Dede ve nene ile torun arasında kurulan bağ, dünyanın en masum ve özel sevgilerinden biri. Psikolog Dr. Shannon Franklin’e göre ise bir büyükanne ya da dedeyi çocukların gözünde unutulmaz kılan şey, birlikte yaptıkları aktivitelerden çok daha fazlası. Çocukların yıllar sonra anneanne-babaanne ve dedeleryle ilgili en güçlü şekilde hatırladığı şey, onların kendilerine nasıl hissettirdiği.

Klinik psikolog Dr. Cynthia Shaw, özellikle çocukların yaşadıkları olayların ayrıntılarından çok, o sırada hissettikleri duyguları hatırlayabildiğine dikkat çekiyor.
Duygusal olarak güvende hissetmek, bölünmeden geçirilen zaman, küçük başarıların bile heyecanla karşılanması ve yalnızca kendisi olduğu için sevildiğini hissetmek çocukların hafızasında güçlü izler bırakabiliyor.
Uzmanlara göre çocuk, büyükanne ve büyükbabasının sevgisinin başarıya veya davranışlarına bağlı olmadığını hissettiğinde bu duyguyu yıllar boyunca taşıyabiliyor.
Bunun nörolojik bir açıklaması da bulunuyor. Shaw'a göre hafızanın oluşmasında rol oynayan hipokampus ile duyguların işlenmesinde önemli rol üstlenen amigdalanın gelişim süreçleri farklı. Bu nedenle özellikle küçük yaşlarda belirli olayların ayrıntıları unutulsa bile o olayların yarattığı duygular kalıcı olabiliyor.

Büyükanne ve büyükbabalarla ilgili en güçlü anılardan bazıları duyularla bağlantılı olabiliyor. Özellikle koku, hafızayla oldukça güçlü bir ilişkiye sahip. Büyükannenin yaptığı kurabiyenin kokusu, evde pişen belirli bir yemek ya da çocukken sık sık gidilen evin kendine özgü kokusu yıllar sonra bile geçmişte yaşanan anıları yeniden canlandırabiliyor.
Uzmanlara göre bunun nedeni koku bilgisinin beynin duygularla ilişkili bölgeleriyle güçlü bağlantılar kurması. Bu nedenle çocukluğa ait tanıdık bir koku yalnızca bir olayı değil, o sırada hissedilen güveni, mutluluğu veya huzuru da yeniden hatırlatabiliyor.

Birlikte yemek yapmak, eski bir kutu oyunu oynamak, yalnızca ikisinin bildiği bir şakaya gülmek veya sürekli tekrarlanan küçük bir ritüel. Dışarıdan bakıldığında sıradan görünen bu anlar çocukların hafızasında oldukça özel bir yere sahip olabiliyor.
Dr. Shaw'a göre bu anıları kalıcı hale getiren şey yapılan aktivitenin büyüklüğü değil, çocuğun o sırada kendisini nasıl hissettiği.
Çocukların büyükanne ve büyükbabalarından dinledikleri aile hikayeleri de yıllar boyunca hatırlanabiliyor. Ailenin geçmişi, eski zamanlarda yaşananlar, anne veya babalarının çocukluğu ya da büyükanne ve büyükbabalarının kendi gençliklerine ilişkin anlattıkları hikayeler çocuğun kendisini daha büyük bir aile hikayesinin parçası olarak görmesini sağlayabiliyor.
Uzmanlar ayrıca büyükanne ve büyükbabalardan gelen hayat derslerinin anne-babanın verdiği öğütlerden farklı algılanabileceğine dikkat çekiyor. Hikaye içerisinde aktarılan deneyimler ve tavsiyeler, doğrudan bir kural veya uyarıdan daha kolay hatırlanabiliyor.
Doğum günleri, mezuniyetler, okul gösterileri veya çocuk için önemli olan başka etkinlikler... Dr. Franklin'e göre büyükanne ve büyükbabanın bu anlarda çocuğun yanında olması güçlü anılar yaratabiliyor. Çocuklar özellikle kendileri için önemli bir günde büyükannelerinin veya büyükbabalarının orada olduğunu ve bütün dikkatlerini kendilerine verdiklerini yıllar sonra bile hatırlayabiliyor.
Çocukların büyüklerinden aldıkları hediyeler o anda büyük heyecan yaratabiliyor. Ancak psikologlara göre maddi hediyelerin önemi zaman içerisinde azalabiliyor.
Dr. Shaw, bir hediyenin çocuk için başlangıçta oldukça heyecan verici olabileceğini ancak yıllar içerisinde anlamını kaybedebileceğini belirtiyor. Buna karşılık birlikte çıkılan bir gezi, yapılan bir etkinlik veya ortak bir deneyim çok daha kalıcı bir anıya dönüşebiliyor.
Okuyucu Yorumları 0 yorum