
Son on yıldır ülkeler Paris Anlaşması ve onu destekleyen taahütlerle küresel ısınmayı 1,5°C sınırında tutmak için adımlar atıyor. Bu çabalar karşılık bulsa da CCPI 2026 raporunun bulgularına baktığımızda aslında gidişatın bu hedeften ne kadar uzakta kaldığını da görebiliyoruz. Endeksteki kişi başına düşen emisyonları veya ülkelerin 2030 hedeflerindeki kat ettikleri yolu incelediğimizde ihtiyaç duyulan emisyon düşüşü henüz sağlanabilmiş değil.

Sera gazı emisyonları kategorisinin CCPI genel sıralamasında en büyük rolü aldığından bahsetmiştik. Bu kategoride sıranın en altlarında yer alan fosil yakıt üreticileri, dev ekonomiler ve üretimini yenilenemez enerji kaynaklarından alan Çin, Rusya ve ABD gibi ülkeler iklim krizinde çözümün değil, sorunun bir parçası olmaya devam ediyorlar.

Sera gazı emisyonlarını hedeflenen seviyeye getirmek iklim kriziyle mücadelede tartışmasız en önemli adımlardan biri. Her ne kadar bu alanda olumsuz örnekler ön plana çıksa da CCPI 2026 raporunda, sera gazı emisyonlarını sistemli bir şekilde düşürmeyi başaran Danimarka ve Birleşik Krallık gibi ülkeler ile Şili'nin sıfır emisyon hedefini yasal zemine taşıyan yasası bu yolda umut vadeden adımların varlığını da hatırlatıyor. Tabi bu örneklerin payı küçük kaldığından özellikle de emisyonların 3/4'ünden sorumlu olan G20 ülkelerinin radikal bir değişim başlatmaması bu durumun tersinin pek mümkün olmadığını da gösteriyor. Bunun yanında emisyonları azaltmak aynı zamanda ortaya çıkan enerji arzını da beraberinde getirdiğinden bu boşluğu doldurmak da bir o kadar önem taşıyor.
Okuyucu Yorumları 0 yorum