Depresyon tedavisinin menüsünde yemek var

Fiziksel veya ruhsal sorun yaşayan ya da toplumdan bir şekilde dışlanan insanları günlük yaşama döndürmeye çalışan ergoterapistler, depresyon terapisine bir ödev gibi yemek yapmayı koyuyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Araştırma Görevlisi Başak Çağla Arslan, ilk başta sadece çay ve tost hazırlayan hastaların zamanla alışverişe dahi çıktığını söylüyor.

Depresyon tedavisinin menüsünde yemek var

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki yıllarda askerlerin normal çalışma hayatına dönmesi sırasında yaşadıkları zorluklar üzerine bir meslek olarak ortaya çıkan ergoterapi, günümüzde doktorlar, hemşireler ve fizyoterapistlerle birlikte birincil sağlık basamak ekiplerinin önemli bir parçası. Giyinmek veya banyo yapmak gibi günlük yaşam aktivitelerine yardımcı olmak, sosyal veya organizasyonel beceriler üzerinde çalışarak akademik başarıyı artırmak veya bir yaralanma sonrası işe/günlük yaşama dönmek için destek sağlayan çeşitli tedavi programlarını uygulayan ergoterapistler, son yıllarda özellikle ruhsal sorunların tedavisine verdikleri destekle öne çıkıyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Araştırma Görevlisi Başak Çağla Arslan, özellikle depresyon tedavisinde, markete bile gitmek istemeyen hastalara yemek yapmayı bir ödev olarak verdiklerini belirterek, şu bilgileri paylaşıyor:

“Başlangıçta sadece çay ve tost hazırlayan hastalarımız, zaman içinde bütün yemekleri yapmaya başlıyor. Bireysel olarak yemek yapmayı özleyen ve yemek yapmanın kendilerinde bir yeterlilik duygusu oluşturduğunu söyleyen hastalarımız var. İnsanlar her bir küçük başarı sonrası kendilerini daha iyi hissedip, bir sonraki adımı gerçekleştirmek istiyor. Sadece depresyon desteğinde değil, mental sağlık problemi yaşayan kişilerde de yemek yapmak, evin etrafında dolaşmak, resim yapmak ve bahçeyle ilgilenmek gibi günlük yaşam aktiviteleri, insanları hayata bağlamakta etkili oluyor.”

İLAÇ KULLANIMI AZALABİLİR

Arslan, Türkiye’deki ergoterapist sayısının artmasıyla birlikte, ruhsal sorun yaşayan kişilerin ilaç kullanımının azalabileceğini belirterek, şöyle devam ediyor:

“Dünyada ergoterapistlerle çalışmaya başlayan birçok doktor, ciddi mental problemi olan hastaları tedavi etme yöntemlerinin değiştiğini söylüyor. Depresyonda olan veya mental sağlık problemi nedeniyle uzun süredir işsiz kalan insanlar günlük hayatın içine girdikçe, kendilerini daha iyi hissediyor. Ayrıca günümüzde ergoterapistler travma geçiren göçmen/mülteci yetişkin ve çocuklarla da çalışıyor. Doktorlar, ergoterapinin potansiyel yararları konusunda artık daha bilinçli. Birinci basamak sağlık hizmeti kliniklerinde ve ekiplerinde, toplum temelli zihinsel sağlık programlarında ve diğer sosyal hizmet kurumlarında yerleşik ergoterapistler var. Son birkaç yıl içinde birinci basamakta ergoterapistlerin sayısındaki artışı göz önüne aldığımızda, erişimin önümüzdeki yıllarda daha da artacağını tahmin edebiliyoruz.”

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler