Günümüzde yorgunluk sadece fiziksel bir durum değil. Zihinsel yorgunluk, duygusal tükenmişlik ve düzensiz yaşam alışkanlıkları da bu tabloyu ağırlaştırıyor. Özellikle düzensiz uyku, yeterince su içmemek, gün boyu hareketsiz kalmak ve sağlıksız beslenme, enerjimizi fark etmeden tüketiyor. Üstelik sürekli ekrana bakmak ve zihni hiç dinlendirmemek de bedenin alarm vermesine neden oluyor.
Bazen yorgunluğun arkasında demir eksikliği, B12 düşüklüğü, tiroit sorunları ya da vitamin-mineral yetersizlikleri yatabiliyor. Ancak her yorgunluk mutlaka bir hastalık belirtisi değildir.
Çoğu zaman vücut, "Beni biraz daha iyi dinle" demenin bir yolunu bulur. İşte tam da o noktada durup kendimize şu soruyu sormamız gerekir: Kendime gerçekten iyi bakıyor muyum?

Günde birkaç bardak daha fazla su içmek, uykuyu ertelemek yerine öncelik haline getirmek, kısa yürüyüşlerle bile olsa hareket etmek ve öğün atlamamak sandığımızdan çok daha büyük fark yaratıyor. Ayrıca gün içinde kendimize küçük molalar vermek, zihni de beden kadar dinlendirir.
Unutmamak gerekir ki sağlık, yalnızca hastalandığımızda hatırladığımız bir kavram değildir ki olmamalı da. Asıl önemli olan, hasta olmadan önce bedeni desteklemek Yorgunluk da bu yolculukta bize yol gösteren önemli işaretler arasında yer alıyor. Onu görmezden gelmek yerine anlamaya çalışmak, uzun vadede kendinize yapabileceğiniz en büyük iyiliklerden biri.
Okuyucu Yorumları 0 yorum