayın

Yasaklar..

Her zaman olduğu gibi yayın yasağı ve sosyal medya sitelerine (Facebook, Twitter) erişim engellendi. Patlamayla ilgili tüm yayın organlarına yayın yasağı getirildi. Özellikle insanların birbirlerine ulaşmakta zorluk çektiği bu anlarda iletişimin kesilmesi canilikten başka bir şey değildir. Yaralıların durumu ortada ve kana ihtiyaç var. Bunu yaymanın en hızlı yolu da sosyal medya hesapları. Bunları bir kenara bırakırsak neden patlamanın duyulması istenilmiyor? Neden karşıt görüşler sürekli susturulmaya çalışılıyor? Neden kimse bilsin istenilmiyor? Bu yazdıklarımıza hala bir bahaneniz varsa bu soruları kendinize sorun.

Son Olarak..

Fransa'da yakın zamanda gerçekleşen terör olaylarında ülkeyi fırçalayan Recep Tayyip Erdoğan "Siz bu insanları niye takip etmediniz? Sizin istihbarat teşkilatınız çalışmıyor mu?' demişti. Şimdi de biz soruyoruz sayın cumhurbaşkanımız siz bu insanları niye takip etmediniz? Sizin istihbarat teşkilatınız çalışmıyor mu? İşid'e kadar silah gönderen MİT başkentteki bombalı eylemlerden nasıl haberdar olmuyor?' Önce bu soruları cevaplayın.

Video için tıklayın

ÖNEMLİ: Yayın yasağı olduğu için videolar twitterdan alınmıştır. Twitter'a girmek için Tor Browser, zenmate ve çeşitli vpn programları kullanabilirsiniz.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler