
Yeni bir işe başlarken ilk refleks genellikle “Neler tutuyor?” diye bakmak oluyor. Evet piyasa analizi önemli ama bu sizi taklitçiliğe sürüklerse işin tadı kaçıyor. Şu anda çevrenizde herkes kahveci açıyorsa bir daha düşünün deriz. O bölgede zaten bir doygunluk varsa sizin sunduğunuz fark ne olacak? Bazen çok göze batmayan ama eksik olan bir alan sessizce ama istikrarlı şekilde büyür. Kalabalığa değil, boşluğa oynayan kazanır.


Yakın çevreniz sizi desteklemek ister ama bu destek bazen fazla nazik olur. Gerçekten dürüst ve işinize katkı sağlayacak geri bildirimi tanımadığınız ve ürün ya da hizmetinizi hiç duymamış insanlardan alırsınız. Onlar sizin gerçek hedef kitlenizdir. Tanıtım yapmadan önce küçük bir deneme grubu oluşturmak ürünün kabul görüp görmediğini anlamanızı sağlar. Kötü yorumdan korkmayın. En net yol haritasını onlar çizer.

Sosyal medya artık sadece oradayım demekle yürümüyor. Hedef kitleniz hangi mecrada zaman geçiriyorsa siz de orada olmalısınız. Bazen TikTok’ta viral olmak işinize yarar ya da bazen Google aramalarında çıkmak daha kıymetlidir. Hepsini yapacağım diyerek enerjinizi dağıtmak yerine etkili birkaç kanala odaklanmak daha mantıklı olur. Ayrıca her platformun dili ve algoritması farklı. Oraya uygun içerik üretmeden sadece paylaşmak, suya yazı yazmak gibidir.

Ürün ya da hizmetinizin herkes için olması kulağa hoş gelir ama pratikte mümkün değildir. Hedef kitlenizi belirlemek iletişiminizi sadeleştirir ve pazarlama stratejinizi netleştirir. Ama en önemlisi size uygun olmayan müşteriyle uğraşmak yerine gerçekten ilgilenecek kitleyle bağ kurarsınız. Bu da hem işinizi hem ruh halinizi rahatlatır. Kime ulaşmak istemediğinizi bilmek kime ulaşmak istediğinizi daha net görmenizi sağlar.

İlk müşteriler aslında birer deneme tahtası değildir ama verdikleri tepkiler çok kıymetlidir. Ürününüzü nasıl deneyimliyorlar, süreçte neler aksıyor, neyi sevdiler, neyi eleştirdiler? Bunları iyi okuyup hemen not almalısınız. Çünkü bu geri dönüşler büyüme yolunda size pusula olur. Memnun kalırlarsa sizi başkalarına da önerebilirler ve hatta memnun kalmazlarsa sessizce giderler ama içten içe sizi yavaşlatırlar. O yüzden ilk müşteriyle bağ kurun ve memnuniyeti ciddiye alın.

Her şeyin hazır olduğunu sanmakla gerçekten hazır olmak aynı şey değildir. Ürün/hizmet tamam ama ya sonrası? Kargolama nasıl yapılacak, stok takibi nasıl olacak, iade süreci nasıl işleyecek? Bunlar başlamadan düşünülmezse ilk siparişte bile panik yaşanabilir. İşe başlamadan önce bu temel süreçleri netleştirmek ileride çıkabilecek krizleri daha doğmadan çözer. Sürpriz istemiyorsanız hazırlığı sıkıcı da olsa eksiksiz yapın.

İş fikriniz kafanızda ne kadar net olursa olsun bunu dışarıdan biri anlamıyorsa sorun var demektir. Potansiyel müşteriye ne sunduğunuzu açıkça ve kısa bir şekilde anlatabilmelisiniz. Bu sadece pazarlama açısından değil, güven oluşturmak açısından da önemlidir. “Ben ne yapıyorum, kime ne sunuyorum?” sorusunun cevabı içten dışa netleşmeli. Eğer anlatmakta zorlanıyorsanız belki de fikrin içinde halen netleşmemiş detaylar vardır.

Ucuza satmak bazen hızlı müşteri çekebilir ama sürdürülebilir değildir. Fiyat belirlerken sadece üretim maliyetini değil, aynı zamanda emeğinizi, zamanınızı, işletme giderlerinizi ve olası riskleri de düşünmelisiniz. Aksi takdirde satış yaptıkça zarar eden bir modele dönüşebilirsiniz. Müşteriler bazen sadece fiyata değil, hizmet kalitesine ve deneyime de para öder.
