Türkiye’nin doğal ve tarihi zenginlikleri arasında öne çıkan Sümela Manastırı, son dönemde Avrupa basınında da geniş yer buluyor.
Trabzon’un Maçka ilçesinde, Altındere Vadisi’ne hakim sarp kayalıkların üzerine kurulu bu etkileyici yapı, hem mimarisi hem de konumuyla görenleri büyülüyor.

Halk arasında 'Meryem Ana Manastırı' olarak da bilinen yapı, vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte yer alıyor. Bu konum, manastırların şehir dışında, doğayla iç içe kurulma geleneğinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

'Sümela' adının ise Yunanca 'melas' (siyah) kelimesinden türediği, bunun da ya manastırın kurulduğu koyu renkli kayalardan ya da içerideki Meryem Ana ikonunun renginden geldiği düşünülüyor.
Sümela Manastırı’nın kuruluşuna dair en yaygın rivayet, Bizans dönemine uzanıyor. Anlatıya göre, I. Theodosius döneminde Atina’dan gelen Barnabas ve Sophranios adlı iki rahip, gördükleri bir rüya üzerine MS 4. yüzyılda bu kutsal mekanı kurdu.

Bugünkü ihtişamlı görünümüne ise özellikle 13. yüzyıldan sonra kavuştu. III. Alexios döneminde manastıra verilen imtiyazlar sayesinde önemli bir dini merkez haline geldi.

Doğu Karadeniz’in Türk egemenliğine girmesinin ardından Osmanlı padişahları da Sümela Manastırı’nın haklarını koruyarak buraya çeşitli ayrıcalıklar tanıdı.
1916-1918 yılları arasında Rus işgali sırasında el konulan yapı, 1923 sonrasında tamamen boşaltıldı. Günümüzde ise restore edilerek turizme kazandırılmış durumda.

Sümela Manastırı; kaya kilisesi, şapeller, kütüphane, mutfak, öğrenci ve misafir odalarıyla geniş bir kompleks olarak inşa edildi. Girişte yer alan su kemeri, yapının mühendislik açısından da ne kadar ileri bir seviyede olduğunu gösteriyor.

Doğayla bütünleşmiş mimarisi, tarihi derinliği ve eşsiz manzarasıyla Sümela Manastırı, 2000 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor ve her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.
Okuyucu Yorumları 0 yorum