Psikolojik olarak yapılan güncel analizine göre, bu kelimeleri otomatiğe bağlamış kişilerde öne çıkan 7 temel özellik, modern insanın stresle başa çıkma ve bağ kurma becerisini özetliyor.

Gerçek nezaket, dikkatle başlar. Teşekkür ederim diyen bir kişi, karşısındakinin emeğini fark ettiğini gösterir. Psikolojide sosyal farkındalık olarak adlandırılan bu durum, başkalarının çabasını görme ve takdir etme becerisiyle doğrudan bağlantılıdır.
Bazı insanlar hizmet edilmeyi veya ilgi görmeyi bir hak olarak görür. Ancak nezaket dilini benimseyenler, yardımı bir hediye olarak algılar. Bu kişiler, statü farkı gözetmeksizin temizlik personelinden genel müdüre kadar herkese aynı içtenlikle yaklaşırlar. Onlar için nezaket, bir hiyerarşi meselesi değil, bir yaşam biçimidir.
Stres altındayken çoğumuzun ilk vazgeçtiği şey nezakettir. Ancak en gergin anlarda bile üslubunu koruyan kişiler, dürtülerini kontrol edebilen ve psikolojik dayanıklılığı (resilience) yüksek bireylerdir. Bu "sağlam öz denetim", uzun vadede tükenmişlik riskini azaltır.

Nezaket sahibi insanlar, hayatı bir güç mücadelesi olarak değil, bir işbirliği alanı olarak görürler. "Rakamları gönder" demek yerine "Gönderebilir misin lütfen?" demek, karşıdaki kişiyle güven bağı kurar ve çatışma riskini minimize eder.
Lütfen kelimesi, psikolojik bir sınırı temsil eder: "Sana emretmiyorum, rica ediyorum." Bu, karşı tarafa bir seçim şansı ve otonomi tanımaktır. İnsanlar kendilerini baskı altında hissetmediklerinde, ilişkilere daha sadık kalma eğilimi gösterirler.

Bu kelimeleri sık kullananlar hayatın eksikliklerine değil, mevcut güzelliklerine odaklanmaya programlıdır. Araştırmalar, bu tür bir şükran bilincinin düşük stres ve yüksek yaşam memnuniyeti ile doğrudan ilişkili olduğunu kanıtlıyor.
Büyük jestler (pahalı hediyeler, lüks tatiller) dikkat çeker ama ilişkileri asıl inşa eden şey mikro-anlardır. Her 'teşekkür ederim', ilişkiye yapılmış küçük ama etkili bir yatırımdır.
Okuyucu Yorumları 0 yorum