2026-2027 eğitim-öğretim yılı yaklaşık 17,5 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen için başladı. Sabahın erken saatlerinden itibaren yollar, servisler, okul bahçeleri ve caddeler yeniden hareketlendi.
İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerde trafik yoğunluğu kendisini hemen hissettirdi.
Ancak yeni eğitim yılının anlamı yalnızca ders zilinin yeniden çalmasından ibaret değil.

Bu yıl okullarda dikkat çeken başlıklardan biri, eğitimin merkezine oyunun yerleştirilmesi. "Maarifin Kalbinde Oyun" teması, aslında çocukların yalnızca kitaplardan ve sınavlardan ibaret olmadığını hatırlatıyor.
Çünkü çocuk oyun oynarken de öğreniyor.
Arkadaşlık kuruyor, paylaşmayı öğreniyor, problem çözüyor, hayal ediyor, üretiyor ve kendisini ifade ediyor. Geleneksel çocuk oyunlarının eğitim süreçlerine daha fazla dahil edilmesi de bu açıdan önemli.
Belki de eğitim sisteminin zaman zaman unuttuğu en temel gerçeklerden biri şu: Çocuk, çocukluğunu yaşayarak öğrenir.

Okullar artık yalnızca eğitim verilen binalar değil; çocukların günün önemli bölümünü geçirdiği yaşam alanları.
Bu nedenle okul giriş-çıkışlarının kontrol altına alınması, yabancı kişilerin okullara girişinin sınırlandırılması, dedektör, turnike ve kartlı geçiş gibi güvenlik uygulamalarının devreye alınması dikkat çekti.
Özellikle çocukların güvenliği söz konusu olduğunda alınan her önlem değerlidir. Ancak burada önemli olan, güvenlik ile okulun çocuklar için sıcak, özgür ve huzurlu bir ortam olma niteliğinin dengelenebilmesi.

Veliler artık okullara randevusuz gidemeyecek. Görüşmeler 'Okul Randevu Sistemi' üzerinden planlanacak.
Öğrencinin velisi veya vasisi olmayan kişilerin okula girişine de izin verilmeyecek.
Bu düzenlemeler ilk bakışta bürokratik bir ayrıntı gibi görülebilir. Oysa okul yönetiminin, öğretmenin ve öğrencinin zamanını korumak; okul ortamındaki güvenliği sağlamak açısından belirli bir düzenin olması anlaşılabilir.
Fakat burada da asıl mesele sistemin nasıl uygulanacağı.
Veli ile öğretmen arasındaki iletişim yalnızca bir randevu ekranından ibaret olmamalı. Çünkü çocuğun eğitim hayatında öğretmen ve aile birbirinden ayrı iki dünya değil. Tam tersine, aynı çocuğun gelişimi için birlikte hareket etmesi gereken iki önemli aktör.

Öğrencilerin sınıf içinde cep telefonu bulundurmamalarına ilişkin uygulama bu yıl da devam edecek.
Öğretmenlerin de sınıf içerisinde telefon kullanmaması öngörülüyor. Bu karar, ekranların çocukların hayatındaki ağırlığının giderek arttığı bir dönemde ayrıca önem taşıyor.
Bugün çocukların dikkatini bir ders kitabından daha hızlı dağıtabilen bir ekran var. Bildirimler, sosyal medya, oyunlar ve kısa videolar arasında çocukların dikkatini uzun süre bir noktada tutabilmek giderek zorlaşıyor.
Belki de yeni eğitim yılının en büyük sınavlarından biri burada başlıyor: Çocuklara teknolojiyi yasaklamak değil, teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurmayı öğretmek.
Nitekim bu yıl dijital bağımlılığa karşı farkındalık çalışmalarının da artırılması planlanıyor.

Öte yandan öğrencilerin eline yalnızca yeni kurallar değil, yeni kaynaklar da veriliyor. Milyonlarca ders kitabı hazırlanırken, okul öncesi ve birinci sınıfa başlayacak çocuklar ile ailelerini desteklemek amacıyla "Çocuğumla Okula İlk Adım Defteri" gibi materyallerin hazırlanması da dikkat çekti.
Bu tür çalışmaların kıymeti, çocuğun okula yalnızca bireysel olarak başlamadığını hatırlatmasında yatıyor.
Çocuk okula başlarken aslında aile de yeni bir döneme başlıyor.
Anne-babanın kaygısı, çocuğun heyecanı, öğretmenin sorumluluğu ve okul yönetiminin yükü aynı kapının önünde buluşuyor.
Bugün çalan okul zili, işte bütün bunların habercisi.
Yeni eğitim yılından beklentimiz yalnızca daha yüksek notlar, daha fazla sınav başarısı ya da daha çok ders kitabı olmamalı.
Çocuklarımızın güvenli olduğu, kendilerini ifade edebildiği, oyun oynayabildiği, merak edebildiği ve hata yapmaktan korkmadığı okullar istiyoruz.

Eğitim; karakter kazandırmak, birlikte yaşamayı öğretmek, merakı canlı tutmak ve hayata hazırlamaktır.
Bugün okul bahçelerinde yeniden çocuk sesleri yükseliyor. Uzun bir tatilin ardından sınıflar doluyor, öğretmenler öğrencileriyle buluşuyor, veliler çocuklarını okul kapısından uğurluyor.
Yeni bir eğitim maratonu başlıyor. Dileğimiz, bu maratonun sonunda çocuklarımızın yalnızca daha çok şey bilen değil, daha mutlu, daha özgüvenli, daha duyarlı ve hayata daha hazır bireyler olması.
Çünkü okul zili bugün yeniden çaldı. Asıl mesele ise o zilin çocuklarımızın hayatında nasıl bir geleceğe kapı açacağı…
Okuyucu Yorumları 0 yorum