Mynet Trend

Dünyanın ilk aşı pasaportu! Çiçek hastalığı salgınında aşı gösterme zorunluluğu bulunuyordu

20 yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan herkes kamusal alana girmeden önce aşı izini gösterme zorunluluğu bulunuyordu. Peki bu süreç nasıl ilerledi?

Dünyanın ilk aşı pasaportu! Çiçek hastalığı salgınında aşı gösterme zorunluluğu bulunuyordu

Çiçek hastalığının tarihi binlerce yıl öncesine kadar uzanıyor. Tarihin her döneminde dünyanın her bölgesinde görülen bu hastalık, gelmiş geçmiş en ölümcül salgın hastalıklardan biri olarak kabul ediliyor. Çiçek hastalığının semptomları arasında yüksek ateş, sırt ağrısı, titreme ve kusma gibi belirtiler bulunuyordu. Aynı zamanda virüsle enfekte olan hastanın tüm vücudunda ağır bir deri döküntüsü ortaya çıkıyordu. Poxvirus grubundan bir virüsün neden olduğu bu hastalık hava yoluyla ve temasla kolayca bulaşabiliyordu. Bu nedenle ilk vakanın görülmesinden sadece birkaç hafta sonra büyük bir salgına dönüştü. Çiçek aşısı üretilene kadar bu salgın devam etti. Salgın döneminin en kötü yılları Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşandı. Hastalığın yayılmasını azaltmak için müthiş bir aşı kampanyası başlatıldı. İnsanlar kamusal alana girerken çiçek aşısını izlerini yetkililere göstermek zorundaydı.

Hükümet 1899-1904 yılları arasında 164.283 çiçek hastalığı vakasının görüldüğünü açıkladı. Ancak yapılan araştırmalar vakaların beş katı daha fazla olduğunu iddia ediyordu. Çiçek virüsü o kadar hızlı bulaşıyordu ki yetkililer sadece aşılama yapılırsa bu salgının biteceğini belirtiyordu. Bu nedenle ülke genelinde bir aşılama kampanyası başladı. İşe ve okula gitmek, trene binmek ve hatta tiyatro bileti alabilmek için resmi aşı sertifikası gerekiyordu.

Zorunlu aşılama uygulaması, kişisel özgürlüklerini savunan aşı karşıtlarının propagandalarına esir oldu. Sağlık görevlileri, zorunlu aşı için genellikle bir polisin refakatiyle kapı kapı dolaşmaya başladı. Bazı aşı karşıtı aktivistler ise sahte aşı sertifikalarıyla yetkilileri kandırmaya başlamıştı. Bir süre sonra yetkililer sahte sertifikalar düzenlendiğini tespit etti. Geriye yapılacak tek bir şey kalıyordu. İnsanlardan fiziksel kanıt yani aşı izi göstermeleri talep edilecekti.

Çiçek aşısı ilk defa 18. yüzyılda geliştirildi. Edward Jenner tarafından icat edilen aşı 20. yüzyılda sayısız değişikliğe uğradı. Çiçek aşısı, kol derisinin neşter ya da bıçakla kaldırılmasıyla yapılıyordu. Aşı olan kişinin kolundaki yara büyük bir kabuk oluşturuyordu. Yara iyileşip, kabuk düştükten sonra bölgede iz kalıyordu. Böylece yetkililer kimin aşı olup olmadığını kolaylıkla saptayabiliyordu. Aşının yapılma şekli son derece acımasızdı. Aşı karşıtları bu uygulamanın tetonaza yakalanma riskini arttırdığını savunuyordu. Bu nedenle birçok insan aşıdan kaçmaya çalışıyordu. Devlet okullarına giden çocuklar aşılanmak zorundaydı. Toplu taşıma araçlarına aşı sertifikası göstermeden binilmiyordu. Ancak ebeveynler, küçük çocukların çiçek aşısı için uygun olmadığını düşünüyordu. Bu nedenle sahte aşı sertifikası ticaretinde adeta patlama yaşanmıştı.

Aşılanmaya karşı direniş büyük bir boyuta ulaşmıştı. Bu nedenle aşı serfikası görmezden geliniyordu. Yetkililer insanlardan yara izlerini göstermesini talep ediyordu. 1901 yılında Chicago’nun en saygın doktorlarından Dr. James Hyde, vatandaşları ellerinden gelen her şeyi yapmaya çağıran bir yazı kaleme aldı. Bu yazıda aşı izlerini, kamusal alanlara giriş bileti yani “pasaport” olarak kullanmayı öneriyordu. Dr. Hyde’ın önerisi gerçekten çabuk dikkate alındı. Sağlık ve güvenlik görevlileri için aşı izi artık pasaport niteliği taşıyordu.

Takvimler 1903 yılını gösterdiğinde önemli bir karar daha alındı. Aşı izi olmayanların çalışması tamamen yasaklandı. Aşı izini göstermeyenler o an bulundukları yerde aşılanıyordu.


YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön