
Paris Anlaşması kapsamında ülkeler, ısınmayı 1,5°C ile sınırlamayı amaçlıyorlardı. Ancak geçmiş yılların verileri göz önüne alındığında 2024’te 1,5 derecenin ilk geçici aşımını görmek 2026 tahminleri için bu durumun yeniden mümkün olabileceği sinyallerini vermişti.

Küresel ısınmanın uzun süre yüksek seyretmesi doğal ekosistemler, biyoçeşitlilik ve insan toplulukları üzerinde yıkıcı ve geri dönüşü olmayan etkiler yaratıyor. Özellikle kurak bölgeler, kıyı kesimleri ve kırılgan ekosistemlerde geri döndüremediğimiz kayıpların olmaması için emisyonlarda büyük kesintiler yapmak, iklim değişikliğinin süresini ve etkilerini sınırlamak bu anlamda son derece önemli hale geldi.

İklim aşımıyla birlikte seyreden yüksek sıcaklıklar kritik eşikleri tetikleme potansiyeline de sahip. Buzullarının çökmesi veya permafrostun çözülmesi gibi olaylar bir kez başladığında sıcaklıklar 1,5°C'nin altına düşse dahi bu süreçlerin yarattığı zincirleme olayların önüne geçemeyebiliriz. Bu yüzden iklim aşımını geçici bir süreçten ziyade geleceğimiz için aşmamamız gereken bir sınır olarak görmeliyiz.